Buzdolabının önünde gereksiz atıştırmalar yapan kendimi nasıl durdurdum?

Stresli olduğum anlarda kendimi buzdolabının önünde buluyorum dedim arkadaşıma.
Tatlı tatlı gülümsedi yine:
“Ne zamandan beri bunu yaşıyorsun?…”
Düşündüm…
Çok uzun zamandır yaşıyordum bunu hatırlayamıyordum.
Bir aydır yoğun olarak karşıladım bu durumu.
“Bir ay önce ne oldu, ne yaşadın?” dedi…

“Çocuklar gece daha sık uyanmaya başladılar. Eşim sabah erken uyandığı için çocuklarla ilgilenmek üzere ben kalkıyorum. İhtiyaçlarını gideriyorum, tekrar uyutuyorum ve kendimi buzdolabının önünde buluyorum elimde ekmekle. Domates alıyorum dolaptan ve ekmeğin arasına sıkıştırıp yiyiyorum. Aç oluyor muyum? Aslında hayır.
Ama kendimi bunu yapmaktan alıkoyamıyorum.
“Ne hissediyorsun, ne düşünüyorsun domates ekmeği yerken?”
Kendimle ilgilenemiyorum ve hep böyle geçiştiriyorum. Ve trinkkkk bir ampül yandı zihnimde.

Bu durumun matemetiksel döngülerini çıkarmamız gerekiyormuş. Üniversite zamanlarıma denk gelmişti yeni soru. Ne olmuştu, ne yaşamıştım? Anneannem vefat etti dedim.
“Peki yemek yemek, kendini geçiştirmekle ilgili bir şey var mı burda?”
“Olmaz mı? Anneannem vefat etmişti. Geleneklerine bağlı bir ailem var; bu yüzden günlerce yemek pişmişti evde, düzenli yemek kokularıyla canımın içi anneannemin beni bırakıp gitmesine ağladım. Sürekli birileri bir şeyler tutuşturdu elime yemem için.
Kendimle ilgilenmem ve kendime dikkat etmem gerekiyormuş!”
Ve trinkkkkk ikinci ampül yanmıştı! Stres topu gibi olduğum bir dönemdi ve kendimi yemekle geçiştiriyordum.
Bunun öncesi de vardı. Matematiksel formül bizi o yaşa da götürdü. Bu kez durağımız, 4 yaşındaki çocuk olan halimdi. Çocukluğumda ne olmuştu?

Hatırlıyorum, 4 yaşındayken babam ölmüştü. Ama ben bunun farkında değildim. Çevremizdeki büyükler, evdeki yas ortamından korumak için, beni ve kardeşlerimi sıklıkla ekmek arası domates hazırlayıp sokağa gönderiyorlardı oynamamız için. Kardeşlerimi bilmiyorum, ama ben, kendimi “geçiştirilmiş hissettiğimi” şu an, şu yaşımda idrak ediyordum. Strese girdiğimde niçin domates ekmeğe sarıldığımı çözüyordum.
Domates ekmek yemek istediğim anlarda, hem kendimle ilgilenmek, hem kendimi geçiştirmek, hem stres yaşamak, hem de stresin üstesinden gelmek gibi paradokslar yaşıyordum.
Sonra bu domates ekmek “geçiştirmelik” bir çok şeyin sembolü oldu: Peynir ekmek, bisküvi, cips vs…
“Geçiştirmelik” yiyecekler, hem bir stres tetikleyicisi, hem de stres için can simidiydi.
Bütün bunlar iç dünyamda beni oradan oraya sürüklerken, kendimi birden bire buzdolabının önünde buluyordum.
Domates ekmeğin sırrı deşifre olmuştu.
Ve bunları fark ettiğim an, gereksiz atıştırmalara “dur” dediğim andı.

Not: Anlattığımız hikaye, bizim gerçekleştirmiş olduğumuz bir NLP-Koçluk seans notudur. Kişi ismi bu nedenle bizde saklıdır. Hikayesini sizinle paylaştık; çünkü söz konusu olan stres ise, hepimizin içini dolduracağı bir hikayesi vardır. Ve farklı hikayeler için de buna yakın senaryolar geçerlidir.

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir