SJÖGREN SENDROMU NEDİR?

Ağız kuruluğu pek çok kişiyi etkileyen bir sorun. Çok zaman pek çok hekime başvurulmasına rağmen nedenini saptamak da mümkün olamıyor. Akla ilk gelen nedenler genelde şeker hastalığı ve alerjik rinit, burun kemiğindeki sorunlar gibi ağızdan solumayı gerektiren burun patolojileri. Halbuki çok da nadir olmayan biçimde “Sjögren Sendromu” adı verilen bir romatizmal hastalık da kendini ağız kuruluğu ile gösterebiliyor.

Sjögren Sendromu (SS), otoimmün bir hastalık. Normalde bağışıklık sistemi, vücuda yabancı bakteriler, mikroplar ve diğer etkenlere karşı harekete geçip saldırırken, otoimmün bir hastalık olan SS’nda kendi dokularına saldırmaya başlar. Bu dokular arasında en başta tükürük bezleri ve gözyaşı bezleri yer alır. Böylece kuru göz ve kuru ağız şikayetleri ortaya çıkar. Vücudun diğer bölgeleri de bu saldırıdan etkilenebilir. Sonuç olarak etkilenen bölgeye bağlı olacak şekilde cilt kuruluğu, burun, ağız ve solunum yolları kuruluğu, göz kuruluğu, vajina kuruluğu, sindirim sistemi kuruluğu ortaya çıkar.

Sjögren Sendromu tek başına bir hastalık olarak görülebilir (bu durumda primer-birincil Sjögren Sendromu adını alır) veya diğer romatolojik hastalıklara eşlik edebilir (bu durumda da sekonder-ikincil Sjögren Sendromu denir). Sıklıkla eşlik edebildiği romatolojik hastalıklar arasında Romatoid Artrit, Lupus veya Skleroderma sayılabilir.

SJÖGREN SENDROMU’NUN SEMPTOMLARI NELERDİR?
En sık görülen bulgular ağız kuruluğu ve/veya göz kuruluğu, yorgunluk ve ağrıdır. Çoğu hastada başka semptom görülmez. Ancak semptomların çeşitliliği ve şiddeti, kişiden kişiye oldukça fazla farklılık gösterebilir.

Göz sorunları:
Gözlerinizde yanma, batma, kuruluk, hassasiyet hissedebilirsiniz. Kimi hastalar kuvvetli ışıkta rahatsızlık duyabilirler. Bazılarında ise gözlerde yapışkan bir his varmışçasına bir şikayet yaşanabilir.

Ağız ve boğaz sorunları:
Ağız kuruluğu ve buna bağlı ağız yaraları olabilir. Kuruluk kendisini ağızda-boğazda yapışkan bir duygu olarak hissettirebilir. Yutkunma zorluğu yaşanabilir ve kimi hastalarda tat algısında değişiklik olabilir. Ses kısıklığı, konuşma süresi uzadıkça ses çıkarmada zorlanma yani seste yorulma, kuru öksürük de bulunabilir. Nadiren ağız ve boğaz kuruluğu mantar enfeksiyonlarına, kötü kokulu nefese, ağızda kötü tat varlığına ve artmış diş çürüklerine sebep olabilir. Tükürük bezlerinde büyüme ve ağrı eşlik edebilir.

Aşırı yorgunluk – tükenmişlik:
Aşırı yorgunluk sıklıkla bulunan şikayetlerdendir ve iyi bir gece uykusundan sonra geçen bir yorgunluk değildir. Bazı hastalarda çökkünlük ve hatta depresyon gözlenebilir.

Ağrı ve acılar:
Eklemlerde iltihabi sürece bağlı şişme ve ağrı bulunabilir. Bazı hastalarda ise yaygın bir ağrı duygusu veya vücudun belli bölgelerinde hassasiyet şeklinde şikayetler olabilir. Ancak eklem problemleri örneğin bir Romatoid Artrit hastalığı gibi hastalıklara kıyasla çok daha hafiftir.

Diğer şikayetler:
Vücudun diğer bölgeleri de normale göre daha kuru olabilir. Örneğin:
• Sindirim kanalında kuruluk lokmaları yutmada zorluğa yol açabilir
• Barsaklarda kuruluk “hassas barsak sendromu”na benzer şikayetlere örneğin karın ağrısına sebep olabilir.
• Vajinal kuruluk cinsel ilişki sırasında acı hissetmeye yol açabilir
• Cilt kuruluğu kendisini kaşıntı veya güçlü güneş ışığına hassasiyet olarak gösterebilir.
• Hava yollarındaki kurulukta duman ve toza karşı artmış aşırı hassasiyet gözlenebilir.

Sjögren Sendromu ile ilgisi olabilecek diğer şikayetler:
• Ateş yüksekliği
• Soğukta moraran parmaklar (Raynaud Fenomeni)
• Migren benzeri baş ağrıları
• Boyun, koltukaltı ve kasıkta lenf bezlerinde büyüme
• Menapozal şikayetlerde artma, alevlenme
• Sinir sistemi şikayetleri örneğin güçsüzlük, hissizlik, keçeleşme
• Damarlarda iltihabi durum (vaskülit)
• Bacakların alt bölümlerinde mor renkli deri döküntüleri (purpura)
• Göğüs ağrısı (plörezi kaynaklı), nefes darlığı, nefes açlığı
• Karaciğer ve böbrek sorunları

SJÖGREN SENDROMU KİMLERDE OLUR?
En sık 40-60 yaş arası kadınlarda ortaya çıkar. Sjögren Sendromu tanısı alan her 3 kişiden sadece 1 tanesi erkektir. Çocuklukta çok nadiren görülür. Bu hastalığa yatkın kişilerdeki bazı genlerin belli enfeksiyonlara karşı vücudun kendisini iyi savunamamasına yol açtığı düşünülmektedir. Bu genlere sahip kişilerin Sjögren Sendromu’na yakalanma olasılıklarının daha fazla olduğu düşünülmektedir. Sjögren Sendromu tanısının zamanında konması ile gözde olası kalıcı hasarların önüne geçilebilmesi ve tedaviyle hastalığa bağlı yakınmaların azaltılabilmesi mümkündür. Eşlik eden başka romatizmal hastalıklar da varsa bunların tespiti ile kalıcı eklem ve organ sorunlarının da önüne geçilebilmesi mümkün olmaktadır.

Uzm. Dr. Tolga Enver YÜCETÜRK
İç Hastalıkları ve Romatoloji
drtolgayuceturk@gmail.com
www.drtolgayuceturk.com

facebook/izmirromatizmatedavisi

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir