AŞK KAPIYI KAÇ DEFA ÇALAR?

Geçtiğimiz günler içerisinde bir arkadaşımla sohbet ediyorduk. Bazı yazılarımda “aşk”dan bahsettiğimi söyledi.

Ancak şimdiye kadar bu konuda hiçbir “hikaye” yazmadığımı ve belki de bunun benim için güzel bir deneyim olabileceğini belirtti. İlk önce düşündüm, evet “aşk” bana göre çok kutsal ve yaşanması gereken bir duyguydu insan yaşamında, ama nasıl bir yazı yazılırdı ki, ilk önce bilemedim.

Sonra aklıma hemen internette bu tür yazılar bulabileceğim geldi. Başladım heyecanla “ilginç aşk hikayelerini” internette aramaya… Gerçekten ne kadar çok yaşanmış aşk hikayesi varmış, bunu fark ettim. Leyla ile Mecnunlar, Ferhat ile Şirinler… Birden içimi bir rahatlık sardı, sanki her “bahar aşık olurum” dercesine bir huzur. Yazılanları okuduğumda, hafif bir gülümseme belirdi dudaklarımda, ve yazılan bazı hikayeleri size kendi cümlelerimle aktarmak istedim. Ne kadar başarılı olacağımı bilemiyorum ama bu çok zevkli bir serüven olacakmış gibi geldi. Çünkü biliyorum ki, herkesin yaşamında unutamadığı aşklar ve sevgiler vardır. Bunu yaşıyordur, ya da yaşamış bitmiştir. Sezen Aksu’nun çok güzel bir şarkısı vardı belki hatırlarsınız der ki: “Dört günlük, bir şey işte”… Evet, aşk’da böyle bir şey işte… Bazen bir gün, bazen bir yıl, bazen anlık…. Ama yaşandı, önemli olan bu… Yaşamınız boyunca aşk’ı hiç yaşamadığınızı söylüyorsanız, yaşamınızı yaşamadığınızı hiç düşündünüz mü? Aşk yaşanmalı ve yaşatılmalı bence…

“Aşk perisi”nin masallarından birincisi

“Genç kız acılar içinde odasında yatıyordu. Henüz hayatının baharında ölümle yüz yüzeydi. Babası onu kurtarmak için gazetelere ilan vermiş, para teklif etmişti. Ama onun kalbinin teklemesi değil, kalbinin içindeki sızı ilgilendiriyordu. Sevdiği aklına geldi bir damla yaş daha döküldü gözlerinden. Ayrıldıklarından beri tam beş çile dolu yıl geçmişti. Onu hiç unutamamıştı, her anını yaşıyordu hafızasında. Sevdiği adam bir gün ona:
“ Ben zengin değilim belki ama seni seven bir kalbim var. Sana sadece onu verebilirim” demişti. Zaten sevgiye muhtaç birisi başka ne isteyebilirdi ki. Kendisini sevmesi yeterdi.O en çok saçlarının dökülmesine üzülüyordu. Çünkü sevdiği öpmüş koklamıştı saçlarını. Her dökülen saç yüreğine bir hançer olup saplanıyordu. Şimdi tek isteği sevdiğinin son anlarında yanında olmasıydı. Birden kapı açıldı ve onu karşısında gördü. Gelmişti, aşk bitmemişti,zaten bitemezdi de…

“Aşk Perisi”nin masallarından ikincisi

“Aşk Perisi”nin masallarından ikincisini oldukça ilginç bulacağınızı tahmin ediyorum. İnsanı düşündürüyor ve böyle bir dilek var mıdır, insan bunu isteyebilir mi diyor içinden. Ancak işin güzel tarafı da bu değil mi, yaşarken sevmek ve tutulmak..Yaşarken hissetmek ve tükenmek..  Her erkek çocuğu doğduğunda Tanrı, onun evleneceği kızı belirlermiş. Moses doğduğunda da, evleneceği kız belirlenmiş ve ona “senin karın kambur olacak” denmiş. O zaman Moses bir istekte bulunmuş Tanrı’dan. Tanrım, kambur bir kadın trajedi olur. Lütfen onun “kamburluğunu bana ver ve ona güzel bir kadın yap” demiş. Aradan yıllar geçmiş dünya güzeli Frumtje ile karşılaşmış. Ona bu hikayeyi anlatmış. Hikayeyi duyan Frumtje onun gözlerine içine bakmış ve ellerini Moses’e uzatmış. Her iki el birbirine kavuştuğunda, gerçek “aşk” da kendiliğinden ortaya çıkmış. Sanki bir büyü gibi heryer “cennet” gibi olmuş. Seven kişiler, “aşk yolculuğunun” esiri olmuşlar ve aşklarını yaşamaya karar vermişler.

“Aşk Perisi”nin masallarından üçüncüsü

“Aşk Perisi”nin masallarından üçüncüsü ise belki de hepinizin daha çok hoşuna gidecek bir kısa öykü… Öykü diyorum çünkü, ne yazık ki yaşanmış ve bitmiş bir anı.. Bitmiş mi, bu da bilinmez ama yaşanmış mı derseniz, yaşanmış… Kahramanları içinizden birileri. Sıradan ve bizimle aynı sokaklarda yaşayan aynı havayı koklayan ve nefes alan bir eş.. Birbirlerini bulan ancak kavuşamayan bir çift..

16 yaşındaydı henüz, ilk aşkını 14 yaşındayken yaşamıştı. Henüz orta okuldaydı. Aşk’ın ne olduğunu bile bilmezken tutulmuştu işte kendisinden bir yaş büyük liseli bir gence.. Bir yıl sonra aşk’ı bitmişti.. Nereye gitmişti bu aşk, yoksa yaşanmamış mıydı, ya da aşk değil miydi? Unuttu gitti zaman içinde ilk aşkını.. Anılarını hatırladığında gülümsedi, ancak yıllar ileriye doğru akıyordu, birden karşısın çıkan ikinci aşkım diyen kişiye kadar. Bu çocukta etkilemişti onu, penceresinin önünde serenat veriyordu, çok romantikti. Dans ettiklerinde sanki kendisini bulutların üzerinde hissediyordu. Ama bu güzel aşk hikayesi de bitmişti bir yıl sonra.. Sanki aşklar hep bir yıllık olurmuş gibiydi onun gözünde. Başlıyordu ve bitiyordu.

Ama sonunda 16 yaşında öyle bir “esrarengiz duvara” çarpmıştı ki, bu aşk çok uzun yıl sürdü. Çok uzun mu evet çok uzun, çünkü artık 49 yaşındaydı ve ne ilginçtir ki, bu aşk hep yüreğinde kalmıştı, kalacaktı da..

Bir gün resim kursu çıkışında karşılaşmıştı onunla, ilk kez birbirlerini gördüklerinde kapı önünde, sanki zaman birden durmuştu.Nefes alamamıştı o an.. Ne olmuştu ki ona, birden nutku bile tutulmuştu. Çok gençti daha, üniversiteye bile gitmiyordu, ama aşık olmuş yine, bu üçüncü müydü acaba? Yoksa o da mı bitecekti bir yıl sonra…

Bir sene sonra onunla aynı kampüste tekrardan buluştu sanki bıraktıklarını arıyorlardı her ikisi de… Dört yıl boyunca birbirlerini aradılar aynı koridorlarda, aynı binalarda. Ama bir türlü bulamadılar birbirlerini, elleri koşamadı bir türlü.. Tutkularını sunamadılar birbirlerine, her gün gördüler birbirlerini, her gün telefonla konuştular. Ama bir türlü birbirlerini “sevdiklerini” söyleyemediler. Bu ilişkiye bir “isim” koyamadılar. Ama hep vardılar birbirleri için..

Sonunda dört yıl bitti, yollar ayrıldı. Ayrılırken bile, elleri buluşamadı ama sanki hep bu eller tutuşuyordu onlar için… Her ikisi de evlendi ayrıldılar ama garip bir şekilde yine birbirlerini hep hissettiler. Bir şey vardı aralarında ama bulamıyorlardı “sessizlik içinde çırpınan” bir güvercindi belki de.. Gördüler birbirlerini yıllar sonra, sanki yine kaldıkları yerden devam etmek istercesine.. Ama olmadı bir türlü eller buluşamadı, kalpler birbirini sevdiğini söyleyemedi..

Sonra birden bir şey oldu, nasıl oldu neden oldu bilinmez “aşk perisi” gökyüzünden indi. Yeter artık dedi, bulun birbirinizi, yaşayın yaşamı.. Aşk’ı tadın bu dünyadan gitmeden önce dedi. İlk adımı kadın attı, ikinci adımı atan erkek için çok zordu bu.. “Yapma” diye ona bir şiir yazmıştı, kayıp yıllara ait.. Ama yapamadılar artık, bu şiir onların bir kavuşması oldu. Yıllara meydan okurcasına, birbirlerini buldular.

Korku yoktu artık, neden ve niçin sözleri de.. Sadece yaşanması gereken bir “an” olacaktı ve onlar bu “anı” yaşamaya karar vermişlerdi.

Bir yıl değil, yedi yıl yaşadılar aynı havayı, aynı tutkuyu… Kadın, erkeğe sen benim “yaşam pınarımsın” dedi. Erkek ise “gökyüzündeki yıldızlarım”.

Yedi yıl kolay değil, aynı tutkuyla buluştular, geceleri birbirlerini düşünerek yattılar. Çünkü yanlarında başka kişiler başka bedenler vardı. Onlar buna da razıydılar, kopamıyorladı birbirlerinden… Bugün, yarın buluşacağız derken, bir gün kaçınılmaz gün geldi ve ayrıldılar birbirlerinden.. Biri bir tarafa savruldu, diğeri diğer tarafa… Savruldu diyorum çünkü gerçekten kolları kanatları kırılmıştı, yaşıyorlardı ama yaşamıyorlardı. Yemek yiyorlardı ama doymuyorlardı. Geceleri uyuyorlardı ama dinlenmeden kalkıyorlardı. Nefes alıyorlardı ama yaşamıyorlardı. Gülben Ergen’in bir şarkısı vardır hani hepiniz bilirsiniz ya: “Kimdin, neydin bilmem. Ve bir gün geldin aniden sevdim düşünmeden. Ama bir şeyden eminim halen. Ben aşkı yalnız sana yakıştığı için severim. Bana da yaşattığın için sevgilim. Çok teşekkür ederim sana” der. Onların da aşkı böyleydi.

Onların aşkları halen yaşıyor aslında, nerede biter bilinmez ama yaşıyor “inatla” ayrı bile olsalar… Aşk Perisi’nin bize anlattığı ilk masalda “ben zengin değilim ama sadece seni seven bir kalbim var” derken, ikinci masalda “onun kamburluğunu bana ver” diyecek kadar birilerini severken, “aşk”ın büyüsüne kapılmamak mümkün değil.

Eğer bu yaşamınızda, aşkı yaşamadım diyorsanız, gerçekten yaşamadınız diye düşünün.. Bir varmış bir yokmuş, masalımızda burada biterken, güzel aşk dolu günler sizinle olsun diyorum..

Prof.Dr.Meltem Onay

 

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir