KENDİNİ GÜNCELLEMEK ÜZERİNE

Dün senin için değerli olan bir şey, bugün için değersiz hale gelebilir. Önceliklerin değişmiştir. Yaşama bakışın değişmiştir. İhtiyaçların değişmiştir. Dünkü sen gitmiş, yerine bugünkü sen gelmiştir. Tıpkı, onu bırakıp gider diye annesinin dizinin dibinden ayrılmayan o çocuk olmadığın gibi, dünkü sen de değilsindir. Bu olağan hali kabul etmez, duygusal bağlarınla davranmaya kalkarsan; içinde bir taraf bir şey der, diğer taraf başka bir şey. Ve sen bölünürsün. Parçalanırsın. Dağılırsın. İç dünyanda alt-üst oluşlar başlar. Hayatla birlikte akamaz olursun.

Dünkü akıl, dün seçtiklerine bugün de yönelir. Bugünkü akıl, seçimlerini günceller. Senin bir yanın düne bağımlı yaşamaya meğillidir. Konforunu bozmak istemez. Diğer yanın, değişim ister. Bugünkü sen, dünkü aklına, kesin bir dille, artık yeter der. Dünkü akıl zihninde işgal ettiği yeri boşaltmalıdır ki bugünkü akıl gelip oraya yerleşsin. Bugünkü aklın, dünkü aklınla seçtiklerinin geçerliliğini sorgular. Yaşadığı güne uygun düşüp düşmediğini bilmek ister. Nihayetinde zaman köprüsünün altından çok sular akıp gitmiştir.

Çiçekler koparıldıktan sonra solar.Sebzeler, meyveler çürür. Tüketilecek yiyeceklerin bir ömrü vardır. Son kullanma tarihinden sonra atmak zorunda kalırsın. Dün yediklerini, bugün içinden atmak, çıkarmak için her gün tuvalete uğrarsın.

Teknolojik ürünlere bak: Orada da durum hiç farklı değildir. Telgraf tarih olmuştur. Daktilolar, müzeliktir. Mektup yazmak, nostaljidir. Düne kadar belinde gezdirdiğin çağrı cihazının yerini bugün son model cep telefonları almıştır. Bilgisayar yazılımları bir üst sürüme geçmektedir.

mavisehir-dergisi-ismail-baris2

Sen dünkü aklınla bugünkü hayatını yaşamayı bırak, aklının, bilincinin sürümünü yükselt, bir üst versiyona geç diye çevrende sayısız örnek onları görmeni, aklını çalıştırmanı bekler. Hala dünkü alışkanlıklarını bugünkü yaşam biçimine uydurma gayretinle yaşamaya devam edecek misin? Beyninin dünkü nostaljik-nörolojik yollarıni silebilir, bugüne ait yeni nörolojik yollar, yeni bağlantılarla yepyeni bir hayat oluşturabilir kendine. Yeter ki sen iste!

Sen, dünkü tanımına uymayacak kadar tanımsızsın. Yargılara, inançlara, kalıplara, kurallara sığmayansın. Hayat şöyle şöyle bir şeydir, dersin… Bir bakarsın ki hayatın ritmi, senin tanımladığın çerçeveyi aşmış…

Ben, böyle böyle biriyim, dersin… Bir bakarsın, senin algın, tanımladığın çerçevenin dışına taşmış… Şunları yaparım, bunları yapmam, dersin… Öyle şeyler yaparsın ki aklın hafızan almaz. Mümkün değil, yapamam, dersin… Kendini o söylediklerini yaparken bulursun. Dünkü aklınla bugünkü zamanı yaşayamazsın. Çünkü sen her an güncellenen doğanın, her an yeniden kurulan hayatın evladısın. Sen, kendini uykusunda bakıma alan, onaran, denge ayarını yapan, iyileştiren, beyin-beden sistemini içinde barındıran dehanın zekasısın.

Beyin sistemin, doğayı model aldığı için, aynı güncellemeyi yapabilmek amacıyla senin talimatını bekler. Niyetini ve odağını değişimden yana kullanman, onun işini kolaylaştırır, senin önünü açar. Bugün hayatını zorlaştıran, seni senden alan ne varsa, onlara yakından bak; çünkü onlar hayat senaryosunda senin bizzat kendine meydan okumanı, cesaretini eline almanı sağlamak için seninle işbirliği yaptı. Kader ağlarını ördü, evet. Senin talimatınla.

Dün seni bulmuş olan ruhuna, bedenine, zihnine tutunup seninle bugüne gelmiş olan ne kadar zayıf tarafın varsa… Şeytanım dediğin, cehennem azabı çektiğin, direndiğin, olur olmaz zamanlarda peşinde hissettiğin… Onlar… Vesveselerin, kuruntuların, pişmanlıkların, suçlulukların, kinlerin, öfkelerin, bağışlayamadıkların… Senin zayıf halkaların… Sen onları biliyorsun… Onlar da seni biliyor… Zihninin oyun alanında kaçacak pek fazla yeri yok şeytanının. Eninde sonunda, dün kendi ellerinle esaret altına aldığın kendini, bugünkü cesaretinle kucaklayacaksın.

Dün seni bulmuş ne kadar kötülük varsa, bugünkü seni yaratmak içindi.Dün seni bulmuş, sayısız sevimsiz olay, dönüm noktası musibet varsa, kendinle hesaplaşman gerektiği içindi. Dün seni bulmuş olan, hayatında görmek dahi istemediğin insan varsa rol verdiğin içindi. Kader, senaryosunu yazarken, senin zayıf tarafların üzerinden tasarımını yapar. O zayıf taraf, aynı zamanda değişmekte direnen usta bir oyuncudur. Dünkü cahil tarafın ile bugünkü bilge tarafın kader dönemeçlerinde karşı karşıya gelirler.

Dünkü aklınla yazmış olduğun hayat senaryon, bugünkü aklının olağanüstü yetenekleri tarafından bozguna uğratılması içindir. Bu oyunla; dünkü aklınla seçtiklerini, bugünkü aklının filtresinden geçirmen gerektiğini öğreniyorsundur. Dünkü doğrularının, bugünkü doğruların olup olmadığını ayırt ediyorsundur. Gerçekliklerin kişisel olduğunu, hangi bilinç boyutundan bakarsan, o boyutun şeklini aldığını anlamaya başlıyorsundur.

Dünkü seçimlerinin bir öğrenme deneyimi olduğunu fark etmek; senaryonla özdeşleşmeni, hatta ondan özgürleşmeni sağlayacaktır. Dünkü tercihlerin sen değilsin. O, dünkü sana aitti. Dün seni sen yapan değerlerinin, rollerinin, yaşam biçiminin bugün de devam edip etmemesi gerektiğine sen karar vereceksin. Bunu her gün yapabildiğinde, o günün hakkını vererek, hak ettiğin gibi yaşarsın.

Hayatının alimi ve hakimi olmanın yolu, benliğinin dünde kalması gereken kısımlarını dünde bırakıp bugünün getirdikleri ile yolculuk yapabilmektir. Hiç sordun mu kendine: Bugünkü sen, dünün kaç adım ilerisine geçti?

mavisehir-dergisi-ismail-baris3

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir