DUAYEN OYUNCU SEMA AYBARS İLE ÖZEL RÖPORTAJ

Şuan tiyatroya bakış baya yozlaşmış durumda. Bu konuyla ilgili neler söylemek istersiniz?
Evet, kapatmaya çalışıyorlar. Tüsat diye bir kanun çıkaracaklar. Kapatalım ve küçük bir kadro bırakalım diyorlar. Zaten bale bel altı sanatı olarak görülüyor. Günümüzdeki gençlerin de sanata yeterince sahip çıkmadığını, ilgilenmediğini düşünüyorum. Hayat telaşı ve koşturmacası içindeler. Köşeyi nasıl kısa yoldan dönerim düşüncesindeler. Şimdi konservatuvar oyunculuk bölümüne giren çocuklar bu bölümü bitirip hemen bir diziye girip meşhur olayım derdindeler. Bu yanlış bir şey tabii. Diziler herkese kapısını açmıyor.

Son dönemlerde herkesin konuştuğu Küçük Gelin adlı dizide oynadınız. Bu dizinin çok fazla dikkat çekmesini neye bağlıyorsunuz?
Küçük Gelin dizisi bir sorumluluk projesiydi bana göre. On sekiz yaşından küçük üç milyon kız çocucuğu evlendirilmiş. Yani bu dizinin bir misyonu vardı. Benim de bu rolü kabul etmemin en büyük nedeni buydu. Bu dizi, dinle, imanla, inançla ilgili değildi ama hertürlü doğru mesajı veren bir diziydi. O yüzden önemli bir diziydi. Çok yerde de amacına ulaştı. Küçük Gelin dizisi Urfa’nın Harmanlı kasabasında geçen bir diziydi. Orada yaşayan insanlar kalkıp sete geldiler ve “bize ayna tuttunuz” diyerek teşekkürlerini ilettiler. Dizide küçük kızın başına gelmeyen kalmadı. Öğretmen olmak istiyordu okuldan aldılar, on üç yaşında anne oldu, dayak yedi. Bütün bunların bir dizi şeklinde insanlar tarafından görülmesi çok büyük bir etki yarattı.

İstanbul o kadar çok göç aldı ki bu durum sizce insanları nasıl etkiledi?
Bizim kendi eğitim görmemiş çocuklarımız var. Önce onlar için elimizden geleni yapmamız gerektiğini düşünüyorum. Bunun yanında çok iyi eğitim alıp da yurt dışına yerleşmiş çok önemli bilim insanlarımız var. Bence onları yeniden ülkemize getirmek ve eğitime öncelik vermek gerekiyor. Şu anda işsiz olan yetenekli vatandaşlarımıza iş imkanı sağlamamız gerekiyor. Bundan sonra daha büyük karmaşalar yaşanacağına inandığım için de bulunduğumuz duruma üzülüyorum.

Bu insani duygulardan daha başka bir şey öyle değil mi? Sonuçta biz belli bir ideolojinin insanlarıyız. Atatürk bize bambaşka şeyler yaşattı, biz onun yolundan ilerliyoruz.
Aynı fikirdeyim, öncelikle kendi insanımızı düşünmek zorundayız. Elbette ki hepimiz muhtaç olan insanlara elimizden geleni yapmalıyız. Ama bu durum ne bizi, ne onları mağdur duruma düşürmemeli.

mavisehir-dergisi-sema-aybars4

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir