BAHAR YORGUNLUĞU

İçinde bulunduğumuz şu günlerde sabahları uykudan uyanmakta güçlük mü çekiyorsunuz? İşe giderken ayaklarınız geri geri gidiyor ve hiç istemeseniz de yüksek kalorili yiyeceklere yönelip, bir çok şeye konsantre olmakta zorlanıyor musunuz? Sakın telaş etmeyin. Çok büyük ihtimalle sebebi “Bahar yorgunluğu” dur.

İklim değişikliğine bağlı olarak insanların duygu durumlarında değişiklikler olur. Bunun sebebi bahar aylarında havadaki elektrik yükünün artıyor olmasıdır. Havadaki pozitif ve negatif yüklü iyonların artması insan biyoritminde olumlu ya da olumsuz etkiler yaratır. Pozitif iyonlar insanı daha zinde hissettirirken, negatif iyonların artması insanın kendini daha halsiz hissetmesine ve yorgunluk belirtilerinin ortaya çıkmasında etkili olur. Bu zamanlarda, “bahar yorgunluğu” olarak da bilinen geçici mevsimsel depresyonlar yaşamak çok sık karşılaşılan bir durumdur. Bahar yorgunluğu her kişide az ya da çok görülmekle birlikte kişinin yaşam tarzı, kişiliği, moral durumu onun bahar yorgunluğunu hafif ya da ağır geçirmesinin belirleyicisi olmaktadır.

İnsanın moral durumunun, psikolojik enerjisinin tabiatın değişimlerinden etkilendiği yüzyıllardır kabul edilen bir olgu olup bu kimi zaman az kimi zaman daha yoğun olarak ortaya çıkmaktadır. Soğuk iklimlerde örneğin Kuzey Avrupa ülkelerinde (Danimarka, İsveç, Norveç gibi) yaşayan insanlarda depresyon ve bunun sonucu intiharlara sıklıkla rastlanmakta bunun nedeninin aylarca güneşi direkt olarak görmemeleri, havaların kapalı olması ve sonuçta insanların mutsuz olmalarına neden olduğu düşünülmektedir. Aynı şekilde bu ülkelerde yaşayan insanlar olaylar karşısında daha serinkanlı davranabilmektedir. Bunun tam tersi ise sıcak iklimlerde, özellikle Akdeniz kıyılarında yaşayan insanlarda ortaya çıkmakta, onlar da sürekli güneş ışığına maruz kalarak çabuk parlayabilen, ani tepkiler verebilen, manik atakların daha sık gözlenebildiği insanlar olmaktadır. Bahar yorgunluğu yaşayan kişiler, çoğunlukla bir aylık süreçte yavaş yavaş toparlanabilmektedir. Bu süreci daha çabuk atlatabilmek için öncelikle uyku düzenine dikkat etmek, akşamları geç saatlere kadar oturmadan sabahları da uyanmak için geç saati beklemeden kalkmak, mümkün olduğu kadar yaşamı gün ışığında devam ettirmek faydalı olacaktır. Alkol alınıyorsa fazla miktarda tüketmekten kaçınmalıdır. Alkol vücut ritmini bozmakta, uyku düzenini bozarak yorgunluğu arttırmaktadır. Aynı şekilde beslenirken de ağır ve yağlı yiyecekler yerine hafif salatalar tercih edilmeli, mümkün olduğu kadar C vitamini alınmalı, bunu da mevsim meyveleri ve kiviyi bol miktarda tüketerek sağlama yoluna gidilmelidir. Her türlü sporun ama özellikle açık havada yürüyüşün bu dönemi daha kolay atlatmaya yardımcı olacağı unutulmamalı ve tembellikten kaçınılmalıdır.

Son olarak, uzun süren yorgunlukların ve benzer semptomların mevsim geçişi nedeniyle ciddiye alınmaması, özellikle “Tükenmişlik Sendromu” yaşayan kişilerin, bu problemlerini fark etmemelerine neden olabilmektedir. Çabuk yorulma, mutsuzluk, kas ve eklem ağrıları, kramplar, uyku düzeninde değişiklikler, uykuya dalmada güçlük, sabah zor uyanma, sabahları yorgun kalkma, eskiden yaptığı şeyleri yapmada isteksizlik, kadınlarda adet düzensizliği, sebepsiz asabiyet ve yorgunluk hissi gibi belirtilerden en az 5 tanesinin görülmesi durumunda, mutlaka bir uzmana başvurmak en doğru yol olacaktır.

Psikolog Kutay Ürkmen
kutayurkmen@yahoo.com.tr

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir