ÖZEL RÖPORTAJ ALİ KARAGÖZ

Bu sayımızda söyleşimizi yılların eskitemediği oyuncu Ali Karagöz ile gerçekleştiriyoruz. Ali Karagöz’ün bilinmeyenleri ve hayatı hakkında Mavişehir Dergisi olarak biz sorduk, kendisi tüm samimiyeti ile cevap verdi.

– Sizi tanıyabilir miyiz? Aslen nerelisiniz?
29 Mayıs 1960 İstanbul doğumluyum. Bildiğim kadarıyla üç göbek İstanbulluyum. Otelcilik okudum.

– Oyunculukla tanışmanız nasıl oldu?
1978’de lise son sınıftayken profesyonel modellik yapmaya başladım, o dönem fotoroman furyası vardı, üst üste çeşitli gazetelerde altı tane fotoroman çektim, reklam filmlerinde oynadım. Bu arada sinema teklifleri de gelmeye başlamıştı. Oyunculuk eğitimi almam gerektiğini düşünüyordum. “Önce askerlik sorunumu halletmeliyim” dedim. Askerlik sonrası konservatuvar okumak istedim. Benim dönemimde konservatuvar, meslek lisesi idi ve yaş sınırı vardı, maalesef 21 yaşımı doldurduğumdan konservatuvara gidemedim. Bu arada reklam sektörüyle tanıştım, hem modellik yapıp hem de bir reklam ajansının organizasyonunu üstlenmiştim, taa ki Şehir Tiyatroları’na yaptığım başvuru dilekçemin kabulüne kadar. 1987-1988 profesyonel oyunculuk dönemi başlangıcımdır. 3 yıl Şehir Tiyatroları bünyesindeki zorunlu kurslara devam ettim. Şanslıydım istediğim olmuştu, konservatuvar yerine Şehir Tiyatroları fakültesinde öğrenim gördüm. Ustalarla çalışmak, usta çırak ilişkisi oyunculuğun gelişmesi için en iyi yöntemdir.

– Meslek olarak oyuncu olmasaydınız tercihiniz ne yönde olurdu?
Yine insan ilişkileri, otelcilik veya reklamcılık…

– Dizi sektörünü ve yeni oyuncuları nasıl değerlendiriyorsunuz?
Dizi sektörü çok yorucu ve yıpratıcı. Yorucu; inanılmaz bir emek söz konusu. Yıpratıcı; bütün bu emekler bir anda boşa gidebiliyor, dizi yayından kaldırılıyor, onlarca insan işsiz kalıyor. Bu sektörde oyunculuğu hak eden de var etmeyen de! Dünyada dizi, film vs. gibi görsel sanatları oyuncular yapar! Dünyada eğitimsiz oyuncu yoktur! Yani fizyonomisiyle dikkat çekip bambaşka bir iş yaparken oyunculuğa soyunanlar da mutlaka bir eğitme tabi tutuluyor! Bu işin olmazsa olmazıdır! Oyuncu “Ben oldum” dememelidir! Bu iş, gelişmeye, öğrenmeye sonsuza kadar açıktır! Ne kadar profesyonel olursan ol, ruhen ve kalben amatör kalmalısın.

mavisehirdergisi-alikaragoz4

– 25 yıl profesyonel sutopu oynadığınızı ve koçluk yaptığınızı biliyoruz. Bize bu dönemlerinizden bahseder misiniz?
Evet, çocukluğum ve delikanlılığım sporla doludur. 5-9 yaş arası yüzücüydüm. 1969’da Denizcilik Yüzme İhtisas (D.Y.İ) kulübünde Sutopu oynamaya başladım. 1983’te Moda Spor Kulübü’nde hem koçluk hem de su içi aktif oyunculuğum devam etti. Kısa bir dönem de ENKA oldu. Türkiye Sutopu liglerinde geçen 25 yıl. Sporculuk hayatı bana öncelikle dostluğu, arkadaşlığı, saygıyı ve disiplini sağladı. Bu mesleğime de yansıdı. Biliyorsunuz oyunculuk eğitiminde Eskrim dersinin önemli bir yeri vardır! Kişide refleksleri kuvvetlendirir ve iç disiplini sağlar.

– İçinizde ukte kalan bir proje seçimi veya pişmanlığınız var mı?
Hayır, yok.

– Oyunculuk sektörünü uluslararası standartlara taşımak, daha iyi noktalara getirmek için sizce neler yapılmalı?
Kesinlikle alt yapı! Yani liseden itibaren değil ilkokuldan itibaren oyunculuğun hayata geçmesi gerekiyor. İşin temelini oluşturmazsan, yaptığın üstün körü oluyor. Sporculukta da aynı değil mi? Bugün bir yüzücünün yetişmesi için sabah 06’da ve akşam üstü olmak üzere iki antrenman yaptırılıyor. Halbuki yurt dışında meslek ediliniyor. Tahsille birlikte olanaklar da sağlanarak, (havuz vs.) günde 6-8 saat çalıştırılıyor. Hem de çok küçük yaşlardan itibaren. Üç tarafımız denizlerle çevrili ama yüzücü yetiştiremiyoruz, uluslararası başarımız yok! Günümüz futbolunda da aynı! Sporcu haftada 7-8 saat çalıştırılırken, yurt dışında; 18-20 saat çalıştırılıyor. Alt yapı, disiplin, devlet desteği (olanaklar) şart. Oyunculuk zor iştir çünkü oyunculuğun sonu yoktur. 2010’da İstanbul, Dünya Kültür Başkenti seçildi. Ama bir Opera binamız maalesef hala yok! Uluslararası standartlara taşınabilmek o kadar kolay değil yani!

mavisehirdergisi-alikaragoz7

– Tiyatroda veya beyazperdede unutamadığınız bir anınız oldu mu?
Oldu. Lüküs Hayat Operetiyle İzmir fuarındayız. Hava çok sıcak, ama ben titriyorum. 41 derece ateş ve sesim tamamıyla kısılmış durumda, yaka mikrofonumdan bile duyulmuyorum. (Bu meslekte hastayım kelimesi yoktur) Seyirci bağrına bastı, bu da benim tesellim oldu. İyi ki varsınız.

– Canlandırmayı hayal ettiğiniz bir karakter var mı?
Oyuncu mesleki olarak her zaman açtır! Bütün rolleri oynamak, bütün karakterleri giymek ister.

– Nelerden hoşlanırsınız? Özel bir hobiniz var mı? 24 saatiniz nasıl geçiyor?
Sanatsal faaliyetler, spor, yani sosyal faaliyetler hobilerim ve hoşlandıklarımdır. Zamanı iyi değerlendirmeye çalışıyorum.

– Yeni yıldan beklentileriniz neler?
Klasik te olsa gerçektir! Sağlık, huzur, başarı, barış. Bütün bunların olabilmesi için, duyarlı olmak ve işsizliğin son bulması şart diyorum.

– İzmir ve İzmirliler hakkında neler düşünüyorsunuz?
Yaşanacak ilk şehir. İzmirlilerin; çok sıcak, güleryüzlü, yardımsever, medeni, misafirperver ve daha sakin olduklarını gözlemledim. Ama tehlikeli bulduğum yönleri de var! Çok güzel yemek yapıyorlar!.

Bu samimi sohbet için size çok teşekkür ediyoruz.
Ben de sizlere çok teşekkür ederim.

mavisehirdergisi-alikaragoz1 mavisehirdergisi-alikaragoz2 mavisehirdergisi-alikaragoz5 mavisehirdergisi-alikaragoz6 mavisehirdergisi-alikaragoz8

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir