TALATPAŞA LABORATUVARLAR GRUBU YÖNETİM KURULU BAŞKANI DR. SERDAR SEVEN

0
110

İzmir’in sağlık alanındaki köklü ve güvenilir kurumlarından biri olan Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu, yenilikçi yaklaşımı ve hasta odaklı hizmet anlayışıyla dikkat çekmeye devam ediyor. Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Serdar Seven, Mavişehir Dergisi’ne verdiği özel röportajda hem grubun gelişim yolculuğunu hem de günümüz sağlık sektörüne dair önemli değerlendirmelerini paylaşıyor.

Serdar Bey sizi biraz daha yakından tanımak isteriz.
İzmir doğumluyum. 1993 yılında İzmir Atatürk Lisesi’nden, 1999 yılında ise Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden mezun oldum. Ardından uzmanlık eğitimimi Celal Bayar Üniversitesi Tıbbi Biyokimya Anabilim Dalı’nda tamamladım. Meslek hayatım boyunca hekimliğin gerektirdiği bilimsel disiplin, doğruluk ve etik yaklaşımı her zaman temel ilke olarak gördüm.

Bugün Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu Yönetim Kurulu Başkanı olarak, yalnızca laboratuvar hizmeti sunmayı değil; güvenilir, sürdürülebilir ve yüksek standartlı bir sağlık hizmeti yapısı inşa etmeyi amaçlıyorum. Benim için laboratuvar hekimliği, teknik doğruluğun ötesinde, güven veren bir sistem kurabilmek anlamına geliyor.

Evliyim ve iki çocuk babasıyım. Eşim diyetisyen. Büyük oğlum Yeditepe Üniversitesi Tıp Fakültesi 1. sınıf öğrencisi, küçük oğlum ise Dokuz Eylül Üniversitesi Endüstri Mühendisliği Bölümü 1. sınıf öğrencisi. Ailemle birlikte sağlık, eğitim, disiplin ve gelişim odaklı bir yaşam anlayışını paylaşmak benim için çok kıymetli.

İzmir’de doğup büyümüş biri olarak, bu kente değer katan, güven veren ve uzun yıllar yaşayacak bir sağlık markası oluşturmak benim için sadece profesyonel bir iş değil, aynı zamanda kişisel bir sorumluluk. 

Bir hekim olarak girişimciliği seçtiniz. Tıp eğitimi, bir iş insanı olmanın gerektirdiği refleksleri ne kadar besliyor, ne kadar köreltiyor? Bu ikili kimliği nasıl yönetiyorsunuz?
Bir hekim olarak aldığınız eğitim, size sadece tıbbi bilgi kazandırmıyor; aynı zamanda disiplin, analitik düşünme, dikkat, sorumluluk ve zor anlarda doğru karar verme becerisi de kazandırıyor. Bu özellikler, iş hayatında da çok kıymetli. Özellikle sağlık sektöründe faaliyet gösteriyorsanız, hekimlik formasyonu kurduğunuz yapının sağlamlığını doğrudan etkiliyor.

Ancak girişimcilik, tıp eğitiminden biraz farklı refleksler de gerektiriyor. Hekimlikte mümkün olduğunca hatasız, kontrollü ve temkinli ilerlersiniz. İş dünyasında ise bazen belirsizlik içinde karar almanız, risk yönetmeniz, fırsatı zamanında görmeniz ve hızlı hareket etmeniz gerekir. Bu anlamda hekimlik daha çok kusursuzluğu, girişimcilik ise çevikliği besliyor diyebilirim.

Ben bu iki kimliği birbirine zıt değil, birbirini tamamlayan iki alan olarak görüyorum. Hekim tarafım bana kaliteyi, etik yaklaşımı ve güveni korumayı hatırlatıyor. Girişimci tarafım ise daha büyük düşünmeyi, sistem kurmayı, yeniliklere açık olmayı ve sürdürülebilir büyümeyi sağlıyor. Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu’nda da temel yaklaşımımız tam olarak bu: bilimsel doğruluktan taviz vermeden, çağın ihtiyaçlarına uygun, güçlü ve ileri bakışlı bir sağlık hizmeti sunmak. Ben hiçbir zaman hekimliği bırakıp iş insanı olmadım; hekimliğin değerlerini koruyarak kurumsal bir sağlık markası inşa etmeyi seçtim.

Mavişehir, son 20 yılda İzmir’in adeta vitrini haline geldi. Sizce bu bölgenin kendine has bir ‘sağlık bilinci’ veya ‘hastalık algısı’ var mı? Bölge halkının laboratuvardan beklentisi, İzmir’in başka bir semtindeki bir şubeden farklı mı?
Kesinlikle var. Mavişehir’i sağlık yaklaşımı açısından İzmir içinde özel bir yerde görüyorum. Bu bölgede insanlar sağlık hizmetine daha bilinçli, daha seçici ve daha bütüncül bir gözle yaklaşıyor. Yani yalnızca bir şikâyet ortaya çıktığında değil; sağlığını korumak, düzenli takip etmek ve yaşam kalitesini sürdürmek için de laboratuvar hizmeti almayı önemsiyor. Bu nedenle bölge halkının laboratuvardan beklentisi de farklılaşıyor. Mavişehir’de insanlar sadece doğru sonuç beklemiyor; aynı zamanda hız, konfor, mahremiyet, profesyonel iletişim ve güçlü bir güven duygusu da arıyor. Sonuçların doğruluğu elbette vazgeçilmez temel kriter ama hizmetin sunuluş biçimi de en az onun kadar önemli hale geliyor.

Biz de bu ihtiyacı dikkate alarak önemli bir adım atıyoruz. Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu’nun Karşıyaka şubesini, Park Yaşam Ofisleri’nin zemin katında bulunan kendi yerimize taşıyoruz. Yaklaşık 575 metrekarelik bu yeni alanda, lüks konseptte, ferah, modern ve yüksek standartlı bir hizmet yapısı kuruyoruz. Amacımız yalnızca daha büyük bir alana geçmek değil; Mavişehir’in beklentilerine uygun, güven veren, konforlu ve yeni nesil bir laboratuvar deneyimi sunmak. Mavişehir’de sağlık hizmetinin de yaşanılan bölgenin kalitesiyle uyumlu bir standarda ulaşması gerektiğine inanıyoruz. 

Bir laboratuvar kurucusu olarak sürekli ‘standartlaşma’, ‘kalibrasyon’ ve ‘doğruluk’ peşindesiniz. Peki, günlük hayatta bir insan olarak, kendi hayatınızın ‘kalibrasyonunu’ bozan şeyler neler? Sizi şaşırtan, sistemin dışına çıkaran tutkularınız var mı?
Laboratuvar dünyasında gerçekten standartlaşma, kalibrasyon ve doğruluk çok merkezi kavramlar. Ancak hayatın kendisi laboratuvar kadar kontrollü ilerlemiyor. Kendi hayatımın kalibrasyonunu en çok bozan şey, aynı anda çok fazla sorumluluğu zihnimde taşımak oluyor. Bir yandan hekimlik disiplini, bir yandan yöneticilik sorumluluğu, bir yandan da geleceğe dair hedefler… Bazen insanın zihni, bulunduğu ortamdan çok daha yoğun bir tempoda çalışıyor. Bu nedenle benim için denge çok önemli. Ailemle geçirdiğim zaman, yürüyüş, spor, seyahat ve zaman zaman işten bilinçli olarak uzaklaşıp zihni toparlamak, hayatın kalibrasyonunu yeniden kuran şeyler. Çünkü insan sadece çalışarak değil, nefes alarak da güçleniyor.

Beni sistemin dışına çıkaran şey ise yeni yerler görmek, farklı kültürleri deneyimlemek ve hayatı daha geniş bir perspektiften okuyabilmek. Bugün başarıyı yalnızca işte büyümek olarak görmüyorum; fiziksel, zihinsel ve ailevi dengeyi koruyabilmek de benim için başarının önemli bir parçası. Aslında en zor kalibrasyon, cihazların değil insanın kendi iç dengesini koruyabilmesi.

Teknoloji o kadar hızlı ilerliyor ki, yapay zeka artık teşhis koyabiliyor. Sizce bir makinanın asla anlayamayacağı, sadece bir hekimin sezebileceği bir ‘hastalık hali’ veya ‘insani durum’ var mı? Varsa bu nedir?
Yapay zekânın sağlık alanında çok önemli bir dönüşüm başlattığını düşünüyorum. Özellikle büyük veri analizi, örüntü tanıma, karar destek sistemleri ve bazı tanısal süreçlerde çok güçlü bir araç haline geliyor. Önümüzdeki dönemde laboratuvar tıbbı da dahil olmak üzere birçok alanda hekimlere ciddi katkı sağlayacağına inanıyorum.

Ancak yine de bir makinanın tam anlamıyla kavrayamayacağı bir alan olduğunu düşünüyorum: hastalığın insan üzerindeki yaşanma biçimi. Çünkü hekim bazen sadece laboratuvar sonucuna ya da sayısal verilere bakmaz; hastanın yüz ifadesine, ses tonuna, kaygısına, yorgunluğuna, sessizliğine ve genel duruşuna da dikkat eder. Bazı durumlarda henüz veriye tam yansımamış bir tabloyu, insanın taşıdığı o görünmeyen yük üzerinden sezebilirsiniz. Bu nedenle ben yapay zekâyı hekimliğin alternatifi olarak değil, çok güçlü bir destekçisi olarak görüyorum. Tıp yalnızca veri yönetimi değil, aynı zamanda insanı bütün halinde anlayabilme sanatıdır. Geleceğin en güçlü modeli de bence insan zekâsı ile yapay zekânın birlikte çalıştığı model olacak. Makine veriyi okuyabilir; hekim ise bazen verinin arkasındaki insan hikâyesini sezer.

Sağlık sektörü artık büyük bir endüstri. Yerel ve köklü bir marka olarak, dev sağlık zincirleri karşısında var olma mücadeleniz nasıl ilerliyor? ‘Yerel olmanın’ ve ‘güvenilir marka’ olmanın size sağladığı en büyük avantaj nedir?
Sağlık sektörü büyüdükçe rekabet de büyüyor ama ben sağlıkta asıl farkı hâlâ güvenin yarattığına inanıyorum. İnsanlar laboratuvara sadece test yaptırmak için gelmiyor; doğru sonuç, güven veren bir süreç ve kendisini önemseyen bir kurum arıyor. Bu nedenle bizim için mesele sadece büyük olmak değil; güvenilir, tutarlı ve sürdürülebilir olmak.

Yerel ve köklü bir marka olmanın en büyük avantajı, insanı ve bölgeyi çok iyi tanımak. Beklentileri daha yakından okuyabiliyor, ihtiyaçlara daha hızlı cevap verebiliyor ve hizmetin her aşamasını daha sahiplenici bir şekilde yönetebiliyorsunuz. Sağlıkta bu yakınlık gerçekten çok kıymetli. Çünkü insanlar kendilerini yalnızca bir sisteme değil, aynı zamanda bir güven duygusuna emanet ediyor.

Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu’nun en büyük gücü de bence burada yatıyor. Yıllar içinde oluşmuş güven, teknik doğruluk, etik yaklaşım ve hizmet kalitesine gösterilen özen bizi farklılaştırıyor. Büyük sağlık zincirleri ölçek avantajı sunabilir; biz ise güven, yakınlık, hız ve yüksek standartlı hizmetin birleştiği bir yapı sunuyoruz. Sağlıkta asıl büyüklük, insanlarda oluşturduğunuz güvenin büyüklüğüdür.

Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu’nda hangi hizmetleri almak mümkün?
Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu’nda, günlük klinik uygulamada ihtiyaç duyulan çok geniş bir test ve hizmet yelpazesi sunuyoruz. Biyokimya, hormon testleri, hematoloji, koagülasyon, idrar ve gaita incelemeleri, immünoloji, seroloji, mikrobiyoloji ve çeşitli özel test gruplarında hizmet veriyoruz. Hem rutin kontroller hem de daha detaylı değerlendirme gerektiren durumlar için güçlü bir laboratuvar altyapısına sahibiz.

Bunun yanında laboratuvar hizmetini yalnızca hastalık tanısına yönelik bir süreç olarak görmüyoruz. Günümüzde insanlar sağlıklarını korumak, düzenli takip etmek ve yaşam kalitelerini daha bilinçli yönetmek için de laboratuvar desteğine ihtiyaç duyuyor. Biz de bu ihtiyaca güvenilir, hızlı ve yüksek standartlı bir hizmet modeliyle cevap vermeye çalışıyoruz.

Bizim için önemli olan yalnızca test çeşitliliği değil; bu hizmetlerin doğru cihaz altyapısı, doğru kalite sistemi, uzman değerlendirmesi ve güçlü operasyonel disiplinle sunulması. Çünkü laboratuvar hizmetinde asıl değer, sadece test sayısının çokluğu değil, sonucun güvenilirliği ve sürdürülebilir kalitesidir. Amacımız, hastaya ve hekime ihtiyaç duyduğu laboratuvar desteğini tek bir çatı altında, güven veren bir sistem içinde sunabilmek.

Talatpaşa Tıp Laboratuvarları denince akla ilk gelen ‘güvenilir sonuç’ oluyor. Peki, bu güveni tesis etmek için laboratuvarınızın perde arkasında neler oluyor? Örneğin, bir kan örneğinin sonuçlanana kadar geçtiği aşamaları, uyguladığınız kalite kontrol sistemlerini merak ediyoruz. Hasta sonuç belgesini almadan önce o numune hangi kontrollerden geçiyor?
Güvenilir sonuç aslında yalnızca analiz aşamasıyla ilgili bir konu değil; numunenin hastadan alındığı ilk andan, sonucun raporlandığı ana kadar geçen bütün sürecin doğru yönetilmesiyle ilgilidir. Biz laboratuvar hizmetini bir bütün olarak görüyoruz. Çünkü en iyi cihaz bile, doğru süreç olmadan tek başına yeterli değildir.

Bir numune bize ulaştığında önce doğru kimliklendirme, uygun tüp kullanımı, numunenin alınma koşulları, taşıma süresi ve çalışmaya uygunluğu kontrol edilir. Daha sonra barkod ve izlenebilirlik sistemiyle süreç güvence altına alınır. Yani numunenin her aşaması, başından sonuna kadar kontrollü ve takip edilebilir şekilde ilerler.

Analiz aşamasında cihazlarımızın günlük iç kalite kontrolleri, kalibrasyon süreçleri ve performans doğrulamaları düzenli olarak yapılır. Çıkan sonuca sadece “oluştu” diye bakılmaz; analitik tutarlılığı, biyolojik uyumu ve gerektiğinde önceki sonuçlarla ilişkisi de değerlendirilir. Şüpheli ya da sınırda durumlarda tekrar çalışma, ek kontrol ve uzman değerlendirmesi devreye girer.

Ayrıca sadece kurum içi kaliteyle yetinmeyiz; dış kalite değerlendirme programlarıyla da performansımızı bağımsız olarak izleriz. Sonuç olarak hasta eline bir rapor aldığında, o raporun arkasında görünmeyen ama çok güçlü işleyen çok katmanlı bir kalite ve kontrol sistemi vardır. Talatpaşa’da güven dediğimiz şey tam olarak bu sistem disiplinidir. 

Bizim için sonuç, cihazdan çıkan bir sayı değil; doğruluğu defalarca güvence altına alınmış bir tıbbi veridir. Hasta çoğu zaman sadece sonucu görür; biz ise o sonucun arkasındaki tüm görünmeyen kalite zincirini yönetiriz.

Birçok hastalığın tanısında tek bir tahlil yeterli olmayabiliyor. Talatpaşa bünyesinde farklı branşlardaki test sonuçlarını bütüncül bir şekilde yorumlamaya yönelik bir sisteminiz var mı?
Kesinlikle var. Günümüz tıbbında birçok durumda tek bir test sonucu ile net bir değerlendirme yapmak mümkün olmuyor. Hastalığın ya da sağlık durumunun doğru anlaşılabilmesi için, farklı branşlardaki verilerin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor. Çoğu zaman gerçek anlam, testlerin tek tek sonuçlarından çok, birbirleriyle kurduğu ilişkide ortaya çıkıyor.

Biz de Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu olarak bu bakış açısını çok önemsiyoruz. Biyokimya, hormon, hematoloji, immünoloji, seroloji ve diğer test gruplarından elde edilen verilerin gerektiğinde bir bütün içinde değerlendirilmesi, hem klinik karar süreçleri hem de hasta takibi açısından büyük önem taşıyor. 

Laboratuvarın görevi sadece sayı üretmek değil; güvenilir, tutarlı ve klinik açıdan anlamlı veri üretmektir. Bu nedenle biz sonuçları sadece teknik çıktılar olarak değil, hekimin tanı ve takip sürecini destekleyen bir bütünün parçaları olarak görüyoruz. Bugün iyi laboratuvar hizmeti, yalnızca test çeşitliliğiyle değil; veriyi doğru bağlam içinde sunabilme gücüyle de ölçülüyor. Özellikle yeni nesil sağlık yaklaşımında, laboratuvarın rolü sadece analiz üretmek değil; hekimin karar kalitesini artıracak güvenilir veri bütünlüğü sunmaktır. 

Geçtiğimiz aylarda görkemli bir balo ile 30. yılınızı kutladınız. Düzenlediğiniz gece hakkında ve önümüzdeki dönemlerden beklentileriniz hakkındaki düşüncelerinizi alabilir miyiz?
30. yıl kutlamamız, bizim için sadece bir yıldönümü değil; aynı zamanda emek, güven ve kurumsal hafızanın anlamlı bir ifadesiydi. Yıllar boyunca bu markaya katkı sağlayan çalışma arkadaşlarımız, bize güvenen hekimlerimiz, danışanlarımız ve iş ortaklarımızla birlikte böyle bir yolculuğu geride bırakmak gerçekten çok kıymetliydi. Düzenlediğimiz gece de bu ortak emeğe duyduğumuz saygının ve minnettarlığın bir yansıması oldu. Gurur ve eğlence dolu gecemizde değerli sanatçı Emre Altuğ sahne aldı. Ailesi ile dostluğumuz çok eskiye dayanıyor. Bizim için yeri çok başka olan sanatçımız gecemizi taçlandırdı.

Ben 30 yılı bir son değil, yeni bir eşik olarak görüyorum. Çünkü sağlık gibi güven temelli bir alanda üç on yıl boyunca ayakta kalmak çok önemli; ama asıl mesele bu birikimi geleceğe daha güçlü taşıyabilmek. Bizim için önümüzdeki dönemin ana başlıkları; kalite standartlarımızı daha da yükseltmek, teknolojik altyapımızı güçlendirmek, hizmet deneyimini geliştirmek ve kurumsal yapımızı geleceğin ihtiyaçlarına göre daha da ileri taşımak. Bu vizyonun en önemli adımlarından biri de Mavişehir’de hayata geçireceğimiz yeni merkezimiz olacak. Talatpaşa Laboratuvarlar Grubu’nun Mavişehir şubesini, Park Yaşam Ofisleri’nin zemin katında bulunan kendi yerimize taşıyoruz. Yaklaşık 575 metrekarelik bu yeni alanda, lüks konseptte, modern, ferah ve yüksek standartlı bir hizmet yapısı kuruyoruz. Kısacası 30. yılı, geçmişin gururu kadar geleceğin güçlü başlangıcı olarak görüyoruz. Geçmişimiz bize güven veriyor; ama asıl heyecanımız, geleceği nasıl inşa edeceğimizde.
Instagram:talatpasatip
www.talatpasatip.com

 

 

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz