TIKANAN SİYASET

Sistem tıkanır da siyaset tıkanmaz mı?
Tıkanır…
Bal gibi de tıkanır…
Türkiye’de sistem tıkanmış mıdır?
Hayır…
Beğensek de beğenmesek de, ama kör ama topal, belki hızlı belki yavaş kurumlar işliyor…
Peki ya siyaset?
İşte burada durmak lazım…
Zira siyaset kurumu tıkanmıştır Türkiye’de…

***

Nasıl mı?
Gelin bir fotoğraf çekelim…
AKP 2002’den beri girdiği tüm seçimleri (ve hatta referandumları bile) ezici bir üstünlükle kazanıyor mu?
Kazanıyor…
CHP…
Kendini ne kadar paralarsa paralasın AKP’nin alternatifi olabiliyor mu?
Olamıyor…
MHP…
Her seçim öncesi “acaba bu sefer barajı geçebilir mi?” sorularının gölgesinde “günü kurtarmaktan “ öteye geçebiliyor mu?
Geçemiyor…
Ve doğu illerinden bağımsız aday olup da sonradan tilki misali kürkçü dükkânına dönen belli isimler…
Manzara değişiyor mu?
Değişmiyor…
Böyle gelmiş, böyle gidiyor…
Çünkü siyaset kurumu tıkandı Türkiye’de…
Yaşananın, yaşatılanın en güzel tanımı “kısır döngü”
Siyasetin ne tadı kaldı ne heyecanı…
Toplum bile öylesine kanıksadı ki bu nakaratı, sandığa adeta seçimin sonucu “bilerek” gidiyor…

***

Neden böyle oluyor?
Çünkü “sonuçları doğuran sebepler” değişmiyor…
Sebepler neler mi?
Şimdi oraya geliyoruz….
Türkiye’de belirli bir kesim yıllardır “CHP’nin AKP’nin alternatifi olduğu “ hayalinin peşinden gidiyor…
Bıkmadan ve usanmadan…
Tıpkı Polyanna iyimserliği içinde…
Ama her seçimin sonunda hezimet…
Ve İsyan…
Gerçekçi düşünelim biraz…
CHP (ya da sol) matematiksel olarak da, sosyolojik olarak da AKP’nin alternatifi ol(a)maz…
Matematiksel olarak olmaz…
Türkiye’de sol,  en yüksek oyunu 1977 seçimlerinde almıştır: “yüzde 41,4”
Ama yalancı bahara kanmamak lazım…
Bu oy, Kıbrıs Harekâtı’nın ve halkın dağlara taşlara “Karaoğlan” yazarak Bülent Ecevit’e gösterdiği büyük sevginin bir sonucuydu…
DSP’nin birinci parti olduğu 1999 seçimlerinde aldığı oy ne kadardı?
Yüzde  %22.19…
CHP’liler de kabul etmektedirler ki  “sol”un Türkiye’de en iyi koşullarda alacağı oy oranı maksimum %30’dur…
Farz edelim CHP son derece başarılı bir grafik izledi…
Ürettiği politikalar da halktan büyük ilgi gördü…
Ve oyları tavan yaparak, yüzde 30’u buldu…
Peki ya kalan %70?
İşte bu yüzden matematik olarak CHP asla AKP’nin alternatifi olamaz…
Gelelim olayın sosyolojik boyutuna…
Türkiye’de seçmenin yüzde 60’lık bir bölümü merkez sağ görüşlüdür…
Bu sosyolojik bir realitedir…
CHP’nin AKP’nin oyuna ulaşmasını kimse beklemesin…
Politika rasyonellik gerektirir…
Rasyonellik de önce sağlıklı analiz yapabilmekle mümkündür…
Siyasetteki bu tıkanmanın sebebi “alternatifsizliktir”
Ya da hatalı alternatif arayışlarıdır…

***

Siyasetin en temel kuralıdır: “İktidarda olan yıpranır”
Eğer AKP 2002’den bir iktidarda olmasına rağmen oyunu arttırıyorsa bunda bilimselliğin kabul edemeyeceği bir “anormallik” vardır…
Bunun sebebi AKP’nin başarısı mıdır?
Tartışılır…
Hiçbir hükümet topyekûn başarılı veya başarısız ilan edilemez…
Ama AKP’nin bu başarısında bir “başarısızlığın” rolünü görmezden gelemeyiz…
Bu başarısızlığın adı da merkez sağdaki alternatifsizlik ve/veya alternatif üretememektir…
Merkez sağ partilerin sorumsuz, sağduyusuz ve hatalı stratejilerinin sonucunda tıkanmıştır Türkiye’de siyaset…
AKP’nin başarısının asıl sebebi merkez sağdaki bu boşluktur…
AKP siyaset satrancında başarılı bir stratejik hamle yapmış, boşalan merkeze oturmuş ve bir anda Türkiye’nin %60’a varan kesiminin oylarına talip olmuştur…
Merkez sağ partilere “şah mat” çekmiştir…
Ve oyunu bitirmiştir!

***

Bu alternatifsizlik Türkiye’de siyaseti durağan ve kısır bir konuma sürüklemiştir…
Yarın seçim olsa, sonuç değişir mi?
Değişmez…
Hatta belki AKP oyunu daha bile arttırır…
Ne zamana kadar sürer bu durum?
Ancak ve ancak merkez sağda yeni bir parti kurulana kadar…
Peki,  “nasıl bir merkez sağ parti” ?
Türkiye mozaiği nasıl bir merkez sağ düşüncesine şans tanır?
Bunu en iyi okuyan ve uygulayan rahmetli Turgut Özal olmuştur…
Özal’ı seversiniz sevmezsiniz, ayrı konu…
Ama siyasetteki  “ileri görüşlülüğünü” inkâr etmek haksızlık olur…
Türk seçmeninin eğilimlerini ne denli iyi analiz ettiğini de…
Keza bir Süleyman Demirel…
Politikalarını onaylayın ya da onaylamayın,  Demirel’in “parti kurgulamadaki” dehasını yabana atabilir misiniz?
Bugün Türkiye’de siyasetteki tıkanıklığın aşılması da…
Seçmenin yeni bir alternatifle buluşması da…
Siyasetin yeniden eski tadına kavuşması da…
Zamanında Özal’ın öngördüğü, Demirel’in kurguladığı şekliyle yeni bir “merkez sağ parti”nin kurulmasıyla mümkündür…
Nasıl mı?
İçinde sağ düşünceyi de sol düşünceyi de barındıran…
Yüzü batıya dönük…
Dini değerlere saygılı ama laikliğe de bağlı bir merkez sağ parti…
Zaten merkez sağın da olmazsa olmaz değerleridir bunlar…
Laikliği savunmayan, özgürlüklere inanmayan, evrensel değerlerden ve liberalizmden uzak bir siyasi parti “merkezde” olamaz…
İstediği kadar olduğunu iddia etsin…
Siyaset biliminin kriterleri ışığında AKP bir merkez parti olamaz…
Zaten icraatları açısından da merkezden uzak bir görünüm sergilemektedir…
Bunu halk görmüyor mu?
Seçmen bunun farkında değil mi?
Herkes her şeyin farkında…
Ama alternatif yok!
Kerhen de olsa, yüreğine taş basarak ve eli titreyerek oyunu AKP’ye veriyor merkez sağ seçmeni yıllardır…

***

Eğer demokrasiye inanıyorsak sandıktan çıkan sonuca da saygılı olmak durumundayız…
Demokrasi rölatif bakış açısını kaldırmaz…
Demokrasinin “bana göre”si, “sana göre”si olmaz…
Basit bir tanımı vardır demokrasinin…
“Seçileni beğenmiyorsan çık seçil, yöneteni beğenmiyorsan seçil, yönet”
AKP’ye “Hep kazanıyorlar” diyerek kızanlar kendi kendilerini kandırmaya devam etsinler…
Gelecek seçimlerde de ayrı senaryo tekrarlanacak…
Perşembenin geleceği çarşambadan belli…
Sebep-sonuç ilişkisidir bu…
Sebep değişmiyorsa…
Sonucun değişmesini beklemek saflık değildir de nedir?

***

Amaç üzüm yemek mi bağcı dövmek mi?
Bağcıya kafayı takanlar AKP’ye yüklenmeye devam etsinler…
Ama üzüm yemek isteyenlerin artık gerçekleri fark etmesi lazım…
Türkiye’de merkez sağda yeni bir parti kurulmadıkça siyasetteki bu tıkanıklık devam edecek…
Çatacaksanız gerçek sorumlulara çatın…
Kızacaksanız muhatabınızı doğru seçin…
Bugün, bu durumun yegâne sorumlusu merkez sağı bu hale getirenlerdir…
Halkı alternatifsiz bırakanlardır…
“Baş olayım da ne başı olursam olayım” diyen tabela partilerinin Genel Başkanlarıdır…

***

Türkiye’de siyasetin ihtiyaç duyduğu ilaç merkez sağda yeni ve güçlü bir partidir…
Bu ilaç herkese iyi gelir…
AKP…
Pasif bir muhalefetle karşı karşıya olmanın verdiği rehavetten sıyrılır…
Seçmen…
“A partisi ya da B partisi” diretmesinden kurtulur özgürce oyunun rengine karar verir…
CHP…
AKP’nin oyları önemli bir kayba uğrayacağından kim bilir, belki iktidar yolu da açılmış olur…
Ve…
Mevcut genel başkanlar durdukça asla siyasette kendileri yer bulamayacak birçok değerli beyin de siyasete kazandırılmış olur…

***

Peki, yeni bir partinin sırası mı?
Tam sırası!
Yeni bir parti halktan destek görür mü?
Öyle bir görür ki…
Biraz sokağa kulak verenler çok net bir biçimde alacaklardır mesajı…
Talep var…
Hem de hiç olmadığı kadar büyük…
Sıra “arz”a geldi…
Herkesi, her kesimi kucaklayan…
Kadrosuyla, programıyla umut veren…
Vizyoner…
Ve halkıyla kaynaşan bir merkez sağ parti Türkiye’de birçok dengeyi değiştirecektir…
En azından siyasetteki bu tıkanıklığın aşılmasını sağlayacaktır…

***

Ne AKP’ye kızın…
Ne de seçmene…
Sunun alternatifi…
Bakın, ne oluyor…

Uğur ORAL
Gazeteci-Yazar
ugur@uguroral.com.tr

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

5 Comments

  1. Emrullah

    02 Eylül 2014 at 11:39

    Uğur Bey yazdığınız bu yazının her satırının altına imzamı koyarım.Çok doğru ve yerinde bir analiz yapmışsınız.Merkez sağ siyasetin önde gelen isimlerinin rahatlarından özveride bulunup ellerini taşın altına koyma zamanları gelmiştir.

  2. Sevda Ürkmez

    02 Eylül 2014 at 11:42

    Yazınızı okurken şunu düşündüm, acaba şu an Süleyman Demirel ana muhalefet partisi lideri olsaydı, durum hiç böyle olur muydu?

  3. Kemal Erden

    02 Eylül 2014 at 11:55

    Son zamanlarda ülke siyasetine dair okuduğum en güzel ve akılcı analiz bu.Kaleminize sağlık Uğur Bey.

  4. Metin Oral

    02 Eylül 2014 at 12:09

    Güzel bir tespit.Menfaatini hesaplamadan bu girişimde bulunan bir hareket olması gerek.Adını bilmediğimiz bir sürü parti var.Ama güçbirliğine yanaşmıyorlar.Numan Kurtulmuş’un AKP’deki durumuna bakın, bir de BEKAROĞLU CHP’ye katılırsa başına geleceklere bakın.%10 barajını bile bile ve hiçbir umutları yokken rahatlarını bozup ellerini taşın altına koymuyorlar.Selamlar…

  5. Efe DONDURMACI

    03 Eylül 2014 at 01:23

    Sayın Uğur ORAL,
    Elinize, emeğinize sağlık..Saptamalarınızda yerden göğea haklısınız..Merkez sağIN sağa, sola savrulan oylarını ancak yeni bir merkez sağ parti toplayabilir ve bu tıkanan siyasete yeni bir açılım ve yeni bir umut getirebilir..Saygılarımla.Efe DONDURMACI

Leave a Reply

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir