DERYA ULUĞ İLE ÖZEL RÖPORTAJ

Şimdilerde “Nabız 180” adlı slow şarkısıyla listelerde fırtınalar estiren Derya Uluğ huzurlarınızda…

Derya Uluğ’a nasıl ulaştım? Film gibi resmen. Ne Instagram’dan ne de başka bir yerden. Snapchat’ten ulaştım ben. Duygusal bir giriş yaptığım için hayır diyemedi. “Sen de öğrenci oldun, ben de öğrenciyim, beni en iyi sen anlarsın” falan… Öyle bir yerden girdim ki kabul etmemesi imkansız. Şaka bir yana kabul de etmeyebilirdi. Öyle güzel bir yüreği var ki hiç uğraştırmadı beni sağ olsun. Yalova’ya konser için geleceğini duydum ve hemen harekete geçtim. Harika bir konserin sonunda röportajımızı gerçekleştirdik. Ben hayatımda bu kadar net bir insan görmedim, sorulara pat diye cevap veriyor. Biraz kısa cevaplar veriyor ama olsun o da onun tarzı demek ki. Sonra konuşmalarından ve tavırlarından çok disiplinli olduğunu anladım. Biz röportaj yaparken ekip arkadaşları da yanımızdaydı, bir ara onlara dönüp “Her şeyi biliyor yemin ediyorum, benimle benden daha ilgili” dedi. Nasıl hoşuma gitti nasıl hoşuma gitti anlatamam. Çünkü bu cümle benim işimi ciddiye aldığımı gösteriyor. Biraz da kendimi övmüş olayım 🙂 Bu keyifli röportajı Mavişehir Dergisi’nin değerli okurlayla paylaşıyoruz.

Benim gözlemlediğim kadarıyla siz çocukları seviyorsunuz. Çocuk etkinlikleri, Podyum Engel Tanımaz gibi projelere katılmanızdan belli. Bu konuda beni onaylıyor musunuz?
Çocuklarla ilgili mantıklı, onlara yararı olan her projeyi destekliyorum her zaman.

Bazı ünlüler sosyal sorumluluk projesi adı altında bunu bir PR çalışması olarak yaparlar, olumlu bir itibar yaratmak için. Ben henüz bir öğrenci olduğum için benim röportajımı kabul etmenizden de anlaşılacağı üzere sizin gerçekten yardımsever bir tarafınız var. Haksız mıyım?
Yardıma muhtaç, annesi babası olmayan ya da herhangi bir sağlık problemi olan çocukların faydasına olacak her şey görev bence bizim için. Herhangi bir şey kanıtlamak pek umurumda değil.

Neden bir üniversite öğrencisine röportaj veriyorsunuz şu an?
Senin yazını ben tesadüfen gördüm genellikle bakamıyorum mesajlara, aslında bu bir şans diyebiliriz. Üniversite öğrencilerine her zaman destek veririm. Ben de birkaç sene önce üniversite öğrencisiydim çünkü. Halden anlarım…

Derya Uluğ şükreder mi?
Hayatımda en çok söylediğim kelime olabilir. Hayatın her adımında şükretmek lazım.

Sık sık farklı şehirlerde, farklı mekanlarda sahneye çıkıyorsunuz. Hatta serumlu fotoğraflarınız da var. Bu bir yerde sizi yormuyor mu?
Tabii ki de yoruluyoruz. O hastalık dönemlerinde ek takviye almak zorunda kalıyoruz daha çabuk toparlanabilmek için. Onun dışında çok şükür, çok çok önemli bir sağlık problemimiz olmadıkça yorulmuyoruz.

Serum yemektense programın yoğunluğunu azaltalım demiyor musunuz?
Hayır, kesinlikle hayır. Buradan üniversite öğrencilerine de tavsiyem olsun; ağaç yaşken eğilir. O yüzden gençken elinize gelen her fırsatı en güzel şekilde değerlendirmeniz gerekiyor. Çünkü belli bir yaştan sonra istesek de bu tempoda olamayacağız.

Ben bu cevaptan sonra diğer sorumu buldum bile. Siz işkolik misiniz?
Çalışmayı çok seviyorum. Ben hep çok çalışkan bir öğrenciydim, hem okulda hem okul dışı faaliyetlerde. Çalıştıkça ben kendimi dinç hissediyorum. Çok fazla dinlenince hamlaşıyorum.

Profesyonel anlamda ilk sahne deneyiminizi 15 yaşında gerçekleştirdiniz. Peki sahne dışında lisede, üniversitede hiç başka bir işte çalıştınız mı?
Hayır başka bir iş yapmadım.

Aynalarda şarkı söylemeler, sekiz yaşında radyo programındaki yarışmaya katılmalar. Sizdeki bu cesaret nereden geliyor?
(Kahkaha atıyor) Doğuştan geliyor herhalde. Öyle cesaretliyimdir ben her konuda. Ben cesaretli olmayı seviyorum. Babam söylemişti şarkı yarışması var diye, ben de hemen katıldım zaten.

Ailenizde var mıdır müzikle uğraşan?
Kendi ailemin içinde yok ama akrabalarımda var.

Anneniz ve babanız müzik konusunda sizi hep destekledi mi?
Evet, bütün ailem beni her zaman çok desteklediler. Bazen yorulduğumu hissettiğimde bana moral verip, destek oldular.

Tarkan’la Bülent(Ersoy) Hanım’la Emel(Müftüoğlu) Hanım’la bir araya geldiniz. Çok kısa bir şekilde nasıl buluştunuz?
Emel Hanım’ın programına konuk olmuştum, Bülent Ersoy’la yine bir yılbaşı çekiminde denk geldik sohbet ettik, Tarkan’la da kendi albümü için stüdyodayken karşılaştık.

Ebru Gündeş’le çalıştığınızı biliyoruz. Size klasik sorulardan da sormak istemiyorum. Ebru Hanım’dan en çok ne öğrendiniz?
Mütevazılığı.

Bu arada geçmiş doğum gününüz kutlu olsun. Çok yakın bir zamandaydı. Asil Bey ve arkadaşlarınız size çok güzel bir sürpriz hazırladılar. Neler hissettiniz?
Öncelikle mersi. O gün çok şaşırdım, aşırı mutlu oldum. Güzel bir geceydi. Birçok arkadaşım yanımdaydı Aynur Aydın gibi.

Biraz da yakın geçmişten bahsetmek istiyorum. Müjdat Gezen Sanat Merkezi’ne ve sanata yapılan saldırılar hakkında ne düşünüyorsunuz?
Hoş bir şey değil sonuçta orası bir sanat evi, eğitim kurumu. Yanlış olduğunu düşünüyorum. Serbest kaldı ama umarım cezasını alır yapanlar.

Ya terör hakkında neler söyleyebilirsiniz?
Çok üzülüyoruz tabii ki, inşallah bir gün bütün insanlık barış içinde yaşamayı öğrenir.

Çok yoğun bir ilgi var ya üzerinizde hiç ara vermeyi düşünmüyor musunuz?
Ben daha yeni başladım diyorum kendime ne yorulması ne bunalması?

Sokaktaki insanlar sizi gördüğü zaman en çok ne söylüyor?
Çok zayıfsınız, ufacıksınız. En çok sözler duyduğum bunlar.

“Okyanus” sizce de çok büyük bir yük bindirmedi mi üzerinize?
Çok stresli bir süreçti. Yeni şarkınız bir öncekinin üzerine çıkmalı, altında kalmamalı.

Senelerdir Ajda Pekkan hayranıyım. Komedi sevmememe rağmen “Romantik Komedi” filmine sırf Ajda Hanım için gittim. O filmde siz de Ajda Hanım’a vokal yapıyorsunuz. Nasıldı?
Tanıştık, sohbet ettik. İzleyiciye beş dakikalık görünen sahnenin çekimleri bütün gün sürdü. Ajda Pekkan mükemmel tatlı bir kadın.

Peki Ajda Pekkan’ın Türkiye’deki önemi için ne düşünüyorsunuz?
O bir idol. O yaşta, o dinçlikte şarkı söyleyebilmek için her şeyimi verirdim. Kıyafetleri, sesi harika.

Bir şarkının tutmasındaki en önemli ölçüt gençleri yakalamak mıdır?
Bence halka inmek, sadece gençleri yakalamak değil. Önemli olan her kesimi yakalayabilmek.

Önünüze çok güzel bir şarkı geldi, tutacağından neredeyse eminsiniz ama siz o şarkıyı hissedemediniz. Yine de söyler miydiniz?
Söylemem. Benim için en önemli şey o şarkının içime sinmesi. Ben hissederek söylemiyorsam zaten karşıya geçmez.

Vokalistken kurduğunuz hayaller gerçekleşti mi?
Şu an iyi gidiyor. İnşallah bir gün Harbiye’de de sahne alırım.

Kendinize en çok kimleri örnek alıyorsunuz?
Sahne şovları konusunda Beyonce en nirvana hayalimdir.

Şarkılarınızı Asil Bey’le beraber yazıyorsunuz. Nasıl bir sinerji var aranızda?
(Gülüyor) Genelde aynı şeyleri beğeniyoruz. İkimizden de karşılıklı bir şeyler çıkıyor ve aynı şeye yükseliyoruz zaten. Özel hayatımızda da ortak duyguları paylaştığımız için, mesela beğenmediğimiz bir şeyi ikimiz de beğenmiyoruz. İçimize sinmeyen bir şeyi de kaldırıp atıyoruz.

Hiç kötü eleştiri alıyor musunuz? Nasıl tepki veriyorsunuz?
Kötü eleştiri alıyorum ve gülüyorum. Gülüyorum derken alaycı bir gülümseme değil, sevgiyle karşılıyorum. Güzel, ilerletecek eleştirileri kulağıma küpe yapıyorum müzikal anlamda.

Sorularımı beğendiniz mi?
Beğenmek ne kelime, bayıldım! İnşallah hedeflerine ve hayallerine ulaşırsın.

Röportaj: İsmail Gökgez

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir