İZMİR İÇİN BEYİN FIRTINASI

Katılımcı demokrasilerin temel taşı STK’lar; yani sivil toplum kuruluşlarıdır… Batıda NGO-Non Governmental Organization(s)-olarak adlandırılan STK’lar çok sesliliğin olmazsa olmaz unsurlarıdır… Tüm medeni ülkelerde istisnasız geçerli bir durumdur bu… Sivil toplum, hak arayışını STK’lar aracılığıyla yapar; tepkisini ve önerisini de yine bağlı bulunduğu sivil toplum kuruluşu üzerinden belirtir…

Demokrasiyi özümsemiş, örgütlü ve bilinçli toplum(lar), STK’larla mümkündür… Ama, sadece STK’ların mevcudiyeti yetmez elbette… Bu, STK’ların sosyal misyonlarının bilincinde olmasıyla da bağlantılıdır…Sadece üyelerine belirli hizmetler üretmekle bitmez görevi STK’ların… Vizyonu sadece üyelerin kaynaşmasını sağlayacak yemekler, piknikler tertip etmekle sınırlı bir STK, “tabela derneği”nden öteye geçemez… Aynı zamanda şehrine, ülkesine karşı da sorumlulukları vardır STK’ların… Olmalıdır da… STK’lar düşünmeli, üretmeli ve fikrini kamuoyuyla paylaşmalıdır… Sosyal sorumluluk projelerine imza atmalı, toplumsal misyonlar da üstlenmelidir STK’lar… Mesela TÜSİAD duruşuyla ve vizyonuyla gerçekten örnek bir STK’dır… “Ben bir işadamı derneğiyim, ekonomiden başka konularla işim olmaz” demez hiçbir zaman TÜSİAD… Eğitimden insan haklarına, seçim sistemine kadar her türlü konuda uzmanlarla birlikte raporlar hazırlar, beyin fırtınalarına ortam hazırlar…

 

***

 

TÜGİAD (Türkiye Genç İşadamları Derneği) Ege Şubesi bu bağlamda çok güzel çalışmalara imza koyuyor… TÜGİAD Ege Şubesi’nin hazırlamış olduğu yeni bir rapor ulaştı elime… Raporun başlığı: “Kentsel Dönüşüm-İzmir’in Dönüşümü Hakkında. Çalışmada İzmir’in imar sorunlarına dikkat çekilirken, neler yapılması gerektiği hususunda bence çok rasyonel öneriler gündeme getirilmiş… Raporu TÜGİAD Ege Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi ve Kentsel Dönüşüm Komisyonu Başkanı İnşaat Yüksek Mühendisi Evren Taşkıran hazırlamış. İzmir’in mimari açıdan ne kadar vahim bir durumda olduğunu ortaya koymak için gökyüzü çekimlerine ihtiyaç olmadığı belirtiliyor raporun girişinde… Katılmamak mümkün değil… Özet bir durum analizi yapılmış ilk satırlarda… “…Şehrin merkezi tanımını daraltıp, şehrin kalbi olan Alsancak-Konak bölgesine giriş yapmak için mevcut güzergâhlardan Alsancak girişi seçildiğinde, viyadüğün solunda yıpranmış görünümlü liman depoları ve antrepolar, sağında ise büyük bir konteyner limanı; diğer alternatif olan Basmane girişi seçildiğinde ise, sağda dere boyunca dizilmiş Ege mahallesi, solda ise tepeler boyunca uzanan gecekondular göze çarpmaktadır. İzmir’in en merkezi meydanında, Konak Saat Kulesi’nden Hükümet Konağı’nın arkasına Kadifekale yönüne bakıldığında görülen niteliksiz yapılaşmalar ve kentin kuzey-güney yakalarını bağlayan ana arter olan Altınyol’dan Karşıyaka yönüne seyrederken sağda yükselmekte olan rezidans ve plaza gökdelenlerinin arkasındaki Bayraklı sırtlarının silueti, çarpık kentleşmenin en belirgin fotoğraflarını sunmaktadır…”

 

***

 

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın hazırlamış olduğu 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un yalnız kentin çeperlerindeki illegal yapılaşmaları hedeflediği vurgulanan raporda TÜGİAD dönüşümün nasıl olması gerektiğini sorgularken, İzmir’in kimlik sorununa da dikkat çekiyor: “…İzmir için sorulması gereken soru, dönüşümün nasıl olacağıdır. Manhattan tarzı bir gökdelen şehir mi, merkezinde sanayisini barındıran bir endüstri şehri mi, yoksa Akdeniz’e kıyısı olan bir liman ve ticaret kenti mi?”

 

***

mavisehir-dergisi-ugur-oral2

Raporda “Modern bir şehir yaratmaya çalışırken, onun aynı zamanda geçmişle bağlarını koparmayacak biçimde kavramsal bir planlama anlayışıyla dönüşümünün sağlanması önemlidir” fikri öne çıkıyor… Çalışma hazırlanırken benzerlik taşıması ve karşılaştırma olanağı sunması açısından Akdeniz’e kıyısı olan 32 tane şehir incelenmiş. Bunlar arasından İzmir’le benzer nüfusa ya da nüfus yoğunluğuna sahip, aralarında Valensiya, Barselona, Marsilya, Napoli, Pire, Beyrut, Tel Aviv, İskenderiye, Tunus, Cezayir’ in bulunduğu 10 tane liman şehri seçilmiş. Raporda İzmir’in çehresini değiştirecek birçok alternatif proje de önerilmiş. Örneğin kentsel dönüşümle yenilecek binaların dış cephelerinin aynı biçimde dizayn edilip bir kent bütünlüğü sağlanması, merkezdeki cadde ve sokaklarda tretuvar bordürü ve zemin kaplaması olarak doğal ve yerel yapı malzemelerinin kullanılması öneriliyor… Raporda kent estetiğine yönelik oldukça ilginç katkılar da öneriler arasında. Örneğin Bayraklı-Salhane sahil şeridinde deniz üzerine şehrin her tarafından görülecek sembol niteliğinde bir kültür sanat kompleksi yapılması öneriliyor. Alsancak Limanı’na anıtsal nitelikte teleferik binası ve beraberinde Liman-Kemeraltı-Kadifekale arasına teleferik hattı kurulması teklif ediliyor. Atakent, Nikâh Sarayı, Alaybey Tersanesi, Salhane, Tarihi Asansör ve Türk Koleji’ ne yeni iskeleler yapılması, düşük sayıda yolcu taşınmasına olanak sağlayan deniz taksisi hizmetinin hayata geçirilmesi de rapordaki öneriler arasında…

 

***

 

TÜGİAD Ege Şubesi daha önce de hükümete sunulmak üzere “İzmir Uluslararası Eğitim Merkezi” başlıklı bir proje için kolları sıvamıştı… Şimdi de bu raporla, bir STK olarak sosyal sorumluluğuna sahip çıktığı gibi, kentlilik bilincine de güzel bir örnek oluşturmuş bence… Şube Başkanı Musa Turan hazırladıkları bu raporu bir “niyet mektubu” olarak nitelendiriyor. Çok güzel bir benzetme… Niyet mektuplarının çoğalması, STK’ların sosyal misyonlarını yerine getirme arzusunun bir göstergesidir… Keşke İzmir’de bütün STK’lar benzer çalışmalar sergileseler… Böyle renkli bir beyin fırtınasında kim bilir ne değerli projeler, fikirler ortaya çıkar… Ve elbette bundan İzmir kazançlı çıkar… Tabii burada medyaya da büyük  görev düşüyor. Medyanın bu tarz çalışmalara destek vermesi, STK’ların bu çabalarını gündeme getirmesi ve kamuoyunda tartışmaya açması gerekiyor… Bir örnek vereyim… 2001 yılında, ESİAD (Ege Sanayicileri ve İşadamları Derneği) dönemin hükümeti tarafından hazırlanan İş Güvenliği Yasa Tasarısı ile ilgili  çalışma yapmıştı… Hazırlık safhasında okumuştum raporu… Türkiye’de istihdamın üzerindeki vergi yükünün diğer ülkelerle kıyaslandığı ve çok ilginç sonuçlar, son derece akılcı öneriler içeren bir mükemmel bir çalışmaydı… Doktora tezi hassasiyetiyle hazırlanmış bilimsel bir rapordu… Dönemin ESİAD Başkanı Sayın Deniz Taner’e raporun dört dörtlük bir çalışma olduğunu, bunu mutlaka ulusal basınla da paylaşmalarını gerektiğini söylemiştim… İzmir’de konuyla ilgili yaptıkları basın toplantısı yerel gazetelerde bir iki satırla yer bulabildi ancak… Öylece de kaldı… Yazık oldu verilen emeğe… O yüzden hem medyanın hem de şehri yönetenlerin (seçilmiş ya da atanmış) mutlaka STK’lara ses vermeleri, STK’larla sinerji yaratmaları çok önemli…

 

***

 

Yeniden TÜGİAD Ege Şubesi’nin raporuna dönersek… Girişteki tespite katılıyorum. İzmir’in merkezi, görsel açıdan hiç de iddia edildiği gibi “güzel bir şehir” değil… Yerel yönetimlerin hatalı kararları neticesinde geri dönüşü imkânsız hatalar yapılmış… Örneğin, Kordon’u eski haline çevirebilir misiniz? Körfez’i yeniden yüzülebilir hale getirebilir misiniz mesela? Ütopya! “Olmuşla “ölmüşe çare yok” der eskiler… İzmir’i gerçekten de şairleri kendisine aşık eden “çok güzel” günlerine döndürmek imkânsız… Ama bazı rötuşlarla, bazı eklemelerle ve düzenlemelerle her şeye rağmen mevcudu korumak ve süslemek mümkün… Önemli olan beyin fırtınası yapabilmek.. Sadece mimari sorunlarda değil, her alanda… Bu beyin fırtınasını yaparken de, vizyoner görüşlere şans tanımak… Daha muhabirlik yıllarımda tanıdığım bir mimar Orhan Erdil vardı mesela… İzmir için öyle yaratıcı, hatta “çılgın” denilebilecek projeleri vardı ki… Keşke zamanında bir kulak veren olsaydı…  Keza dönemin İzmir Valisi Kutlu Aktaş’ın ANAP’tan İzmir Büyükşehir Belediye Başkan adaylığı döneminde körfeze İzmir’in iki yakasını buluşturacak bir köprü önerisi vardı.. Hala hatırlar ve tartışır kamuoyu… Tüm Türkiye’nin adını bildiği mimar Prof. Dr. Ahmet Vefik Alp vardır örneğin… İstanbul’a yönelik uçuk projeleri insanın ağzını açık bırakır dinlerken…

 

***

 

STK’ların önemine vurgu yaparak başladığım yazımı aynı perspektiften bakarak bitirmek istiyorum… Bir şehrin yarınlarını ilgilendiren beyin dalgalanmalarında STK’ların misyonu küçümsenemez ve yadsınamaz… Bunu başarabilen oluşum gerçek anlamda bir STK’dır.. Yoksa sadece bir dernektir… TÜGİAD Ege Şubesi kafa patlatmış, emek vermiş, İzmir için bir çalışma hazırlayıp kamuoyuna sunmuş… Bu çabanın ve vizyonun diğer STK’lara da örnek olmasını diliyorum… Çünkü, ortak akıl dediğimiz sinerji ve konsensüs, sadece belirli kesimlerin değil herkesin dahil olacağı bir beyin fırtınasıyla mümkün…

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

4 Comments

  1. Pingback: Mavişehir Dergisi Temmuz 2014 | En İyi Dergi

  2. Sefa SELANİKO

    21 Temmuz 2014 at 20:29

    Değerlii yorumlarınız için çok teşekkür ederim Sayın ORAL.

    Sivil toplum örgütleri, demokrasi kültürünü evrensel anlamda yaşayan, kuvvetler ayrılığının sağlandığı tam gelişmiş ülkelerde, vatandaşların hak ve özgürlüklerinin teminatı olarak bireysel hakları ve özgürlükleri güvence altına almak gibi çok önemli misyonların tartışılmaz savunucularıdır.

    Bir dünya şehri olan İzmir’de bu alanda yaşanan umut dolu atakları geliştirebilmek için, aynen vurguladığınız gibi, herkesin dahil olacağı bir beyin fırtınasının zamanı geldi de geçiyor bence..Yrd.Doc.Dr . Sefa SELANIKO

  3. Aşkın Ertuna

    22 Temmuz 2014 at 01:32

    Ortak akıl kavramına sonuna kadar katılıyorum.Ama sizinde ifade ettiğinis gibi herkesin görüşünü beyan edebileceğini bir ortak akıl.Zamanında İzmirde bir kaç kişinin fikri ortak akıl olarak kabul ediliyordu.Sen ben bizim oğlanın akşam yemeklerindeki sohbetleri İzmirin genel görüşü gibi sunulurdu. Umarım İzmirde dediğiniz gibi böyle bir beyin fırtınasıgerçekten ortaya konabilir…

  4. İzmirli

    22 Temmuz 2014 at 02:26

    STK’ların önemini ortaya koyan düşünceleriniz çok doğru.Batıdaki STK’ların yaptırımı ve işleviyle bizim ülkemizdekilerin arasında uçurum var sanki.Keşke tüm STK’lar böyle aktif ve bilinçli çalışmalar içine girseler.Yazınız için çok teşekkür ederiz.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir