İMPLANT MI? KÖPRÜ MÜ?

Toplum olarak gün geçtikçe ağız ve diş sağlığımıza gerekli özeni göstermek konusunda daha da bilinçlensek de yine de çeşitli nedenlerle diş kayıpları karşımıza çıkmaktadır. Diş kayıpları öncelikle estetik sorunlara sonrasında da yemek yemede ve hatta konuşmada zorluklara yol açmaktadır. Neden olduğu estetik, fonksiyon ve fonasyon problemlerine rağmen diş eksikliği çoğu kez kişiler tarafından ihmal edilmektedir. Bu ihmaller sonucunda, kaybedilen dişlerin oluşturduğu boşluğa komşu dişler devrilebilmekte, karşı çenedeki dişler bu boşluklara uzayabilmektedir. Bu durumlar ise hem yapılacak tedavileri zorlaştırmakta hem de dişeti rahatsızlıkları ve çene eklemi sorunları gibi farklı problemleri de beraberinde getirmektedir.

Eksik dişler yerine yapılacak restorasyonlar için tedavi seçenekleri değerlendirildiğinde en popüler öneriler; eksik diş yerine implant yapılması ve boşluğun her iki tarafındaki dişlerin küçültülerek porselen köprü yapılması şeklindedir. Her iki tedavi seçeneğinin de tercih edilmesi gereken durumlar olabilse de uygun kararın verilmesi için birçok vakada hekim ve hastanın durumu birlikte değerlendirmesi gerekmektedir.

Diş hekimliğinde implant uygulamaları artık rutin tedaviler içerisine girmiştir ve bu uygulamaların başarı oranları da literatür bilgilerine göre oldukça yüksektir. Hastanın genel sağlık durumunda bir sorun olmaması ve anatomik olarak çene kemiğinin uygun olması durumunda implantlar güvenle uygulanabilmektedir. İmplantlar, diş kökünü taklit eden titanyum içerikli vidalardır ve çene kemiğine cerrahi bir işlemle yerleştirilir, sonrasında da çene kemiğiyle kaynaşması için bir süre beklenir. İmplant yerleştirilmesi planlanan bölgede yeterli kemik olmaması durumunda ileri cerrahi işlemler gerekebilir ancak bu durumlar tedavi sürecini uzatıp maliyetleri arttırmaktadır. Çene kemiğiyle kaynaşmış implantların üzerine porselen kronlar veya köprüler takılabilmektedir.

İmplant veya köprü yapılması kararını etkileyen genel faktörler değerlendirildiğinde diş hekimleri öncelikle implant yapılmasını önermektedir. İmplant uygulamasının en büyük avantajı tekrar yeni bir dişe sahip olmaktır. Komşu dişlerde herhangi bir küçültme işleminin yapılmaması da diş dokularının korunması açısından avantaj sağlamaktadır. Dişsiz bölgenin uzunluğuna göre implantların sayısı, konumu, çap ve boyları cerrahi işlemler öncesinde hekim tarafından belirlenmektedir. Bu yüzden radyografik değerlendirmeler gerek planlama gerekse çevre dokuların korunması açısından çok önemlidir ve bu amaçla genellikle tomografi kullanılır.

Köprüler kısa sürede hazırlanabilirken, her ne kadar erken yükleme protokolleri de olsa implant destekli restorasyonlar daha uzun sürede sonuçlanmaktadır. Her iki restorasyonun bakımı da özen gerektirse de köprülerin temizlenmesi biraz daha zor olabilir. Özellikle dişsiz boşluğa yerleştirilen porselen dişin dişeti ile bağlantı bölgesinin temizlenmesi konusu hassasiyet gerektirmektedir.

Maliyet konusu, hastaların değerlendirilmesi gereken faktörlerden biridir. Köprü yapımında kullanılan materyal ve teknik seçimi, estetik ve uyumluluk konularında önemlidir ve maliyeti arttırabilmektedir. İmplantlar, daha pahalı bir tedavi seçeneği gibi görülse de çoğu kez üç diş yerine sadece eksik dişin restorasyonun yapılması ve komşu dişlere zarar vermeden bir diş kazanılması uzun dönemde daha avantajlı olabilmektedir.

Gerek implant tedavileri gerekse köprüler; iyi planlama, uygulama ve takip gerektirirler. Her iki tedavi seçeneğinde de kısa veya uzun dönemde başarısız sonuçlar da alınabilmektedir. Bu yüzden diş eksikliklerinde çok zaman geçirmeden diş hekiminize muayene olmanız ve uygun görülecek tedavi seçeneklerinden birine karar vermeniz yerinde olacaktır.

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.