YAŞAM AMACI NEDİR? NASIL KEŞFEDİLİR?

Her insanın içinde yaşamda varoluş amacını ifade eden değerli bir hazine sandığı vardır. Bu hazine sandığının içinde bizi biz yapacak, eskilerin “nev-i şahsına münhasır” dedikleri, kişiye özgü, otantik güçlü bir yan gizlidir. Bu varsayımı kabul ederseniz, şu evrensel doğruya ulaşmamız mümkün olur: Evrensel akıl, yaratıcı zeka; insana yetenek bahşederken, adaletli ve eşit davranır.

Kendi bedeninizi, örneğin yüzünüzü düşünün. Size verilmiş olan yüz, her insanda olan bir yüzdür, ancak tasarımı size özeldir. Bu sadece size ait bir yüzdür. Eşsizdir. Değerine paha biçilemez. Size verilmiş olan ses, diğer sesler gibi ses telleri vasıtasıyla ağzınızdan çıkar. Yüksek ya da alçak, hızlı ya da yavaş, onu dilediğiniz gibi kullanabilirsiniz, herkes gibi. Ancak sizin sesiniz, size özeldir. Eşsizdir. Değerine baha biçilemez.Size verilmiş olan göz, herkeste varolan bir yapıdadır. Görmenizi sağlarken, başkaları tarafından kolayca tanınmanızı da sağlar. Her insanın yüzünde durduğu yerde durur, ancak yansıttığı anlam size özgüdür. Yüzünüzün diğer taraflarını örtseniz bile, sizi gözünüzden tanırlar. Eşsizdir. Değerine baha biçilemez. DNA’nıza kodlu bilgi, saç teliniz, parmak iziniz, tamamen size özeldir; bu sayede tanınırsınız. Eşsizdir. Değerine baha biçilemez.

mavisehir-dergisi-ismail-baris1

Kardeşiniz ve siz, aynı ailede, aynı çevrede, okulda aynı sıralarda, aynı arkadaşlar arasında, aynı toplumsal yapı içinde, aynı dilde, aynı dinde yetişirsiniz; fakat kardeşiniz ayrı, siz apayrı insan olursunuz. Sizi eşsiz, benzersiz, değersiz (değerine paha biçilemez) yapan nedir? Ruhsal yapı içinde, kendi sisteminizde kayıtlı olan yaşamsal program. Kimine göre “Kader” adı verilen bu programa biz, “Yaşam amacı programı” adını vereceğiz.

Yeryüzüne gelirken beraberimizde getirmiş olduğumuz bu program, beden-zihin-ruh sistemimiz içinde yerini alırken, bizim tarafınızdan çözülmeyi, anlamlandırılmayı, kendini yaşamda var etmeyi bekliyor.

Her birimiz “Yaşam amacı programı”nda kayıtlı olan kendimize has güçlü bir ışık taşırız. O ışık; bizim yetenek, meziyet, beceri, ustalık olarak adlandırdığımız “üstün nitelik”lerdir. Bu üstün nitelikli güçlü yan, her insanda farklı farklı şekilde kendini gösterir. Yüzümüz gibi, gözümüz gibi, sesimiz gibi, ilk görüşte tanınabilecek, ayırt edilebilecek, farklılık yaratacak bu özellikler, kişide tezahür etmek, hayata geçmek, doğmak ister.

Mazlow’un “Kendini gerçekleştirmek” adını verdiği o eşsiz varoluş amacı, insan varlığında ışığını yansıtmak, kendini var etmek, bu sayede varolmak ister.

Evet, her insan konuşabilir, yazabilir, koşabilir, dans edebilir, enstrüman çalabilir, resim yapabilir, yüzebilir, şarkı söyleyebilir, taklit yapabilir, yemek yapabilir,sahnede sunum yapabilir, düş kurabilir, satranç oynayabilir, matematik problemi çözebilir, mimari çizimler yapabilir ve daha pek çok şeyi yapabilir… Fakat biri öyle bir konuşur ki, onunki “Ustalık” olur. Biri öyle bir çizer ki, bunun adı “Sanat eseri” olur. Biri öyle bir yazar ki, gerçek bir “Yazar” olur. Biri öyle bir enstrüman çalar ki, gerçek bir “Virtiöz” olur.

Biri öyle bir koşar ki, “Şampiyon atlet” olur. Biri öyle bir problemi çözer ki, “Bilim adamı” olur. Biri öyle bir yemek yapar ki, “Usta ahçı” olur. Biri öyle bir otomobil tasarımlar ki, “Tasarımcı” olur. Biri öyle bir elbise yaratır ki, “Modacı” olur.

“Yaşam Amacı Programı”mız, yaptığımız, yapmakta olduğumuz her ne ise, o şey ile bütünleşmemizde gizlidir. Onunla öyle bir bütünleşiriz ki, kendimizi ondan ayrı bulmayız. O şeyin kendisi oluveririz.

Bir keman virtüözü, onu çalarken kemanı ile öyle bir bütünleşir ki, kemanı adeta bedeninin bir parçası oluverir. Mimar çizdiği yapıyı hayalinde canlandırırken, onun içine girip orada dolaşmaya başlar. Yemek yapan bir usta, yemeğin kendisi oluverir. Şarkı söyleyen sahne sanatçısı, sesini öyle ustalıkla kullanır ki, şarkı, içimizde su olup akıverir. “Yaşam Amacı Programı” her insanda, o insana ait güçlü bir öz-ellik olarak kendini gösterir.

mavisehir-dergisi-ismail-baris3

Yaşam Amacı Programı’nı nasıl tanırsınız?
Kişi, kendini fark etmeye başladığı yaştan itibaren bazı alanlarla yakından ilgilenmeye başlar. Kendiliğinden yapar bunu. Otomobiller, elbiseler, binalar, insanlar, müzik, dans, sayılar, kelimeler, boyalar… Futbol, tiyatro, sanat, hayvanlar, bilgisayar, teknoloji ve daha bir dolu şey… Kişi bunlardan biri (ya da birkaçı ile) ilgilenirken, bu alana yönelmekle kalmaz, o alanın içinde soluk alıp vermek ister. Onu yaparken heyecanlanır. Hayatına o alanı dahil etmek ister. O alanı sadece para kazanma aracı olarak değil, kendi düşlerini yaşama yolu olarak görür. İşte bunu fark ettiği anda kendi yaşam yolu, hatta yaşam biçimi olabileceğini de anlamaya başlar. Bu yol onu yeterince çeşitli zorluklara taşısa bile, O, zorlukları düşünmez bile. Kendine ait bir düşü gerçekleştirme odağına yönelir. Işığını bulmuştur.

Yaşam Amacı Programı iç sistemimizde öyle bir şekilde çalışır ki, bu adeta bizi o yaşam yoluna doğru çeker. Kafamız karıştığında, kararsız kalıp yanlış seçim yaptığımızda, bazı yaşamsal kaygılarla yanlış bir yola girdiğimizde, bizi rahatsız eder, sarsar, dürter, kendi yaşam yoluna çekecek bir dizi “tesadüf” adını verdiğimiz deneyimleri yaşatacak olayları önümüze getirir. Bütün mesela puzzle’ın eksik parçalarını tamamlamamızı, kendi yaşam bulmacamızın ana programına ulaşmamızı sağlamaktır.

Yaşam Amacı Programı’nızı bulduysanız, öz benliğinize de bir ölçüde kavuşmuş olursunuz. Çünkü onunla beraber yaşarken, onunla bütünleşir ve en doğal şekliyle kendiniz olursunuz. Tutku, adanmışlık, yaşam enerjisi size eşlik ederken, yaşamı anlamlı bir sanat eseri olarak yaşamaya başlarsınız. Yaşam, tüm bedeninizde güçlü hislerle yaşadığınız, mutlu olduğunuz, tatmin duyduğunuz  eşsiz bir esere dönüşür. Siz, o eserin kendisi olursunuz.

Bugün Yaşam Amacı Programı’nı hayatında bulmuş olanlar, yaşam yollarına ve yaşamsal deneyimlerine dönüp baktıklarında bazı ortak tesbitlerde bulunuyorlar:

“Çocukluğumdan beri çok sevdiğim, yapmak istediğim şeyi yapıyorum.”
Çocukluk dönemi, özellikle 0-10 yaş arası bilinçaltının etkin biçimde devrede olduğu bir yaşam sürecidir. Bu süreçte hayal gücümüz bize eşlik eder. Sezgisel olarak bazı durumları yaşarız. Hayatın içinde deneyimlediğimiz pek çok şeyi zorunluluk olarak değerlendirmediğimiz için, bu dönemde  iç sistemimizde kayıtlı olan bilgilere, Yaşam Amacı Programı’na kolayca ulaşıp, yaşam yolumuza ilişkin bazı deneyimleri oyunsu süreçler eşliğinde yaşarız. Örneğin, bir çocuğun makinaları tamir etmesi, öğretmencilik oynayıp ders anlatması, arkadaşlarına dans gösterisi yapması, ısrarla bateri çalmak istemesi, taklit yapması, elbise tasarımları yapması vb. durumlar. Bunlar, dikkate almamız gereken önemli ipuçlarıdır.

Özellikle yaratıcı yanını kullanan sanatçılar, çocukluk günlerine işaret etmekte, “Kendimi bildim bileli, bu tarfım beni heyecanlandırmıştır” gibi cümlelerle, yaşam yolculuklarının ilk duraklarına ait anılarını sıklıkla anlatmaktadır.

Yaşam Amacı Programınızı Keşfettirecek Güçlü Sorular:
1.Sizi heyecanlandıran, tutku ile kendine çeken ne/ya da neler var?
2.Çocukluk yıllarınızda ilgiyle yöneldiğiniz neler vardı? Nelerden hoşlanırdınız?
3.En doğal haliyle kendiniz olduğunuz, kendinizi özgün bir şekilde yansıttığınız alanlar neler?
4.Bugün güçlü bir şekilde yaptığınız beceri ya da yetenekleriniz neler? Bunların arasından en çok istek duyduğunuz birini seçiyor olsaydınız, sizin için bu hangisi olurdu?
5.Her şey mümkün olsaydı, neler yaparak yaşamayı seçerdiniz?
6.Hayalinizde canlandırdığınız, sizi kendine çeken, çekilim duyduğunuz hangi alan/ alanlar var?
7. Kalbinizin gideceği yolu izleyecek olsanız; ”Bu tam benlik”, “Tam bana göre” diyebileceğiniz, yaşam enerjinizi arttıracak hangi yolu izlerdiniz?

mavisehir-dergisi-ismail-baris4

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir