BAZILARI VE DİĞERLERİ

Genellemek…
Genellemek belki de dünyanın en kolay işi…
Bir iki örnekten yola çıkıp bir bütün hakkında fikir sahibi olmak…
Topu topu birkaç deneyimin neticesinde bir hüküm verebilmek…

Kolay…
Çok kolay değil mi?
Evet, kolay olmasına kolay da…
Kolay olduğu kadar da hatalı aslında…

Bir bilginin bilimsel açıdan doğruluğunu ispatlamak için en az 25 defa aynı koşullar altında aynı sonuçlara ulaşma zorunluluğu vardır…
Yoksa teziniz, ulaştığınız bilgi, bilimsel olmaz…
Yani tartışılır…
Yani görecelidir…
Yani özneldir…

Ama kolayımıza gelir genellemek…
Bir iki deneyimi yeterli buluruz tüme varmak için…
Bu hatayı yakın çevremizi yorumlarken de yaparız…
Dünyayı algılarken de…
Özellikle de yabancılarla ilişkilerimizde sık sık içine düştüğümüz bir yanılgıdır bu…

Aslında hatalar zinciri daha çok küçük yaşlarda “Türk’e Türk’ten başka dost olmaz” gibi yanlış bir öğretinin beyinlere yerleştirilmesiyle başlar…
Ne kadar hatalı bir eğitimdir bu…
Ne kadar yanlış bir zihniyettir…
Siz sadece Türk’ü kendisine dost, diğerleriniyse “düşman” olarak bellettiğiniz bir çocuğun yarınlarda dünyayla entegre olmasını, evrensel değerleri savunmasını nasıl beklersiniz?

Olur mu?
Olmaz…
Olmuyor da…
Ve diğer uluslarla kaynaşamayan bir nesil çözümü dışlamakta buluyor…

Derler ki “Yunan’dan dost olmaz”
Diyen halt etmiş…
Bir kere Yunanistan’a gidin ve Türk olduğunuzu söyleyin…
Bakın ne kadar büyük bir sevgi ve ilgi görüyorsunuz…
Tamam, geçmişte yaşananları kimse inkâr edemez…
Ama dünü dünde bırakmayı öğrenemeyenlerin yarını da olmaz…

Belki “Bazı Yunanlar” bu tarz şoven yaklaşımlar içinde olabilir…
Ama “Bazı Yunanlardır” bunlar…
Genelleme yapamayız…
Bugün Türkler ve Yunanlar kadar yakın dost olabilecek iki ulus yoktur…
Yeter ki her iki tarafta da gerginliklerden nemalananlar ellerini çeksinler halkların üzerinden…

Derler ki Almanlar soğuk bir ulustur…
Kim demiş?
Belki “Bazı Almanlar” soğuk olabilir…
Ama nasıl genelleyebiliriz?
Güneydeki tatil beldelerinde sabahlara kadar vur patlasın çal oynasın eğlenen Almanlar mı soğuk?

Denir ki İngilizler egoisttir…
Alakası bile yok…
Benim öyle candan, öyle nazik öyle vefalı İngiliz arkadaşlarım oldu ki…
“Bazı”ları öyle olabilir ama bu “bazıları” tüme varmak için yeterli midir?

Kimi Doğu Avrupa ülkelerini beğenmeyiz, ekonomileri iyi değildir ya…
Ama o beğenmediğimiz toplumlar eğitimleriyle, vizyonlarıyla bizim çok daha ilerimizdedir aslında…
Bir yılda satılan kitap sayısına bakmak yeterlidir…
Ama genellemek çok kolaydır…
Tıpkı malum bazı Rus Kadınlarını baz alarak bu ülkenin tüm kadınlarına benzer gözle bakmak gibi…

Peki ya doğrusu?
Doğrusu, önce tanımak…
Tanımak için de bir arada olmak…
Yani her fırsatta yurt dışına gitmek…

Artık seyahat acenteleri öyle cazip turlar düzenliyorlar ki güneyde 5 yıldızlı bir otelde bir hafta tatil yapmaktan daha ucuza geliyor bir hafta yurt dışına gitmek…
Eskidenmiş o yurt dışına çıkışta yaşanan sıkıntılar…
Her ziyaret edilen ülke insanın vizyonunu daha da genişletir…
Her yurt dışına çıkış farklı toplumlarla ilgili hatalı önyargıların giderilmesi için de bir fırsattır…
Ve gezdikçe…
Ve gördükçe…
T.C vatandaşlığının yanına bir de “Dünya vatandaşlığı” kimliği de eklersiniz ki…
İşte bence her şeyden çok daha önemlidir bu…

Tatil sadece akşama kadar kumsalda uzanmak, açık büfelerin önünde bekleşmek değildir…
Bedenin ve zihnin dinlenmesi sadece yan gelip yatmak da değildir…
Gidin farklı ülkeler, farklı kültürler tanıyın…
Çocuklarınız dünyayı çok küçük yaşlarda görsünler, öğrensinler…

Dünya sadece Türkiye değil!…
Tamam, cennet gibi bir vatanımız var, orası kesin ama… Bu cennetin değerini bilmek de bir vizyon meselesi…
Ve bu vizyon sadece bu ülkede kalmakla kazanılmaz…

Sonra ne olur?
Hatalı genellemeler başlar…
Bu ulus şöyle, bu ulus böyle…
Tanımadan…
Bilmeden…

Bir de madalyonu tersine çevirip empati yapalım biraz…
Ya birileri “bazı Türkler”in hatalarından yolu çıkıp tüm bir Türk Ulusu’nu genellemeye kalksa?
Hoşumuza gider mi?
“Haksızlık ediliyor” deriz değil mi?

İşte turizm bu genellemeler, peşin hükümleri yıkmanın en kesin ve kestirme yoludur…
Türkiye’yi bir defa ziyaret eden bir yabancı turist önyargılarından kurtulur…
Bu ülkenin gerçeğini çok daha rasyonel bir biçimde görür, gözlemler…
Peki ya biz?
Gitmeden, görmeden biz dünyayı nasıl analiz edeceğiz?

Bir iki parça yerleştirmekle “puzzle”daki resmi tahmin edebilir miyiz?
Etmeye kalkarsak işte böyle genellemelerin peşine takılırız…
Hatalı çıkarımlarla dünyadan kopar, küçücük bir iğne deliğinden koskoca dünyayı görmeye çabalarız…
Göremeyince de sinirlenir “Türk’e Türk’ten başka dost yok” der çıkarız işin içinden…

İyi uykular…

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

1 Comment

  1. SEFA SELANİKO

    07 Ocak 2014 at 21:45

    Yazısını büyük bir dikkatle okuduğum Sayın Gazeteci-Yazar Uğur ORAL’ın saptamalarına aynen katılıyorum.

    Ayık kafayla bile burnunun ucunu dahi görmekten aciz, önyarğılarının esaretindeki bir güruhun iğne deliğinden Hindistan’ı görebildiklerini sanmaları ne kadar trajikomik bir hadisedir!!!SEFA SELANİKO

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir