ARAÇLARDAKİ DEĞER KAYBI

Trafik sigortası fiyatlarındaki artışların farkında olmayan sanıyorum ki kalmamıştır. Belki kendi aracının trafik sigortası yenileme dönemi gelmemiş olanlar vardır ama onlar da hiç değilse etrafındaki sohbetlerden konuya hakimdir.

2 ay önce bu prim artışlarının sebeplerine ilişkin detaylı bir yazı yazdığım için bu konuya yeniden değinmek istemiyorum. Fakat prim artışlarındaki en büyük sebebi oluşturan “araç değer kaybı” konusunu başlı başına konuşmakta fayda görüyorum.

1 Haziran 2015 tarihinde yürürlüğe giren yönetmelik, trafik kazası sonrası meydana gelen değer kayıplarının da trafik sigortası kapsamında ödenmesi dönemini başlatmıştır.

Nedir bu değer kaybı?
Sıfır kilometre olarak satın alınan araçlar, ilk sahibi üzerine ruhsat çıktıktan sonra artık ikinci el piyasasında alınıp satılmaktadır. Aracın değeri piyasa şartlarına göre alıcı ve satıcının anlaşabildiği noktada oluşmaktadır. İşte bu fiyatın belirlenmesinde önemli bir faktör de aracın kazaya karışmış olup olmamasıdır.

Kazaya karışmış bir aracın, kaza öncesi ikinci el satış değeri ile kaza sonrası satış değeri arasındaki fark o aracın değer kaybını gösterecektir. Aracın onarımı tamamen ve kusursuz bir şekilde tamamlanmış olsa bile, aracın bir kaza yaşamış olduğu gerçeği piyasa fiyatını aşağıya çekmektedir.

Değer kaybı tazmin süreci nasıl işlemektedir?
Öncelikle karışmış olduğumuz kazadaki kusur durumlarına bakmamız gerekmektedir. Aracımız için tespit edilecek değer kaybı rakamını, kusur oranımız ile orantılı olarak talep edebileceğimiz için, eğer kusur tamamen bizde ise böyle bir talebimiz olamayacaktır.

%100 oranında bizim haklı olduğumuz senaryosu üzerinde konuşmak gerekirse, öncelikle aracımızın tamir edilme sürecini başlatmamız gerekiyor. Servise bıraktığımız aracımızın hasar tespiti için bir eksper görevlendiriliyor. Bu eksper aracın üzerindeki hasarı, kendisine verilen resim, rapor, beyan, vs ile karşılaştırıp hasarın gerçek bir hasar olup olmadığını inceliyor. Daha sonra tamirata ilişkin onarım detaylarını tespit edip, hazırladığı raporu sigorta şirketine sunuyor. Sigorta şirketi de eksperin raporu doğrultusunda hasar ödemesini gerçekleştirip süreci tamamlıyor.

Eksperin raporunu tamamlamasından sonra, bir değer kaybı tespit eksperi ile 2. süreç başlatılıyor. İlk eksperin raporunu kendisinden ya da sigorta şirketinden temin ederek, ve 2. eksperin talep edeceği diğer tüm evraklarla bu ekspere başvuruluyor. O da gerekli incelemeleri yaparak değer kaybına ilişkin bir rakam belirliyor. Kendisinden alacağımız raporu, karşı tarafın trafik sigorta şirketine ileterek tazminatın bize ödenmesini talep ediyoruz.

Tespit edilecek değer neye göre belirleniyor?
Tamamen araçtan araca, olaydan olaya değişiklik gösterebilecek bir durum söz konusudur. Bir aracın karışmış olduğu kaza sonucunda aracın hasar öncesindeki geçmişi, kaç kilometrede olduğu, marka ve modeli, ikinci el piyasasındaki fiyatı ve gördüğü rağbet gibi değişkenler de değer kaybı miktarını belirleyen unsurlardır.

Sigorta şirketleri açısından değer kaybı tazminatı
Tüm bu anlatılanları sigorta şirketleri açısından değerlendirdiğimizde ise, bundan sonra yaşanacak her bir trafik kazasında, artı bir maliyet geldiği açıktır. Sigorta şirketleri ödedikleri hasarları her ne kadar kusurlar doğrultusunda birbirlerine rücu ediyor olsalar da, tüm sigorta şirketlerini bir havuz olarak düşünürsek bu havuzdan ekstra bir fon çıkışı söz konusudur.

Son zamanlardaki trafik sigorta primlerinin neden bu kadar arttığının en temel sebebi de işte budur. Havuzdan ne kadar çok hasar ödenirse, toplanması gereken prim de o kadar artacaktır. Haksız yere tazminat talebinde bulunan kişilerin elde ettikleri paraların aslında her birimizin cebinden çıkan primler olduğunu lütfen unutmayın.

Yeni yılın sizlere, ülkemize ve tüm dünya insanlarına sevgi, adalet ve hoşgörü getirmesi dileklerimle…

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir