Ömrünün 112.000 saatini harcamak mı? Kendini gerçekleştirmek mi istersin?

“Ya sevdiğin işi yap, ya da yaptığın işi severek yapacak yeni yollar bul” felsefesini benimsemeli insan.
Bu felsefe yoluna ışık tutmuyorsa, ayakların geri geri giderken işe gidiyorsan, o ayaklar bir gün olur, seni taşımak istemeyebilir. Ya da o beden, işine ruh katamadığı için, ruhsuz işler senin sonun olabilir.

***

Mutsuzluğun arttığı bir toplumda, bu dengeyi bozacak olan, yeni nesil insanın, iş yaşamının kararını bilinçli bir donanımla vermesi olacaktır.
Mutlu bir toplum hepimizin sorumluluğu. Eğer mutlu bir toplum istiyorsak, her birimizin, rastgele, gelişigüzel, amaçsız, hedefsiz, vizyonsuz gelecek kararları vermeye son vermemiz gerekiyor.

***

Potansiyelinin farkına varamayan…
Yeteneklerini bilmeyen…
Seçeneklerini göremeyen…
Başkalarının fikrine göre davranan…
Ailesinin hedeflerin kendi
hedefi yapan…
Korkuları ile seçim yapan…
Parasal koşulları ilk planda tutan…
Kapağı herhangi bir yere atmak isteyen… Bir nesil geride kalmalı, tarih olmalı artık.

***

Yeni çağın insanıysan, içindeki cevheri bilmek durumundasın.
O cevherden herkeste olduğunu, ancak seni sen yapan çok güçlü bir yanın varolduğunu…
Bunu açığa çıkarmanın yolunun, kendini etraflıca tanımak olduğunu…
Kendine değer verip, sende saklı gizli hazine için araştırma yapmanın sorumluluğun olduğunu…
Anlamalısın.

***

Yeni çağın insanıysan,
Kendi yolunu çizecek kaynakları bir araya getirmeye,
hayallerine kaptanlık etmeye,
bilinmeyen dünyaları bilinir kılmak için deniz aşırı bir yolculuğa çıkmaya,
okyanusları aşacak yürekliliğe sahip olmalısın. Ebeveynlerinin, öğretmenlerinin, arkadaşlarının senin geleceğin hakkındaki düşüncelerini, hatta kararlarını dinlesen de, en son kararı verecek olanın sen olduğunu onlara hatırlatmalı, kendi hayatına ve hedeflerine sahip çıkarak kendini ileriye taşımalısın.
Yeni çağın insanıysan, önündeki 112.000 saat için, heyecanlanmalısın.
Bir an önce kolları sıvamak, iş başı yapmak, fayda odağında çalışmak, ürettiklerinle, verdiğin hizmetle, başkalarına değer katarken, yaşamın sana verdiği armağanlara karşılık, sen de kendi Öz’ünden olanı paylaştıkça, yaşam gibi doğurgan olduğunu anlamalısın.

***

Ömür dediğin üç beş nefesse,
Sen o üç beş nefesi alıp, beşe, ona katlayacak yeni yollar bulmalısın.
Ömrünün bugün son günü olsa, vicdanını ve yüreğini yokladığında,
“Şunları şunları yaptım, yine olsa yapardım, iyi ki de yapmışım” diyebiliyorsan, birileri rahat nefes alıyorsa senin de katkılarınla…
Sen de rahat nefes verebilirsin işte o zaman.

***

Ömrünün 112 bin saatini, iş yaşamında  harcamak mı, işini yaparken kendini gerçekleştirmek mi istersin? Bu soruya vereceğin cevap, senin geleceğini şu anda inşaa edecektir. Şu anda nerede, ne yapıyorsan, eğer içinin onay vermediği bir yol üzerindeysen,
o yoldan seni çekip çıkaracak imgelem gücüne sahipsin.
Şimdi ve tam da bu anda, ne istemediğine değil, nerede ne yaparak değer yaratmak istediğine odaklan ve bunu ifade et.
Gir içine düşlerinin, kucakla kendini, yürü içinde, ak git. Dön sonra kalbini yokla, yolunda mı her şey?
İçin onay veriyor mu yeni duruma?
İçinde itiraz eden bir şey var mı?
Taa derinden onay veriyor musun?
İtirazların varsa, dinle, dinle ve konuş onunla.
Ve bil ki, insan kendini dinlerse ancak, derinlerindeki düşlerini anlayabilir.
Ve ikna gücü, önce kendinden kendinedir.

***

Hiç bir şey için mecbur değilsin.
Hiç bir şeyi zorla yapmak durumunda değilsin.
Değer vermediğin bir iş, sadece senin omzunda yüktür.
Ve eğer o işi yaparken yeterince özgür değilsen, ne ömür geçer, ne de insanlığın gelişir.
Bir şeyleri değiştirmeden ne kadar gelişim sağlayabilirsin ki?
Çünkü insan dediğin, önünde sonunda hak ettiğine inandığı ve kendine layık bulduğu bir hayatı yaşar.

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir