Dila Kalafatoğlu

Star Akademi yarışması ile adını duyuran, yarışmanın ardından Petek Dinçöz, Kutsi ve Zeynep Dizdar gibi sanatçılara vokal yapan genç ve yetenekli şarkıcı Dila Kalafatoğlu, İsmail Gökgez’e merak edilenlerini anlattı.

Neden iki ayrı okul okudunuz?
Konservatuar okuyordum, bir de elimizde altın bilezik olsun istedik. Bahçeşehir Üniversitesi’nde Halkla İlişkiler okudum. Bu yüzden iki okul oldu.

Farklı bir bölümde seçebilirdiniz. Neden Halkla İlişkiler bölümünü altın bilezik olarak seçtiniz?
Bu bölümü seviyordum. İletişim okumak istiyordum. İlk PR seçtim sonra reklam yazdım, ilk tercihim tuttu.

Peki ailenizin ben konservatuar okuyacağım dediğiniz zaman tepkisi ne oldu?
Ben zaten küçüklükten beri o şekilde yetiştirildim. Ben şarkıcı olacağımı 5 yaşımda biliyordum. Hani o çok klişe olan ayna karşısında şarkı söyleme olayı vardır ya; ben mikrofon olarak deodorant şişesini kullanıyordum. Küçüklükten mayam belliydi yani. Bir de sanatla ilgilenen bir ailenin çocuğu olduğum için gayet hoş karşıladılar.

Müzik, oyunculuk, enstrüman, jimnastik hepsi ilgi alanınız arasında. Eğitimlerini aldınız mı?
Tabii hepsinin eğitimini aldım. Aile sanata düşkün dedim ya; anne oyuncu olunca İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı mezunu ve Yıldız Kenter’in öğrencisi. Baba ise finans müdürü. Annemden dolayı birçok sanat dalının eğimini aldım. Sağolsun beni elinden geldiğince donanımlı yetiştirdi.

Jimnastik vs. devam etmiyorsunuz artık değil mi?
Yok, devam etmiyorum, bitirdim artık. Faruk K’yla beraber çocuk tiyatrosu yapıyoruz. Orada çok işe yarıyor, mesela parenda falan atabiliyorum. Yani günlük yaşamın her yerinde sporun etkisini hissediyorsun. Zaten öyle de olmalı. Spora, böyle kendini geliştirebileceğin aktivitelere küçüklükten başlamak gerek.

Hazır çocuk tiyatrosu demişken…neden yetişkin tiyatrosu değil de çocuk tiyatrosu?
Biz bu işe başlayalı 3-4 sene oldu, artık ekip arkadaşlarımızla aile gibi olduk. En başta biz çocukları seviyoruz. Çocuklara bir şey yapıyor olmak, öğretmeye çalışmak çok güzel bir duygu. Hatta biz Boğaziçi Otizmli Çocuklar Derneği’yle birlikte çalışıyoruz. Otistik çocukların elini bile tuttuğun zaman çok şey değişiyor. Açıkçası yaşken onları eğitmek benim hoşuma gidiyor.

Peki siz nasıl dahil oldunuz projeye?
Biz uzun zamandır beraberdik. Bu proje henüz fikirken de biz konuşuyorduk, yani en başından beri işin içindeyim.

Yurtdışı konserleri… Almanya, Amerika, İtalya gibi birçok ülkede festivallerde yer aldınız. Peki nasıl oluyor bu, her isteyen festivallerde yer alabiliyor mu?
Çalıştığım organizatörler sayesinde o ülkelerde bağlantıları oluyor. İlk önce Almanya’ya gittim, Düsseldorf yaptık, Frankfurt yaptık. Türk Günü Yürüyüşleri’nde sahne alıyorum. Amerika’ya da gittim, orada beni çok beğendiler tekrar çağırıyorlar ben de her sene gidiyorum. Festivale gitmişken Türk lokallerinde de çıkıyorum. Mesela yılbaşında Belçika’daydım. Ondan bir ay önce Münih’teydim. Gelen işe göre ülke ya da şehir seçiyoruz. Bir de ben gezmeyi seviyorum. Gezmeyi sevdiğim için yurtdışı işi alıyorum. Gitmişken geziyorum orada işi seyahate çeviriyorum. En son İtalya’ya gittim, Bira Festivali’nde sahne aldım. Ayrıca İtalyanca şarkı da söyledim.

Birçok dilde şarkı söyleyebilirsiniz o zaman… Bunun da eğitimi eğitimini aldınız mı?
Eğitimi yok, kulaktan dolma. Ezberliyorsun, sözlerini çıkarıyorsun.

Star Akademi yarışması nasıl bir deneyimdi?
Sevgili Atilla Özdemiroğlu’nun müzik direktörlüğü altında bir yarışmaydı. Yarışmalar biraz stresli oluyor. Ben yarışma insanı değilmişim onu anladım. Çünkü hem arkadaşsın bir yandan da yarışmacısın. Garip bir durum. Kuyunu kazabilenler oluyor, olaylar çıkabiliyor. Oylarla belirlenen bir sistem var, halk her zaman objektif olamayabiliyor. Çünkü yarışmada alternatif müzik yapan var, rock var, pop var, caz söyleyen de var. Bunların hepsini genele aldığı için çok da hakkaniyetli bir sonuç alındığını düşünmüyorum. Bence pop söyleyenler ayrı bir oylamada değerlendirilmeli, rock söyleyenler ayrı bir kulvarda değerlendirilmeli. Böyle olursa ortaya çıkan sonuç daha doğru ve adil olur. Tabii sıyrılmak için yarışmalar önemli, ben mesela yarışmayla sıyrıldım. Yarışmadan önce orkestrada solist olarak görevliydim ama yarışmadan sonra tanındım, kendi hedef kitlem oluştu, sayısı arttı ve direk vokalistliğe başladım.

Bu yüzden mi başka yarışmaya katılmadınız?
Zaten katılmıştım ve tadında bırakmak istedim. Başka bir yarışmaya daha katılmaya ihtiyacım kalmadı çünkü direk sektörün göbeğine düştüm.

Atilla Bey’le çalışmış olmak nasıl bir duyguydu?
Muhteşem bir insandı. Absolut kulak denen bir şey var, masaya vurduğun zaman bile onun sesini, tonunu notasını alabilen bir insandı. Müzik adına çok muhteşem şeyler öğrendim. Nur içinde yatsın..

Gelelim yarışma jürisine. Benim için önemli olduğu için özellikle onu soruyorum. Ajda Hanım’ın karşısında olmak nasıl bir şeydi?
Çok seviyorum. Aşırı tatlı bir kadın. Yarışmadan sonra da biz bazı yerlerde karşılaştık. Yarışmadayken benim Ajda Hanım hakkında gözlemlediğim şey şu oldu; çok kibardı.

Yarışmadaki arkadaşlarınızla görüşüyor musunuz?
Yarışmadan sadece Burçin’le görüşüyorum. Hayrettin Kalben’in yanında çalışıyor. Sürekli olmasa da öyle zaman zaman görüşüyoruz.

Neden yarışmadan sadece siz sıyrıldınız?
Müzik yapmak isteyen çok oldu ama ben sıyrıldım. Belki şans diyebilirsin belki başka bir şey. Önemli olan diretmek. Ben direttim yarışmadan 5 sene sonra şarkımı çıkardım. Hemen 1 sene sonra da çıkarabilirdim ama çıkarmadım. Eğitimimi tamamladım, dünyayı gezdim kendimi geliştirdim. İnsan olmak, kendini dinlemek, ne yapmak istediğine karar vermek bunlar çok daha önemli şeyler.

Neden sürekli bir yerde sahne almıyorsunuz?
Düzenli olan işleri kabul etmiyorum çünkü ucuz oluyor. Açıkçası ekstralar daha gelirli. Ben her hafta aynı yerde çıkmak istemiyorum. Ben konser şarkıcısıyım.

Yeni projelerinizden bahseder misiniz?
Temmuz’da ilk single olarak “Kırmızı Halı”yı çıkardım. Üç şarkılık dijital bir albüm düşünüyorum. 3 şarkıyı da aylara yaymak istiyorum. Akustik slow tarzında bir şeyler yapmak istiyorum. Dımtıs dımtıs bakkal müziği yapmak istemiyorum.

Çaldığınız enstrüman var mı?
Klasik (Batı) müzik enstrümanı, korno çalıyorum.

İzmir’le aranız nasıl?
İzmir’i çok seviyorum. Zamanında çok sahne aldım. Arada yine sahne almaya gidiyorum. Bütün yazımız İzmir’de geçiyor. Nedense halkı bana daha sıcak geliyor. Havası, suyu, insanı her şeyi farklı. İzmir denilince aklıma ilk Pasaport geliyor. İleride İzmir’e yerleşmeyi düşünüyorum.

Röportaj: İsmail Gökgez 

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

1 Comment

  1. İsmail Gökgez

    30 Mayıs 2018 at 16:14

    Teşekkür ederiz. Şahane bir röportaj oldu.🙏

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir