Özel Röportaj : FERİDUN HÜREL

0
445

“Bir Sevmek Bin Defa Ölmek Demekmiş” , “ Sevenler Ağlarmış” gibi Türk müziğine damga vurmuş şarkıların söz yazarı ve bestecisi Feridun Hürel ile zamandan bağımsız bir sohbete davetlisiniz. Notalarla düşünen, sözlerle fısıldayan usta, Mavişehir Dergisi okurları için sorularımızı yanıtladı. “Müzik, zamanın ötesinde bir dildir” diyen Hürel, 70’lerde attığı tohumlarla, Türkiye’nin müzik tarihinde silinmez bir iz bıraktı. O yılların yaratıcı ruhunu bugüne taşıyan bu eşsiz müzisyen, hâlâ dinleyicilerini büyülemeye devam ediyor.

1970’ler… Türkiye’nin sosyal ve kültürel dönüşümlerle çalkalandığı, müziğin ise Anadolu Pop’tan Progresif Rock’a uzanan geniş bir yelpazede yenilikler ürettiği bir dönem. 

İşte tam da bu yıllarda, Türk müzik sahnesine damga vuran bir aile grubu doğdu: 3 Hürel. Feridun, Onur ve Çetin Hürel kardeşlerden oluşan bu efsanevi üçlü, hem müzikalite 

hem de sahne performanslarıyla dönemin en özgün topluluklarından biri oldu.

1973’de çıkardıkları aynı adlı ilk albümleri, Türk rock tarihinin kilometre taşlarından biri oldu. Albümde yer alan “Sevenler Ağlarmış” ve “Ağlarsa Anam Ağlar” gibi parçalar, dönemin gençleri arasında adeta bir marş haline geldi. Feridun Hürel’in şiirsel sözleri ve grubun deneysel düzenlemeleri, dinleyicilere alışılmadık bir müzik deneyimi sundu.

Kendi bestelerini ve şarkı sözlerini çalıp söyleyen ilk Türk grubu olan “Üç Hürel” 70’li yıllarda fırtınalar estirirken neden devam etmeme kararı aldınız?
70’lerin ortalarında kaçak kaset furyası çıktı ve plak satışları bitti. Müzik ortamı değişti. Ya ortama uyacaktık ya da sahneden inecektik. Biz müzik anlayışımızdan ödün vermeyip sahne hayatına son vermeyi tercih ettik. Bu konuya şöyle örnekler verebilirim; Pink Floyd, Rolling Stones, Deep Purple gibi grupların hepsinin kendine özgü tarzları, soundları vardır. Hiç bilmediğiniz bir şarkısını duysanız kime ait olduğunu hemen anlarsınız. Bu isimlerin hepsi yarım  asırı devirdi. Bu arada nice akımlar geldi geçti ama hepsi tarzlarını ve soundlarını korudu. Rap müzik söyleyen bir Rolling Stones hayal edebiliyor musunuz? Ya da Paul McCartney…

Bir şarkınızı tamamladığınızda, ‘Artık oldu’ dediğiniz anı nasıl tanımlarsınız? Sizi bu noktaya götüren içsel alarm nedir?
Benim üretim sürecim genellikle iki, üç saati geçmez. Şarkılarımın çoğu gerçek olaylara dayanır. Beni etkileyen bir şey olunca gitarımı ve kalem, kağıdımı alırım. Birkaç saat içinde söz de müzik de biter.

Söz yazarken en beklenmedik ilham kaynaklarınız neler?
Yaşadığım gerçek olaylar.

70’lerden bugüne, Türkiye’nin müzik zevki defalarca değişti. Siz bu dalgaların içinde ‘kendiniz kalabilmeyi’ nasıl başardınız?
İşte bu soru çok önemli. Batıya bakın. Orada da akımlar değişiyor ama bukalemun olmayan gerçek sanatçı ve gruplar asla soundlarını ve tarzlarını değiştirmiyor. Bu pencereden bakınca Türkiye’ye grup müziğini getiren ilk ve sanırım tek grup 3 Hürel’dir.

Müzik dışında tutkuyla bağlı olduğunuz bir hobiniz var mı?
Maalesef yok. Aslında çok büyük bir eksiklik. Gerçek mutluluğun anahtarı hobilerdir.

Bir gününüzü anlatan bir film müziği bestelense, hangi enstrümanlar ve tempo size uyardı?
Mesela Beethoven’ın Ay Işığı sonatının birinci bölümü.

Önümüzdeki dönemler için müzikle ilgili sizi ne gibi projelerde göreceğiz?
Menajerim Süheyl Atay çok güzel bir proje başlattı. Şarkılarımı genç sanatçılara yorumlattı. Projenin adı “Feridun Hürel Albüm” tamamlanmak üzere. Ondan sonra da sürpriz bir proje devreye girecek.

Sizin için yapılan “saygı albümü” çok dinleniyor ve seviliyor. Görünen o ki şarkılarınızı gençlere emanet ettiniz. Bir risk aldığınızı düşündünüz mü ve sonuçtan memnun musunuz?
Çok çok beğendim. 30 yıl üniversitelerde dersler verdim. Gençliğin nabzını çok iyi bilirim ve gençlere çok güvenirim. İtiraf edeyim, bazı şarkıları dinlerken bravo benden iyi söylemiş dediklerim bile oldu. Hepsine teşekkür ve minnet borçluyum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz