EZME

Baksana şu dünyaya her şeyin ezmesi ne kadar da değerli…
Fıstık ezmesi, badem ezmesi, fındık, ceviz, kayısı…

Hepsi ezildi mi değerleniyor. Ezilen badem inanılmaz şekilde statü atlıyor. O artık kese kağıdına bir avuç daldırılarak ağza atılıp çiğnemesi bittikten sonra dişini cııırt diye öttürebileceğin bir şey değil. Pahalı dükkanların arasında ambalajına özenle koyulmuş, ambalajı kadar gösterişli torbasıyla size teslim edilmiş ve en özel anlarınızda yanında bir şey içerek tüketebileceğiniz lüks bir yiyecek.

Size kendinizi ezdirin diyen yok! Ezme olun diyen var.

Bulunduğunuz şartlara, bulunduğunuz ortama değer katın diyen var, bütün bademlerin tadını kaçıracak acı yağınızı değil, en kaliteli yağınızı verin diyen var. Yoksa kendini çürüttüğün gibi etrafını da çürütüyorsun diyen var.

“Eğer sizden sokakları süpürmeniz istenirse Micheangelo’nun resim yaptığı, Beethoven’ın beste yaptığı veya Shakespeare’in şiir yazdığı gibi süpürün. O kadar güzel süpürün ki, gökteki ve yerdeki herkes durup, burada dünyanın en iyi çöpçüsü yaşıyormuş desinler.” Martin Luther King

Ezme ile ezilmişi iyi ayırt edemezseniz tüm kutunun tadı kaçar…

Peki o bademin değerini vermezlerse ne olur derseniz, onu da size sistem anlatsın. Çünkü o ambalajı yaptıran, dükkanı çekip çeviren, elini taşın altına koyan, bademlerden ezme yapmasını bilen bir hıyar. Sen bademsin.

Saygılarımla,
Aras Attila

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir