İNTERNET DÜNYASINDA YARATICILIK SENİ ÇAĞIRIYOR

İçinde bulunduğumuz çağ bilgelik ve yaratıcılık çağı! Ne mutlu ki, bir grup insanın yarattığı, bir grup insanın onları hayranlıkla takip ettiği bir dönemden, grup grup insanların, akın akın yazıp çizdiği, korolar kurup solo şarkılar söylediği, bir araya gelip sergi açtığı yeni yüzyılın yenilenen insanlarıyız.

Yaratıcılık, kimsenin tek-elinde değil, hepimizin yüreğinin içinde çok geniş bir bahçede; yeni yeni tohumlarla meyve veriyor, içimizin derinliklerinden beslenip kök salıyor. Tarihe damgasını vuran sanat-edebiyat akımlarının, ‘İzm’lerin yerini, bireysel, özgün çalışmaların aldığı bir dönemin tanıklarıyız.

Sanat eserini gün ışığına çıkarmak için kapı kapı gezip, sektörün önemli kişilerince kabul görmesini beklemek, “Uygun bulunduğunda” ve bazı tavizler verilerek, sansür kurulunun denetiminden geçerek geniş kitlelere ulaşımının sağlandığı karanlık dönemlerin bitişini görebildik. Ülkeler arası duvarların yıkılışı kadar önemli bir devrimdir bu. Öyle bir çağın dünya vatandaşıyız ki, dünyanın bir ucunda tohumlanan bilgi, dünyanın diğer bir ucuna ışık hızıyla ulaşabiliyor, internet sayesinde. Öyle bir çağın dünya vatandaşıyız ki, yazdığın, çizdiğin, resmettiğin, tasarımladığın eserini, fırından çıkar çıkmaz, sıcağı sıcağına yayına verebiliyorsun, dijital dünyanın binlerce takipçisinin gözü önünde. Şarkı mı üretiyorsun, evinde minik bir stüdyo kurup kendi müziğini yapabilir, dünya çapında takipçilerinle buluşabilirsin. Yüklediğin bir şarkı, bir video her an keşfedilebilir, binlerce, milyonlarca talipçiye ulaşabilirsin. Resim mi yapıyorsun; eserini sanal sanat galerine yükle, uzaklara duyur yüreğinin sesini. Sanat eseri yemekler, pastalar mı yapıyorsun; instagram da yayınla. Sen ne kadar butik çalıştığından ve ne kadar yaratıcı olabildiğinden haber ver. Bu pastaların müşterisi hazır bile! Bilgisayar oyunları, animasyon vb. yaratıcı yeteneklere mi yöneldin? Bu durumda seni bekleyen kayda değer web siteleri var. Yaratıcılık için yeterince emek ve zaman vermeye hazırsan, sadece evinden çalışarak bir şirkette çalışıp kazanacağın paradan daha fazlasını kazanabilirsin. İnternet dünyasında, 17’li yaşlarında olup bilgisayar oyunları tasarımları yaparak evinden hizmet veren, bu şekilde  para kazanan gençlerle tanışmanız mümkün. Animasyon ürünü karakterlere giysi tasarlayıp, hem yaratıcı potansiyelini kullanan, hem sevdiği işi yapan bir arkadaşım var. İnternet üzerinden İspanya, İtalya, Almanya gibi bir çok ülke ile profesyonelce çalışıyor. Aynı şey reklam, endüstri ürünleri tasarımcıları için de söz konusu. Her birinin home-ofice’leri var. Bu ofislerini café’ye, metroya, alışveriş merkezine taşıyabiliyorlar. Hatta ille de şehirde yaşamalarına gerek yok. İsterlerse dağ başına, doğaya taşınabiliyorlar. Ofis malzemesi olarak, bir bilgisayar, bir cep telefonu yetiyor. Bir de tabii, internet bağlantısı olunca, keyiflerine değmeyin gitsin. “Blogger’lık mesleğini yapıyorum” diyor, 20’li yaşlarda bir genç. “Blogger derken, hangi alanda uzmanlaştın?” diye soruyoruz. “Moda tasarım, diyor. Renkli bir hayatım var. Defilelerden defilelere koşturuyorum. Sadece yurt içi değil, özellikle yurtdışını yakından izliyorum.” Diğeri, “Ben video gazetecisiyim”diyor.
“Hangi alanda?..”
“Gastronomi…”
“Ne yapıyorsun?..”
“Yemek sanatının ne büyük yaratıcılık gerektirdiğinin sayısız örneklerini sunuyorum.”
Diğeri, “Ben sponsor bularak dünyanın dört bir yanını motorsikletimle geziyorum” diyor.
Dünyayı dolaşmanın, para ile değil, tutku ile olabileceğini bu gençlerden öğreniyoruz.
Yazı mı yazıyorsun? Köşe yazarı mı olmak istyorsun? Yaz, blog’unda yayınla. Yaz, facebook hesabına yükle. Yaz, tweetle…
Kitap mı yazdın, yayınlaman için dijital kitap seçeneği var. Eğer tanıtımını da yapacak olursan, hatırı sayılır bir okur kitlesine ulaşman mümkün.
Kimbilir kaç hikaye, ona doğru akabilmen, yeryüzüne indirmen için kulağına fısıldamaya hazır durumda seni bekliyor.
Kimbilir kaç resim, binlerce renk kombinasyonunun içinden imgelenmeye hazır, boşlukta salınıyor. Senin gönül gözün o frekansa dalsın ki, deryalardan bir bardak suyu daha alsın.
Bilgelik ve yaratıcılık çağının insanısın sen. Ne kadar biriktirdiğin şey varsa, durma içini dök, arındır kendini. Ne kadar yükün varsa, ver kurtul. Ne kadar derdin varsa, ifade ederek şifalan. Ne kadar paylaşırsan sende olanı, o kadar çoğalacaksın. Potansiyelinin geniş toprakları, senin en güçlü yanına sahip çıkıp, içindeki tohumlarının uyandırmanı bekliyor. Güneş var. Yağmur var. Su var. Gübre var. Bir sürü farklı sanat eseri ilham alınmak üzere sonsuzluğun hazinesi internette ermine amade, Yapman gereken, kendini bulman. Kendine zaman ayırman. Emek vermeye değer bir uğraş içinde, yüreğinin sesine kulak vermen. Bu çağda yaratıcılığını kullanmayacaksın da, ne zaman kullanacaksın.

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir