Aşağıdaki hikayeler, gerçek yaşam deneyimini içermektedir ve pek çok kişinin yaşadığı dönüşüm örneklerinden sadece birkaçıdır.
Aman dikkat, aşağıda okuyacağınız deneyimler, yüksek dozda değişim ve dönüşüm içerir 🙂

YUMURTA KOKULU KOMŞUM, YILLARCA KAHVALTI YAPMAMI NASIL ENGELLEDİ?

“Dedim ki arkadaşıma; düzenli beslenme hakkında çalışmak istiyorum.”
“Tabii mümkün” dedi…
“Bununla ilgili tam olarak ne olsun istiyorsun?” diye sordu.
“Aslında düzgün bir kahvaltı yapıyor olsak, diğer öğünler için sorun yok” dedim.
“Tamam… Kahvaltı konusunda ne yaşıyorsun?..”
“Ben kahvaltı yapamıyorum, fakat, çocuklarımın düzenli beslenmeleri çok önemli benim için. Bu yüzden onlara özenerek kahvaltı hazırlıyorum; çok iyi beslensinler istiyorum. Ama sonra kahvaltı sofrasını toplamak ve bulaşıkları yıkamak tam bir eziyet benim için.”
“Pekiyi, bu durum için nasıl bir çözüm geliştirebilirsin?”
“Ne olabilir ki, bu bir gerçek, bulaşık çıkıyor ve yıkanması lazım. Çocuklarım için evimizdeki kahvaltıda kağıt tabak mı kullanayım, ayıp artık…”
“Bunun bir çözümü olsaydı, nasıl bir çözümü olurdu?..”
“Bilmiyorum.”
“Anladım… Bulaşık makinan var mı?”
“Evet vaaar…”
“Burada tam olarak yaşadığın dıurum nedir? Nerede zorlanıyorsun, bulaşıkla ilgili?..”
“Sabah kahvaltısında çocuklara yumurta, omlet yapıyorum. O omlet tabağı, çocukların çatalları, bıçakları… İğrenç yumurta koktu şu anda… Onları temizlerken canım çıkıyor. Çamaşır suyu bile yumurta kokusunu bastırmaya yetmiyor. Tüm tezgahı, yumurtanın değdiği bütün bulaşıkları iki ya da üç kez çamaşır suyuyla yıkıyorum.”
“Bu yumurta kokusunun seni rahatsız ettiğini anlıyorum…”
“Tabii canım, nefret ederim, midem bulanır; yumurtayı ağzıma sürmem ben…”
“Çocukluğundan beri mi vardı bu durum, yoksa sonradan mı gelişti?..”
Düşünmeye başladım… Ne zamandır vardı bu durum?.. Aaaaaa, 16 yaşıma kadar yiyordum aslında…
“Pekiyi, sonra, ne oldu da bunu yaşadın pekiyi ?..”
Bu soru üzerine düşünmeye başladım. Ardı ardına sorulmuş birkaç soru, adeta zihnimi açıyordu; ben de düşünmeye başlıyordum:
“Oturduğumuz apartmana yeni bir komşu taşındı. Sonra ben yumurta yememeye başladım…”
“Bu yeni komşunun, yumurta yememe durumunda nasıl bir ilgisi var?…”
“Nasıl olmasın?.. Kadının teni hem yumurta, hem de ter kokuyordu… Üstelik her sabah kahveye gelirdi bize. Ben genellikle kahvaltıda yumurta yiyor olurdum.”
Bunun üzerine gülmeye başladım. Benim kaç yıllık yumurta keyfim, yeni komşunun bana iğrenç kokusuyla yerle bir olmuştu. Durum gerçekten de şaşkınlık vericiydi. Aslında midemi bulandıran şey, yumurta kokusu değil, yeni komşumuzun kendine has kokusuydu.
Ve sonra arka arkaya şunları fark ettim: 16 yaşıma kadar her sabah yumurtasız kahvaltı sofrasına oturmadım. Bana göre yumurtasız kahvaltı olmazdı. Yeni komşunun bize sabah kahvesi turları, benim kahvaltı alışkanlığımı bitirmişti. Çünkü yumurtadan tiksinmiştim. Artık yumurta yemediğim için kahvaltı da etmiyordum.
32 yaşımda yine aynı inançla (yumurtasız kahvaltı olmaz) çocuklarıma kahvaltı hazırlamak için savaşıyordum. Ve bu tam bir eziyet haline dönüşmüştü benim için. Şimdi şunu fark ettim ki, kahvaltıda ille de yumurta olmak zorunda değil. Salatalık, zeytin, peynir, yeşillik… Bunlarla da kahvaltı edilebilirdi aslında. Yıllardan beri bunu nasıl fark etmediğimi düşününce şaşkınlık içinde kalmıştım. İnanç kalıbım ne kadar da sertti: ‘Yumurtasız kahvaltı olmaz’
Sahi, olmaz mıydı? Bu fikir gerçek miydi? Yoksa birisinden iyi niyetle satın mı almıştım?
Bu soruyu tabii ki sordu Arzu. (Bir Koç için kesinlikle didiklenmesi gereken bir durumdu.)
Cevabım ne oldu sizce?
Açık söyleyeyim, bu cevaba ben de çok şaşırdım.
‘Yumurtasız kahvaltı olmaz’ düşüncesi, zihnimde çınlayan bir ses olarak geldi.
“Bu ses kimin sesi?” diye sorulduğunda, farkettim ki, annem!.. Annemin sesiydi, zihnimdeki o ses.
‘Yumurtasız kahvaltı mı olur?..’ cümlesiyle her seferinde yumurtayı önüme koyardı. Çocuktum tabii… O da, bir çocuk olarak yumurta yemezsem, büyüyemeyeceğimi söylüyordu.
Şimdi roller değişmişti. Ben anne olmuştum. Ve bir anne olarak, çocuklarımın yumurta yemeleri için çırpınıyor, kendimi adeta parçalıyordum.
Öğrenilmiş bilgi, kendini tekrarlıyordu.
Ama değişim zamanı gelmişti.
Yumurta kokusu, komşu, anne sesi arasındaki ‘Bermuda Şeytan Üçgeni’ çözülmüştü.
İçinden mis kokulu bir kahvaltı çıkmıştı.
Yaşasın özgürlük!…

****

ZEYTİN YEMEKTEN “TİKSİNİRKEN”, NASIL ÇOK SEVEREK YEMEYE BAŞLADIM?

Özellikle siyah zeytinden “tiknisiyordum.” Kokusundan nefret ediyordum. Zeytinyağının ya da zeytinin kokusu midemi bulandırıyordu.
Annem bana 6-7 yaşıma kadar tabak dolusu zeytini tek başıma bitirdiğimi, ama sonra bir anda zeytinden nefret ettiğimi söylerdi.
Neden olduğunu bilmiyordu ve işin ilginci ben de bilmiyordum.
24 yaşındaydım ve eskiden zeytin yediğim zamanları bile hiç hatırlamıyordum.
Ve zeytin yağlı tüm yemekleri yemek benim için mümkün olmayan bir hayaldi.
Fakat elbette ki bu durumun değişmesini istedim!
Değişim ve dönüşüm sadece hazır olduğumuzda gelir dedi arkadaşım Derya. Sonra öğrendim ki, mesele zeytin değilmiş. Mesele, benim bilinçaltımda yatan bir anıymış.
Önce zeytinle ilgili zeytin yiyebildiğim anılarıma ulaştım. Bu bile benim için çok ilginç bir deneyimdi.
Yüzleşmeye hazır olduğumu hissettiğimde beynim bu durumun olduğu anıyı hatırlamamı sağladı.
Zihnimde hatırladığım anının görüntüsü şöyleydi: Üç küçük kız (ben, kardeşim ve kuzenim) oturmuş zeytin yiyorduk. Sonra içeri halam geldi. Kardeşim ve benim elimdeki zeytin tabağını aldı. Fakat kendi kızının elinden almadı.
Kendimi çok kötü hissetmiştim. Çok sevdiğim bir şey elimden alınmıştı, değersiz hissetmiştim. Halama çok ama çok kızmıştım. Aslında midemi bulandıran şey, zeytin değil, halamın bana bu şekilde davranmasıydı. Ve maalesef, bu durum zeytinle eşleşmişti. Bunu keşfettiğimde farkettim ki, o an zeytin yerine başka bir şey yiyor olsaydım, örneğin domates, örneğin peynir; bu deneyim onlarla eşleşecekti.
Bu durum çok basitmiş gibi görünse de, 24 yaşına kadar (ben hazır olana kadar) bilinç altım bu durumu çözmeyi beklemişti. 7 yaşında ben bu durumla baş edemediğim için bu bilgiyi zeytine kodlamış ve onda saklamıştı. Çünkü bu anıda saklanmış “değersizlik” duygum vardı.
Yani, beynim beni koruyordu aslında.
Teşekkürler sevgili beynim, beni koruduğun için. Ve ben hazır olana kadar beklediğin için.

***

Tüm bu bilgilerin keşfedilmesini sağlayan, “Bütünsel Sağlık” yaklaşımını keşfeden, bulan, geliştiren, “Recall Healing Yöntemi”nin Kurucuları Dr. Hammer’e ve Dr. Sabbah’a teşekkürlerimizle…

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir