GERÇEKLE YÜZLEŞEBİLMEK

30 Ekim-1 Kasım 2013 tarihleri arasında İzmir’de önemli bir etkinlik gerçekleştirildi: ”5. İzmir İktisat Kongresi.”
Kongre kapsamında, başkanlığını benim yaptığım “Medya gözüyle İzmir Ve Ege Ekonomisi” başlıklı oturumda İzmir’in ekonomik gidişatını irdeledik…
İzmir ekonomik açıdan “geriliyor mu gelişiyor mu?” sorusunun yanıtını aradık…

***

Bu soru, yani “İzmir ilerliyor mu geriliyor mu” konusu İzmir’de son yıllarda önemli bir polemik malzemesi…
Aralarında özellikle resmi kurumların ve meslek odalarının bulunduğu bir grup  “İzmir geri gidiyor” söyleminden fazlasıyla rahatsız oluyor…
“Kral çıplak” diyene, nedense kötü gözle bakılıyor…
“İzmir geriliyor” tezini savunanlar “persona non grata” ilan ediliyor.
Ama bu,  somut gerçekleri değiştirmiyor…

***

Aslında İzmir İktisat Kongresi’nin 1923’te İzmir’de yapılması tesadüf değil…
Yani “Güzel şehir, haydi orada yapalım kongreyi”  diyerek alınmamış, İktisat Kongresi’ni İzmir’de toplama kararı…
Atatürk yeni Türkiye’yi kurgularken İstanbul’a kültür- sanatın, Ankara’ya bürokrasinin, İzmir’e ise ekonominin merkezi olma misyonu biçmiş…
Bu da bir tesadüf değil…
Cumhuriyetin ilan edildiği dönemde İzmir gerçekten de Türk Ekonomisi’nin parlayan yıldızı ve dinamosuymuş…
O yıllarda söylenen bir söz varmış: “İstanbul yıkılırsa, İzmir yeni bir İstanbul kurabilir ama İzmir yıkılırsa, İstanbul yeni bir İzmir inşa edemez.”
Bu söz hem zamanında İzmir’in ekonomisinin ne denli güçlü olduğunu gösteriyor hem de İktisat Kongresi’nin neden İzmir’de yapıldığını…
Zamanında yeni bir İstanbul kurabilecek kadar güçlü görülen İzmir’in bugün geldiği (ya da düştüğü) konum bile “geriliyor mu gelişiyor mu?”sorusunun yanıtı aslında…

***

mavisehir-dergisi-ugur-oral2

Zamanında Piyale gibi, Kula Mensucat gibi, Taç Sanayi gibi birçok ulusal markanın kurulduğu, palazlandığı İzmir cazibesini yitirmeye yüz tuttu…
Sevilen, Schneider Elektrik, Termodinamik gibi birçok firma yatırımlarını artık başka şehirlere kaydırdı.
Piyale gitti.
Turyağ gitti.
İzmirli Metaş el değiştirdi…
İzmir’de kendilerine ufuk göremeyen büyük şirketler şehri terk ediyorlar…
Ama daha da acısı, iyi eğitim almış gençler kendilerine reva görülen asgari ücrete başkaldırıp,  İzmir’’i terk ediyorlar…

***

İstanbul ayrı bir ülke gibi.
Türkiye’de toplanan verginin %45’i İstanbul’dan geliyor…
Kabul, İstanbul’u ayrı bir yere koyalım.
Peki ya Ankara?
Ankara’ya gidenler görüyordur; İzmir’deki alışveriş merkezlerinin çok daha büyükleri var Ankara’da…
Ve sadece hafta sonu değil sürekli dolu.
İstanbul’da ne varsa, Ankara’da da var…
İstanbul’da ve Ankara’da mağaza açan birçok marka İzmir’e gelmiyor.
İstanbul’da ve Ankara’da faaliyet gösteren restoran-kafeterya zincirleri İzmir’e girmek istemiyor…
İstanbul’dan sonra Ankara bile İzmir’e tur bindiriyor…
Ne İstanbul’da ne Ankara’da görüyorsunuz İzmir’deki kadar çok “kiralık” veya “satılık”  levhalarını…

***

26. yılım doldu mesleğimde…
Bugün bana “İzmir’in en tanınmış on işadamını say” deseler…
Gazeteciliğe ilk başladığımda saydığım on isimden farklı olmaz sayacağım isimler…
Çeyrek asır geçmiş üzerinden..
İzmir’in ekonomisine yön veren isimler hep aynı…
Ecelin ayırdıkları hariç,  hala aynı isimler…
Yenileri eklenmemiş…
25 yıl önceki gazetelere bakın…
Bugün İzmir ekonomisine dair ahkâm kesenlerin o yıllarda da hep birinci sayfalarda olduğunu göreceksiniz…
Demek ki İzmir yeni yatırımcılar yaratamamış.
Kendisini tekrarlamış son çeyrek yüzyılda…

***

Yıllar önce bir TUSİAD Yönetim Kurulu Üyesiyle sohbet ediyorduk.
Eh, serde İzmirlilik var ya, doğma büyüme İzmirliyim ya…
İzmir’e toz kondurmuyordum…
Sohbetin sonunda sordu: “Yahu Uğur Bey, bana İzmir’de özel uçağı olan bir tane işadamının ismini söyler misiniz?”
Yutkundum…
Bugün de değişen bir şey yok aslında…
İzmir’de “küçük dağları ben yarattım” edasıyla gezinenler İstanbul realitesinde aslında ancak bir “tacir”le eşdeğer görülüyor…

***

Birlikte hareket etmeyi öğrenemedi İzmirli…
Deyim yerindeyse yüzüne gözüne bulaştırdı…
Kipa kurulmuştu… Güzel de gidiyordu aslında.
Ne oldu?
Satıldı…
Güçbirliği Holding çok önemli bir misyon üstlenmek üzere ortaya çıkmıştı.
Ölü doğdu…
Peki ya EGS Holding?
Herkes biliyor akıbetini…
Peki ya Tansaş?
Herkes “One man show” peşinde..
Ama sergilenen “show” da bir temsilden öteye geçemiyor ne yazık ki…
Biz ancak “zeybek” oynuyoruz,  herkes kol kola girip halay çekerken…

***

2012 yılı Hane Halkı İşgücü İstatistiklerine göre işsizliğin en yoğun olduğu ikinci bölge %14,8 ile İzmir…
Düşünün ki aynı araştırmaya göre İzmir’e 45 dakika uzaklıktaki Manisa’da bu rakam %4,4
Ekonomi iyiye mi gidiyor şu durumda?
Nasıl?

***

Bileşik kaplar formülündeki gibi İzmir’in ekonomik yetersizlikleri diğer alanlara da yansıyor.
İzmir basınına bakın özerk gazeteler ayakta kalma savaşı veriyor…
Hesapta bir sürü futbol kulübü var ama Süper Lig’de temsilcisi yok…
Özel tiyatroların hali yürekler acısı…
Siyasette de durum farksız…
Hiç düşündünüz mü İzmir neden bir başbakan çıkaramıyor?

***

Mütemadiyen  “arama toplantıları” yapılıyor İzmir’de.
Ne kenti olmalı İzmir?
Kültür kenti mi?
Turizm kenti mi?
Sanayi kenti mi?
Kimlik aranıyor İzmir’e.
Yıllardır “arama toplantıları” yapılsa da bulunan bir şey yok.
Aramaktan yoruldu İzmir…
“Bulma toplantıları”na gelmedi, gelemiyor bir türlü sıra…

***

İzmir’de artık evrime değil “devrime” ihtiyaç var…
Bu devrimin de öncelikle İzmirli sanayicinin, yatırımcının vizyonunda gerçekleşmesi gerekiyor…
Profesyonelleşememiş, aile şirketlerinin yön verdiği bir İzmir Ekonomisi’nin ilerlemesi beklenemez…
Risk almaktan kaçıp, gayrimenkule yatırım yapma zihniyetinin hakim olduğu bir yerde yeni markalar çıkmaz…
Bir milyon dolara aldığı cihazı kullanacak personele asgari ücret veren bir mantıkla İzmir’de sanayi gelişemez…
Vasıflı ve vizyoner yöneticilerin terk ettiği bir İzmir ekonomisi ancak yedek oyuncularla maça çıkar ve küme düşer…
Tıpkı bugün olduğu gibi…

***

Bir insanın içinde üç insan barınırmış.
Sandığı…
Sunduğu…
Gerçeği…
Şehirler de insanlardan farksız aslında.
Her şehrin “sandığı”, “sunduğu” ve “gerçeği”  birbirinden farklı…
İzmir’in bir an önce kendi “gerçeği” ile yüzleşmesi gerekiyor…

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

2 Comments

  1. SEZGİN PARROT

    20 Ocak 2014 at 22:28

    Sayın Uğur ORAL bey,tarihte nice kültürlere ev sahipliği yapmış,tipik Akdeniz kültürünün izlerini taşıyan,ve kozmopolit yapısıyla ülke coğrafyasında çok özel bir vizyon taşıyan İzmir’i uluslararası turizm, fuar, ticaret, sanat, eğlence ve üniversiteler şehri kimliğine taşıyabilmek için İzmir’in bir an önce kendi “gerçeği” ile yüzleşmesi gerekmesi yorumunuza aynen katılıyor, bu gerçekçi saptamalarınız için teşekkür ediyorum. Elinize, emeğinize sağlık.

  2. Metin Oral

    23 Ocak 2014 at 11:49

    Selam,
    Bütün konularda olduğu gibi bu konuda da gerçekçi ve kabul edilmiş değerlendirme karnesi yok.Herkes kendi bakış açısına göre değerlendiriyor.Birinin kötü dediğine diğeri iyi diyebiliyor.81 ile uygulanabilecek gerçekçi bir değerlendirme karnesi yapılabilir mi bilmiyorum.Başarılar.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir