
Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu
Bir ismi hatırlayamamak, anahtarı nereye koyduğunu unutmak, yönümüzü kaybetmek… Hepimizin yaşayabildiği bu durumlarda “Acaba Alzheimer mı oluyorum?” sorusu aklımıza takılıyor. Eğer bir de Alzheimer hastalığı olan bir yakınımız varsa endişe giderek içimizde büyüyor. Oysa her unutkanlık Alzheimer anlamına gelmiyor.
Uyku sorunları, depresyon, vitamin eksiklikleri ve tiroid hastalıkları da hafızayı ve dikkati etkileyebiliyor. Alzheimer konusunda asıl dikkat edilmesi gereken, unutkanlığın giderek artması ve günlük yaşamı etkilemeye başlamasıdır. Bu nedenle yapılması gereken, kendi kendimize tanı koymak ya da şikâyetleri görmezden gelmek değil; unutkanlığın nedenini anlamak için doğru değerlendirmeye başvurmak olmalı.
ÖNEMLİ OLAN, GÜNLÜK YAŞAMDA NELERİN DEĞİŞTİĞİ
Alzheimer, hafıza ve düşünme becerilerini zamanla etkileyen, ilerleyici bir beyin hastalığıdır. Bu durum, zamanla beyin dokusunun küçülmesine yol açarak bilişsel yetenekleri ve davranışı ciddi şekilde etkiler. Ancak belirtileri yalnızca unutkanlıkla sınırlı değildir. Konuşurken sık sık kelime bulamamak, daha önce kolaylıkla yapılan işleri planlamakta zorlanmak, faturaları takip edememek veya tanıdık bir yerde yönünü karıştırmak da değerlendirilmesi gereken değişiklikler arasında yer alır. Aynı soruyu tekrar tekrar sormak ve alışılmış günlük işlerin giderek daha fazla yardım gerektirmesi de dikkat çekebilir. Burada belirleyici olan, kişinin önceki normal hayatına göre yaşadığı değişimdir.
Alzheimer çoğunlukla 65 yaşından sonra görülse de daha seyrek olarak genç yaşlarda da başlayabilir. Belirtiler 40’lı veya 50’li yaşlarda ortaya çıktığında buna ‘genç yaşta başlayan’ ya da ‘erken başlangıçlı Alzheimer’ diyoruz. Bu nedenle belirtileri yalnızca yaşa bağlamak doğru değildir. Ailede Alzheimer öyküsü bulunması da kişinin mutlaka Alzheimer olacağı anlamına gelmez; aile öyküsü, genel sağlık durumu ve yaşam alışkanlıklarıyla birlikte değerlendirilir.
TANIDA KULLANILAN YÖNTEMLER
Alzheimer değerlendirmesi tek bir testten ibaret değildir; birden fazla yöntem bir arada kullanılır. Klinik Muayene, nöropsikolojik testler, kan testleri ve BOS (beyin omurilik sıvısı) ve nörogörüntüleme gibi ileri tanısal yöntemler kullanılabilir.
Doğru tanı; gerekli tanısal faktörlerin hekim tarafından değerlendirilmesi ile konulabilir.
BİR KAN ÖRNEĞİ NE ANLATABİLİR?
Alzheimer hastalığının günlük yaşamda belirtiler ortaya çıkmadan çok daha önce (10-20 yıl) başlayan bir süreç olduğu artık bilinmektedir. Araştırmaların önemli bir bölümü bu değişikliklerin daha erken ve daha kolay değerlendirilmesine odaklanıyor. Kan biyobelirteç testleri, bu alandaki önemli gelişmelerden biri. Alzheimer değerlendirmesinde kullanılan bu testlerde, hastalıkla ilişkili beta-amiloid ve tau proteinlerine ait göstergeler incelenir. Beta-amiloid 42/40 oranı ve p-tau217, bu amaçla değerlendirilen biyobelirteçler arasındadır.
Hasta açısından kan, Alzhemier testlerinin en konforlu yönü, örneğin rutin kan alımıyla zahmetsizce elde edilmesidir. Bu testler, uygun kişilerde Alzheimer ile ilişkili biyolojik değişiklikler hakkında bilgi sağlayarak hekimin değerlendirmesine katkıda bulunur. Ancak kan sonucunu, kişinin şikâyetlerinden ve hekim muayenesinden bağımsız değerlendirmek doğru değildir. Gerektiğinde ileri incelemelerle birlikte ele alınır.
BU TESTLER HERKES İÇİN Mİ?
Kan testlerinin kolay uygulanması, herkesin rutin olarak yaptırması gerektiği anlamına gelmez. Güncel klinik yaklaşım, özellikle hekim değerlendirmesinde hafıza veya diğer zihinsel becerilerde bozulma saptanan ve Alzheimer’dan şüphelenilen kişilerde kullanımına odaklanır. Testin gerekli olup olmadığına, değerlendirmeyi yapan hekim karar verir.
Herhangi bir yakınması olmayan kişiler için bu testleri genel bir “Alzheimer check-up’ı” gibi düşünmemek gerekir. Aile öyküsü nedeniyle endişe duyan bir kişi de kaygısını gidermek için bu testi yaptırabilir. Fakat ilk adımı, bu kaygısını hekimiyle paylaşmak ve testi hekimiyle beraber değerlendirmek olmalıdır. Amaç yalnızca bir test yaptırmak değil, doğru kişide, doğru zamanda, doğru değerlendirmeyi yapmaktır.

ERKEN ÖĞRENMEK NE KAZANDIRIR?
Erken değerlendirme, yalnızca hastalığa bir isim koymak değildir. Unutkanlığın başka nedenlerinin araştırılmasını, takip ve tedavi planının oluşturulmasını, kişinin ve ailesinin geleceğe daha hazırlıklı yaklaşmasını sağlar.
Günlük yaşam düzeni, ilaçların takibi, ev güvenliği ve aile içindeki görev paylaşımı daha sağlıklı biçimde planlanabilir. Kişi de kendi yaşamıyla ilgili kararlara daha fazla katılabilir.
Bugün Alzheimer’ı tamamen ortadan kaldıran bir tedavi bulunmuyor. Bununla birlikte erken tanı, tedavi seçeneklerine daha erken erişim sağlar. Alzheimer hastalığında ilerlemeyi yavaşlatabilen seçenekler özellikle erken evrede daha uygundur. Erken tanının konulması ile hekimler, uygulayacakları mevcut veya yeni tedavi seçeneklerini erken dönemde devreye alabilirler ve hasta açısından doğru yol haritası oluşturabilirler. Amaç yalnızca tanı koymak değil; bağımsız yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini korumaktır.
Erken tanı aynı zamanda; “Değiştirilebilir Risk Faktörleri”ni yönetmek için zaman kazandırır. Yüksek tansiyon, kolesterol, diyabet, uyku apnesi ve stres gibi faktörler ele alınır. Düzenli hareket etmek, dengeli beslenmek, sigaradan uzak durmak, uykuya özen göstermek ve işitme sorunlarını ihmal etmemek önemlidir. Sosyal ilişkileri sürdürmek ve zihni aktif tutan uğraşlara zaman ayırmak da bu yaklaşımın parçalarıdır. Bir arkadaşla yürüyüşe çıkmak, yeni bir uğraş öğrenmek, okumak veya düzenli buluşmalarla sosyal bağları canlı tutmak, günlük yaşama eklenebilecek güzel başlangıçlardır. Bu alışkanlıklar Alzheimer’a karşı kesin bir koruma garantisi vermez; ancak genel sağlığı ve beyin sağlığını destekleyebilir, bilişsel gerileme riskinin azaltılmasına katkıda bulunabilir.
KAYGIYLA BEKLEMEK YERİNE, DOĞRU ADIMI ATIN
Kendinizde veya bir yakınınızda yeni başlayan, tekrarlayan ya da günlük yaşamı etkileyen değişiklikler fark ediyorsanız bir hekimle görüşün. Özellikle unutkanlığa kelime bulma güçlüğü, yön karıştırma veya alışılmış işlerde zorlanma eşlik ediyorsa değerlendirmeyi ertelemeyin.
Yaşımız ilerledi diye her değişikliği “normal” saymayalım; bir şey unuttuk diye de kendimize Alzheimer tanısı koymayalım. İlk adım, fark etmek ve doğru değerlendirmeye ulaşmaktır.
Alzheimer ile ilişkili kan testlerinin laboratuvar süreci hakkında Talatpaşa Laboratuvarı’na ait tüm şubelerden bilgi alabilir; testin sizin için gerekli olup olmadığını ve sonuçların ne anlama geldiğini hekiminizle değerlendirebilirsiniz.
www.talatpasatip.com
Karşıyaka Şubesi: Yalı Mh. 6523 Sk. Park Yaşam Ofisleri No: 32/B K: 4 D: 417 Karşıyaka/İzmir
0(232) 404 05 55 info@talatpasatip.com







