TENİSTE, EŞİTLİK NEDEN VE NASIL BOZULUR?

Teniste her iki taraf içinde her şey 0-0 yani eşit başlar. Bir kazananın ve bir de kaybedenin olduğunu düşünmeliyiz, yani beraberlik diye bir kavram teniste söz konusu değil.

Peki ne oluyor da, maça eşit durumda başlayan iki tenisçiden birisi maçtan galip ayrılırken, diğeri kaybediyor.

Kazanan ve kaybeden tarafın belirlenme sürecinde yani maç boyunca o kadar çok değişiyor ki, sonucun kesin belli olması için maçın bitmiş olması gerekiyor.

Keza, tenis öyle enteresan bir spor branşı ki her şey bir anda ters dönebiliyor. Bir taraf açık ara önde giderken, mesela ilk seti 6-0 almışken ve ikinci sette 5-0 öndeyken bile maçın seyri değişebiliyor.

İşte bu süreç tamamen momentumla ilgili, peki tam olarak momentum ne? Anlatayım, momentum hayatta da, teniste de mevcut olan bir şey, kazananı ve kaybedeni belirleyecek çok önemli bir güç, momentum maçın içerisindeki akışı, süreci yönlendiren gizli bir güç.

Bir tenisçi düşünün, maç sırasında, o gün harika bir performans sergiliyor. Tüm vuruşları mükemmel, attığı servisler rakibi zorluyor, returnler gerçekten rakip için sıkıntı yaratıyor, forehandleri hiçbir zaman bu kadar etkili olmamış, rakip, backhandinene kadar baskı yaparsa yapsın onun için fark etmiyor. Her vuruşunu o kadar rahat biçimde yapıyor ki kendisini o kortun hakimi olarak görüyor ve görmekte de haklı. Neden mi? Çünkü gizli güç momentum bugün ondan yana. Evet aklımıza hemen şu soru geliyor. Peki momentum neden o maçta kazanan tenisçiden yana ve momentum ondan yanaysa diğer tenisçi tası tarağı toplayıp gitsin mi?

Tabi ki öyle değil. Momentum her an değişebilen ve her an kortun diğer tarafına geçen gizli bir güçtür. Az rastlanılan bir durum ama 6-0,5-0 ve 40-15 önde olan bir oyuncunun, yani sadece bir puan alıp maçı sonlandırabilecek durumdayken, o puanı hanesine yazdıramayıp sonrasında da maçı kaybettiğine tanık olduğum zamanları hatırlıyorum.

Maçtan sonra birbirleriyle maç hakkında konuşanların ‘her şey’ bir anda değişti ve önde olan birden geriye düştü ve maçı kaybetti dedirten’ her şey’ işte momentumdur.

Ve aslında momentum kazanandan yana değildir, kazanan taraf momentumu yönlendirir.

Momentum nasıl mı yönlendirilir. Bunun tam bir tarifi yok ama ben oyuncularıma özellikle yaşı küçük olanlara bu karmaşık durumu şöyle özetliyorum, momentum her zaman maçı kazanmak için gerekenleri tam anlamıyla yapanın yanındadır.

Tenis maçında da hayatta da momentum başarılı olmak için ne gerekiyorsa, onu eksiksiz biçimde yapmaya çalışanın ve o çabayı sarf edenin yanında olmuştur. Ve öyle olmaya da devam edecektir.

Tenis maçında kazananı şansın belirlediğine hiçbir şekilde inanmıyorum. Tenis asla şansa dayalı bir oyun olmamıştır. Her zaman gerekenleri, rakibinden daha iyi uygulayanlar, maçı kazanmışlardır.

Benim, oyuncularıma her zaman söylediğim bir cümle vardır.Karşınızdaki rakip kim olursa olsun, siz kortun kendinize ait olan tarafında doğruları ve gerekenleri yapmaya çalışın. Zaten bunu yaptığınızda karşıdaki kişinin kim olduğunun hiçbir önemi yoktur. Kazanan olmak için ‘gerekenleri’ yapın ve başka da bir şey düşünmeyin… Peki yapılması “gerekenler” ne mi? Mücadele, inanç ve asla vazgeçmemek.

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir