Modaya özgün bakışı ve yaratıcı dokunuşlarıyla dikkat çeken stilist ve moda tasarımcısı Semiha Karasu ile ilham veren kariyer yolculuğunu ve tasarım dünyasına dair görüşlerini konuştuk.
Bize kendinizden bahseder misiniz ?
Ben Semiha Karasu. İzmir doğumlu bir moda tasarımcısı olarak, mesleğimle olan bağım seçimden ziyade ailevi bir mirasın sonucudur. Küçük yaşlardan itibaren moda dünyasının içinde, kumaşların ve mankenlerin arasında büyüdüm. Herkesin oyuncağı bebekler ve ahşap evlerken, benim dünyam kumaşlar ve mankenlerden ibaretti… Ve bu yıllar içinde damarlarıma adeta bir motif gibi işlenen, profesyonel bir disipline dönüşen yaşam biçimim oldu.
Aldığınız eğitimlerden bizlere bahseder misiniz?
Bu bölümün eğitimini liseden beri alıyorum. İki üniversitemi de bu bölüm üzerine okudum. Kendimi geliştirmek için ayrıca başka eğitim kurumlarından bazı sertifikalı programlara ve belgelere sahibim… Digital ortamda çizim teknikleri eğitimi aldım, görsel hafızamı geliştirmek için çeşitli defilelere ve önemli markaların yarışmalarına katıldım, portfolyo hazırladım. Ödüllü IED Milano sürdürülebilirlik yarışmasına katıldım ve kazandım. Ayrıca şunu da eklemek istiyorum; Eğitimin bitmeyen bir süreç olduğu ve kişinin kendini sürekli güncellemesi, yeni şeyler keşfedip araştırması gerektiği kanaatindeyim. Zaten bu meslekte olması gerekenin tam da bu olduğunu düşünüyorum. Çünkü dünya vizyonu sürekli yenilenme üzerine ve bir sirkülasyon döngüsü içinde. Ayrıca her yeni bir karakter yeni bir tasarım demek benim için.
Moda dünyasına adım attığınız günden bu yana tasarım çizginiz nasıl bir evrim geçirdi?
Kariyerimin başlarında daha deneysel ve form odaklı çalışırken, zamanla estetikle işlevselliği birleştiren, giyen kişinin içinde kendini güçlü hissettiği tasarımlara yöneldim. Bugün çizgimi “zamansız bir modernlik” olarak tanımlayabilirim.

Tasarımlarınızda ilham kaynağınız genellikle neler oluyor? Bir koleksiyonun ruhu nasıl ortaya çıkıyor?
İlham benim için çok katmanlı. Bazen izlediğim bir filmin ikonik bir sahnesi, bazen cafede kahvemi yudumlarken karşıdan yürüyen insanların stillerini inceleyip hayallere dalmam, bazen de bir arkadaşımın hayat hikayesinden, bir şarkıdan, gördüğüm bir çiçekten etkilendiğim oluyor. Koleksiyonun ruhu, bu görsel ve duygusal referansları bir moodboard üzerinde birleştirdiğim an şekillenmeye başlıyor.
Bir koleksiyonun hazırlık aşamasında en çok keyif aldığınız ve en çok zorlandığınız anlar hangileri?
İlk çizimlerin kağıda döküldüğü ve o hayalin canlandığı an en keyifli olanı. En zorlayıcı ama bir o kadar da öğretici kısım ise, o iki boyutlu çizimin kalıba ve kumaşa döküldüğü, yani teknikle hayalin çarpıştığı prova aşamasıdır.
Teknoloji ve dijitalleşme moda tasarımını nasıl etkiliyor? Dijital defileler veya AI destekli tasarımlar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Bunun artısı da eksisi de var tabii ki. Artı olarak gördüğüm taraf şu; Teknoloji moda için artık bir lüks değil, zorunluluk. Kendi çizimlerimi podyumda canlı modeller üzerinde video formatında sunmak, tasarımlarımın enerjisini dünyaya anlatmak için harika bir yol. Dijitalleşme, modayı daha demokratik ve erişilebilir kılıyor… Eksi olarak ise dürüst olmak gerekirse kolaya kaçmak gibi geliyor… bu iki kavramı ince bir çizgi ile ayırmak ve dengede tutmak bence en önemlisi…

Hem bir tasarımcı hem de bir influencer olarak, takipçilerinize stil konusunda verdiğiniz en temel tavsiye nedir?
Her zaman söylerim: “Kıyafetin sizi taşımasına izin vermeyin, siz kıyafeti taşıyın.” Moda geçicidir ama stil karakterin dışa vurumudur. İçinde kendinizi özgüvenli hissetmediğiniz hiçbir parçayı, sadece trend olduğu için gardırobunuza dahil etmeyin.
Sosyal medyada içerik üretirken moda tasarımcısı kimliğiniz size nasıl bir avantaj sağlıyor?
Bir kumaşın dokusunu, bir kesimin neden öyle olması gerektiğini veya bir rengin alt tonlarını bildiğim için takipçilerime sadece “güzel bir görsel” değil, teknik bir derinlik ve vizyon sunabiliyorum. Bu da aramızda daha güvenilir bir bağ kuruyor.
Yakın zamanda büyük bir iş ortaklığına girmeyi düşünüyor musunuz? Bu yeni dönemdeki hedefleriniz neler?
Evet, ben de heyecan verici ve bir o kadar da sorumluluk gerektiren bir döneme girdim. Hayallerimdeki koleksiyonu ve markamı daha geniş kitlelere ulaştırmak, o büyük prodüksiyonları hayata geçirmek için bu bir basamak. Daha cesur, daha ses getiren koleksiyonlar yolda!

10 yıl sonra kendinizi ve markanızı nerede hayal ediyorsunuz?
Sadece kıyafet tasarlayan bir marka değil, bir yaşam biçimi sunan bir marka haline gelmeyi hedefliyorum. Global podyumlarda Türk tasarım gücünü temsil ederken, bir yandan da genç tasarımcılara yol gösteren bir mentor olmayı çok isterim.
Ürünleriniz el emeği mi, fabrika çıkışlı seri üretim mi?
Genellikle el emeği olan çalışmalar yapıyorum. Özellikle dünyamızdaki bir numaralı sorun olan hızlı tüketim çılgınlığına karşıt biri olarak sürdürülebilirliği savunuyorum ve atık kumaşları hayata geçirip, kişinin üzerinde yeni bir nefes olacak şekilde tasarlamak benim en büyük zevkim diyebilirim. Çünkü evinizde giymediğiniz, dolabınızda uzun zamandır duran, atmaya kıyamadığınız eski bir kıyafeti modernize edip, kişinin ruhunu yansıttığımda ortaya çıkan manzaranın verdiği hazzı yaşamak bambaşka bir şey…
Tasarımlarınızı giyen kişiye ne vaat ediyorsunuz?
Kullanıcısına “kendini bulma özgürlüğü” vaat ediyorum. Trendlerin hızla tükenip gittiği bu dünyada, ben kişiye yıllar geçse de modası geçmeyecek bir karakter sunuyorum. Benim parçalarımı giyen kişi, kalabalıkların içinde kaybolmak yerine, kendi özgün hikayesini en kaliteli ve en estetik haliyle anlatma şansı bulur. Ben onlara gardıroplarındaki en sadık yol arkadaşını vaat ediyorum.
Instagram: semihakarasu35






