ECE GÜRSEL İLE ÖZEL RÖPORTAJ

İçsel olarak şu an hayatının hangi dönemindesiniz?
Kendimi en bulduğum zamandayım diyebilirim. Çünkü pandemi çok şey öğretti bize. Bir kere kendi iç dünyamıza döndük. Çok fazla kendimizle baş başa kaldık. Haftanın neredeyse 7 günü çalışan bir insan olarak bir anda oturdum. Yaklaşık 1,5 sene hiç iş yapmadık. Sıfır iş. Sadece ben bu süreçte Youtube kanalına program yaptım. Nurettin Soydan’la beraber bir magazin programı sunduk. Bir bunu yaptım onun dışında zaten iş yoktu. Sektörden çok uzak kaldım. Bir de pandemi döneminde single çıkardım: “Vur Kalbimden” Ben pandemiyi bu şekilde değerlendirdim. Ama bu süreçte kendi iç dünyama çok dönmüş oldum. Birçok şeyi sorgulama fırsatı buldum. Ben bu süreçte korona da oldum. Onu yaşamak vs. hepsi birden insana çok büyük bir ders veriyor. Çevremi azaltma imkanım oldu. İyi geldi bana bu pandemi.

Dostları düşmanları eledim diyorsunuz?
Dostları elemedim aslında ama insanları tam olarak tanıma fırsatı buldum. Yasaklar geldi, yasaklara uymayan insanları, insanların ne kadar duyarsız olduğunu, kurallara uymayanları göz göre göre ölüme giden insanları gördüm. Bunun gibi şeyleri görünce daha dikkatli yaşamaya başladım. Hayatı daha özen göstererek yaşamaya çalışıyorum. Zamanıma daha çok kıymet bilerek geçiriyorum.

İnsanlar sesinizi canlı duydukları zaman ne diyor?
Gülüyor. İnsanlar beni canlı dinledikleri zaman, aman tanrım bu kadın nasıl bu kadar güzel şarkı söyler diyorlar. Ve on senedir şunu duyuyorum; neden doğru şarkı seçmiyor? Ya da neden Ece Gürsel’in sesini bugüne kadar duymadık diyorlar. Bunun gibi hep olumlu hep güzel şeyler duyuyorum. İnsanları şaşırtmak güzel aslında.

Sahneleriniz ne zaman başlıyor?
Önümüzü göremiyorduk. Yasaklar oldu, seller oldu, yangınlar oldu. Hep bir aksilik çıktı. Ülke bu durumdayken kimsenin morali olmuyor. Çok ara vermek zorunda kaldık. Allah’ın izniyle Eylül 15’ten sonra İstanbul’da sahne olabilir. Görüşmelerimiz devam ediyor.

Ablanızla (Burçe Gürsel) aranız nasıl?
Çok iyi. Zaten aynı evde yaşıyoruz.

Ne kadardır aynı evde yaşıyorsunuz?
Kendimi bildim bileli, biz hiç ayrılmadık.

Hiç ayrılmadınız yani aileden?
Bir tek ablam üniversite için Mimar Sinan’a gitti. Ben o zaman burada değildim. Ablamla herhalde bir 6-7 sene ayrı yaşadık. Onun dışında hep beraberdik. Şu an hep birlikte yaşıyoruz. Ama aynı evde değil. Bizim evlerimiz yan yana iki daire. Sabah gözümü açıyorum hemen yana geçiyorum. Ayrı daireler ama her dakika onlardayım. Sürekli çocukların yanındayım. İki tane yeğenim var biliyorsun. Onların yanına gidince hikaye de atıyorum biliyorsun ki hep. Ben annemle birlikte yaşıyorum. Ablamın evinde ise yardımcımız çocuklar ve ablam var. Biz gözümüzü açtıktan sonra hemen yanlarına gidiyoruz ya da onlar bize geliyor. Hep bir komşuculuk halindeyiz.

Ailemden ayrılamam diyorsunuz?
Tabii. Ben aileme çok düşkünüm. Ancak evlenince giderim.

Zaman zaman ablanızla ilgili haberler çıkıyor. Onların sizi etkilediğini düşünüyor musunuz?
Yoo. Düşünmüyorum. Herkesin kendi özel hayatı. Bana saygı duymak düşer. Sonuçta ablam yetişkin bir birey. Neyin doğru neyin yanlış olduğunu anlayabilecek düzeyde. Benim için önemli olan çocuklar. Bir tek çocukların sağlığını, psikolojisini ve mutluluğunu düşünüyorum. Onun dışında kim ne yaşarsa yaşasın. Onların hayatı beni ilgilendirmez.

Peki bununla ilgili soru geldiği zaman ne diyorsunuz?
Aynen bu cevabı veriyorum. (Gülüyor) Bana çok soruyorlar. Beni de mesela bu konuyla alakalı hedef haline getirdiler. Ablam çok büyük bir cesaret örneği gösterdi. Çünkü bu herkesin yapabileceği bir şey değil. Ayrıca hiçbir şey dışarıdan görüldüğü gibi değil. Ortada on yılı aşkın bir zaman dilimi var. Ve iki tane çocuk var. O yüzden insanlar çok önyargılı davranıyor. Tabii ki bunun savunulacak bir durumu yok ama bilmeden de yorum yapmamak lazım. Geniş bir şekilde insanları dinlemek lazım. Tek taraflı bakmamak gerek. Ama zor işler. Ben böyle bir durumun içerisinde olmazdım. Kendi hayatım için söylüyorum. Ben böyle bir seçim yapmam. Allah da böyle bir sınavdan geçirmesin. Ben buna yanaşmazdım ama ablam isteyerek ya da istemeyerek böyle bir dünyanın içerisine girdi. Benim için önemli olan tek konu ablamın ve çocukların mutluluğudur.

“Vur Kalbimden” nasıl doğdu?
Valla ben Ayla Çelik’in kapısını yıllar önce çaldım. Bundan 2,5 sene evvel. Ben seninle çalışmak istiyorum bana şarkı yapar mısın dedim. O da tamam ben seni çok beğeniyorum zaten. Şarkılarını da biliyorum. Sesinin rengi çok karakteristik. Çok güzel şarkı söylüyorsun. Sana bir şey yapacağım dedi. Aradan 1-2 sene geçti. Pandemi vs patlayınca kaynadı bizim şarkı işi. Bir gün oturuyorum. Geçen sene Eylül ayı falandı. Eylül ayında bana şarkıyı gönderdi. Şarkıyı bana Whatsapp’tan gönderdi. İki tane atmıştı hatta. İkisini de çok beğendim ama ben ilkini okuyayım dedim. 1-1,5 ayda çalışmalarını yaptık. Akabinde de klip çektik. Zaten Aralık ayında da DMC şirketinden çıkardık.

İnsanlar size sesinizi daha çok gösterebileceğin bir şarkı söyle diyorlar mı?
Hep bunu söylüyorlar. Bu bir adımdı. Aynı şeyi Ayla Çelik’le de konuştuk. Bu pop dünyasına girişimizdi. Şimdi bundan sonraki hareket, ses rengimi daha gösterebileceğim bir şarkı olacak. Böyle adım adım sakin sakin ilerleyeceğiz.

Yeni şarkınızın hazırlıklarına başladınız mı?
Şu an şarkı arayışındayım. Dinlemedeyim. Ayla Çelik’le görüşüyoruz. Tekliflere de açığım. Cover da olabilir. Bekleyip göreceğiz.

Sunuculuk, oyunculuk, mankenlik, tiyatro, şarkıcılık. Birini seçme hakkınız var. Şansınızı hangisinden yana kullanırsınız?
Bu soru bana çok geliyor. Tiyatro ve oyunculuk diyorum. Hep söylüyorum. Birinci sırada hep tiyatro var. İkincisi şarkı söylemek. Üçüncüsü sunuculuk ve sonuncusu modellik. 20 yılı geçtiği için modellik. Onu en sona aldım.

Bir süre Antalya’da yaşadınız diye biliyorum. Yangınları en derinden siz yaşamış, en çok siz üzülmüşsünüzdür. Hayatınızın büyük bir dönemini orada geçirdiniz. Neler hissettiniz?
Ben zaten yangın olduğunda Marmaris Turunç’taydım. Yangının yine yoğun olduğu yerlerden biriydi. Ve ailemi apar topar İstanbul’a getirmek zorunda kaldım. Antalya için bir de benim evime yakın yerlerde başladı. Kumlu’da evim var. Ben bütün yatırımlarımı Antalya’ya yapıyorum. Muhittin Böcek’le de çok iş yaptık. Onu da çok severim. Önceki başkan Menderes Türel’le de uzun süreler çalıştık. Antalya benim için apayrı bir yer. Bütün eğitimimi tamamladığım bir yer. Tabii ki yangınlar çok üzücü. İçimiz yandı. Üzüldüm. Kendi evim de tehlike altındaydı. En derinden yangını hissettim. Kendi canını düşünüyorsun ölen canları düşünüyorsun. Yeğenlerim o kadar üzüldü ki Sera bile “hayvanların tüyleri yanmıştır onların hepsini eve alalım tüylerini yıkayalım onlara biz bakalım” diyor. Dört yaşındaki bir çocuk bu kadar ince düşünebilirken yetişkinler böyle düşünmüyor. Allah bir daha yaşatmasın.

Yatırım konusunu açmak istiyorum. Ne yapıyorsunuz, ev mi alıyorsunuz?
Ev alıyorum. Kiraya veriyorum.

Kaç tane eviniz var?
Ben malımı saymam. Geleceğimi garanti altına alacak kadar.

Modellik sektörü neden bir yere kadar gidiyor ve neden tıkanıyor Türkiye’de?
Çünkü RTÜK devreye girdi ve televizyonlarda marka isimlerinin telaffuzunu yasakladı, markalar buzlanmaya başladı. TV’de reklamlar kapanınca defileler artık yapılmamaya başladı. Tanıtımlar azaldı. Çünkü adam niye yapıyordu bunu? Magazinlerde boy göstermek için… Atıyorum falanca yerde Mango markasının defilesi yapıldı. Artık marka adı söylenmediği için ve ekranlarda buzlama yöntemine gidildiği için defileler bıçak gibi kesildi. Tamamıyla sebep bu: ekonomik. Mankenlik camiasının ölme sebebi budur.

Peki bir kadın olarak mankenlik mesleğine senelerce devam edilebilir mi?
Kendine iyi bakarsan evet. Benim gibi bakarsan devam edersin. Bak bana kaç yaşıma geldim hala podyuma çıkıyorum. Hala tercih ediliyorum. Çünkü kendime iyi bakıyorum. Alkol sigara kullanmıyorum. Beslenmeme ve sporuma dikkat ediyorum.

Çocuk özlemi duyuyor musunuz yoksa bu özleminizi çocuklarla mı gideriyorsunuz?
Valla ne özlemi ya. Sabahtan akşama kadar çocuklarlayım.

Kendi çocuğum olsaydı bir yuva kursaydım diye mi düşünüyorsunuz yoksa herkes evlenmek zorunda değil mi diyorsunuz?
Herkes evlenmek zorunda değil.

Peki var mı planlarınızın arasında evlenmek?
Hayır, yok.

Yanıma kimseyi yakıştırmıyorum diyorsunuz?
Yok ya. Bu tarz egolu laflar kullanmam. Ben hep şunu savunuyorum ilişkilerde. Sevgiyi saygıyı kaybetmediğim, gerçekten o insanla yaşlanabilecek miyim sorusunun cevabını bulabildiğim bir insanla hayatımı geçirmek isterim. Sonuçta bu işin yaşlılığı var. Her şey şu anda olduğu gibi eğlenelim gezelim tozalım birlikte kalalım şeklinde olmuyor. Konuşabiliyor musun, bir şeyler paylaşabiliyor musun, fikir alışverişinde bulunuyor musun ya da kriz zamanlarını nasıl atlatıyorsun. Önemli olan bunlar. Hayatı her anlamda birlikte paylaşabileceğim bir insan karşıma çıkmadı. Çıksaydı evlenirdim. Çıkmadığı için evlenmedim. Ama bu çıkmayacağı anlamına da gelmez.

Peki hiç aşık oldunuz mu?
Tabii ki. Hiç aşık olmadım diyen bir insan yalan söyler.

Modellik yarışmalarında hep ikinci olmuşsunuz. O dönemde şunu hiç sorguladınız mı? Allah’ım ben neden birinci olamıyorum. Bu gibi hırslarınız var mı?
Hiç böyle düşüncelerim, hırslarım olmadı. Önemli olan şu anda o insanlar nerede? Ben ona bakarım. Birinciler şu anda nerede? Ya da diğer derece alanlar şu an tanınıyor mu? Kim olursa olsun hangi dereceyi alırsa alsın bugün varlar mı? İş yapabiliyorlar mı? Ben bunu önemserim. Ece Gürsel 23 senedir hala varsa, hala iş yapıyorsa ve hala tanınıyorsa bu başarmışım demektir. Düşün yani bugün 20 yaşındaki çocuklar bile beni tanıyor. Onlar daha doğmamışken ben mesleğe başlamıştım. Şu anda benim hayranım 20 yaşında çocuklar var. Benim için önemli olan derece değil kalıcı olabilmektir.

Hep böyle mütavazi misiniz?
Genel olarak böyleyim.

Hiç dedikodu yapıyor musunuz?
Yaparım, çok güzel dedikodu yaparım. Ama ben kırıcı olmayı sevmiyorum. Ben mesela geçmişte bana laf atan insanlara bile mahkeme yoluyla cevap verdim. Hakaret ya da iftira attıklarında bile sesimi çıkarmadım. Bir şey söylediklerinde asla cevap vermem. Bana bunu Hıncal öğretti. 20’li yaşlarımda çok agresif davrandığım zamanlar da oldu. Hıncal hep der ki cevap vermeyeceksin. Sinirleniyordum o zamanlar şuna şöyle desem buna böyle desem diye. Hıncal hayır derdi susacaksın diye beni uyarırdı. Ben de onu öğrendim. Ben durduk yere kimseye sataşmam. Diğerleri gibi planlarım yoktur. Sataşana cevap da vermem. Neden muhatap olayım ki? Bana kimler kimler sataşmadı? A’dan Z’ye, yaşlısından gencine, erkeğinden kadınına bütün meslek gruplarından herkes laf attı.

Hıncal Bey’le eskiden çok samimiydiniz. Hala görüşüyor musunuz?
Babamın arkadaşıydı. Hala telefonda görüşüyoruz. Pandemi yüzünden pek dışarıya çıkmıyor. O benim için başka birisi. Hep iletişim halindeyiz.

Babanızla aranız nasıldı?
Ben babama çok düşkün bir kızdım. Ama ablam anneme daha düşkündür. Babam sporcu anlamında beni yetiştiren adam. Ben sonuçta eski bir basketbolcuyum. Spor kariyerimi babama borçluyum. Sporcu disiplinimi ondan aldım. Bizim onunla diyaloğumuz çok farklıydı. Aşırı severdim. Çok da özlüyorum. Benim için başkaydı. Dünyada bir dilek hakkım olsa sadece babamı geri getirmeyi isterdim. Tekrardan ona sarılmayı, onunla vakit geçirmeyi dilerdim. Beni duyduğuna ve gördüğüne eminim.

Hayatınızda hiç affetmem dediğiniz insanlar oldu mu?
Affetmeyeceğim durumlar olabilir. Çok affedici bir insan olduğum söylenemez. Aslında konusuna göre sonuç değişir. Mesela ihaneti affetmem. Para kazandırdığım, ekmek yedirdiğim insanın sırtımdan vurmasını affetmem. İftira hakaret bu tarz şeyleri de affetmem. Bunlar çirkin şeyler. Ama ufak tefek yalan olur, kırıcı durumlar olur onları affederim.

Estetiğe karşı mısınız? Sizde estetik var mı?
Karşı değilim. Niye olayım? Göğsümde ve burnumda var. Bunu da herkes biliyor. Başka bir yerimde yok. Ben botoks bile yaptırmam. Ama bu yaptırmayacağım anlamına gelmez. Ben mesela iğneli, sıkmalı, delmeli, kimyasal içeren cilt bakımlarını bile tercih etmiyorum. Çünkü çok alerjik bir cildim var. Onun dışında ilerleyen zamanlarda tabii ki yaptırırım. Gerdirme, botoks vs. ihtiyacım olduğunda hepsini yaptırabilirim. Karşı değilim. Güzel yapıldığı ve profesyonel ellere emanet edildiği sürece sıcak bakıyorum. Benim saçımda boya bile yok. Kaşımı bile almam. Ben her zaman doğallıktan yanayım.

Koronayı ağır geçirdiniz mi?
Orta ağırlıkta geçirdim. 15 gün yattım. Annem sağ olsun bana çok iyi baktı. Karantinaya girdi ama anneme geçmedi. Zaten evde hep maske ve siperlik takardı annem. Hep çok iyi baktı bana. İyi besledi ve ben covid döneminde 6 kilo aldım. Covid olup da kilo alan tek insan benimdir herhalde. O da annem sayesinde.

Anne-kız gezmeyi seviyorsunuz gördüğüm kadarıyla?
Annemi çok seviyorum. Dubai’den tut da Maldivler’e kadar aklına neresi geliyorsa götürdüm annemi. Onunla vakit geçirmekten keyif alıyorum. Arkadaş gibiyiz.

İzmir’in sizdeki yeri nedir?
İzmir deyince aklıma gelen şeyi burada söyleyemem. Lakin İzmir benim için hüznü ifade ediyor. Bunu sadece yakın çevrem bilir. İzmir’e ayak basar basmaz ya da adını duyduğumda hüzünlenirim. Bir durgunlaşırım. Benim için İzmir anıların, hüzünlerin şehri…
RÖPORTAJ: İSMAİL GÖKGEZ

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir