İZMİR’İN “BEYAZ CAM”LARI KARARMASIN

Bir süre önce İzmir’in bir televizyonunun fişi çekildi… Turkuvaz Medya Grubu bünyesinde yayın yapan Yeni Asır TV kapatıldı… Gerekçe; zarar ediyor olması… İzmir adına çok üzücü bir gelişme… Daha önce de benzeri kayıplar yaşamıştı İzmir… 1995 -2006 yılları arasında Yeni Asır Gazetesi’nin yan kuruluşu olarak faaliyet gösteren Yeni TV, Etibank olayları sonrasında grubun Turgay Ciner tarafından satın alınmasının ardından kapatılmıştı… Numan Özdil’in kurduğu, EGS Holding’in satın aldığı Kanal 1 de, (İzmir TV) TMSF’nin holdinge yaptığı operasyon neticesinde el değiştirmişti. İhaleyle Ahmet Çalık tarafından satın alınan İzmir TV, bu sefer Yeni Asır TV olarak yayın yapmaya başlamıştı. Ama ömrü kısa oldu…

***

Bir şehrin televizyon kanalının kapanmasını herhangi bir işletmenin kapısına kilit vurulmasıyla eşdeğer göremezsiniz… Görünüşte öyle olabilir belki… Ama verdiği mesaj çok daha derindir, düşündürücüdür… Kapanan her yerel basın kuruluşu şehrin ufkundaki daralmayı gösterir aslında… Tüm batılı ülkelerde demokrasi kavramı suya atılan bir taşın etrafında oluşan halkacıklar misali gelişir ve yerleşir… Ve tüm bu halkacıkların odağında “yerellik” bulunur… Yerel demokrasi yoksa, oturmamışsa, yerleşmemişse; ulusal anlamda demokrasi de kör topal ilerler… Yerel demokrasinin olmazsa olmazı ise yerel medyadır… Yerel medyası güçlü şehirlere bakın hepsi ekonomik, siyasi, sosyal vs. her açıdan güçlüdür… Yaptırım sahibidir… Talepleri devletten karşılık bulur… Doğru orantılı olarak, geri kalmış, patlama yapamamış şehirlere baktığınızda ise yerel medyanın son derece güdük olduğunu görürsünüz… Tesadüf değildir bu… Rasyonel düşünürsek, İzmir’in gerilemesi, yerel medyasının cılız kalmasıyla direkt bağlantılıdır… Sebep-sonuç ilişkisidir bu…

***

İzmir’in iki yerel televizyonunun Genel Müdürlüğünü yapmış biri olarak davet edildiğim her konferansta şunu iddia ederim. İzmir’de yerel televizyonculuk “ölü” doğmuştur… İzmir, yerel televizyonların gücünün farkına varamamıştır… Televizyonun gücünü ortaya koyması açısından çok basit bir hesap yapalım… Bugün İzmir’de en çok satan gazetenin 50 bin tiraja sahip olduğunu öngörelim… Çekirdek aileyi baz alarak, her gazeteyi de 4 kişinin okuduğunu… Demek ki İzmir’de en etkili gazetenin ulaştığı kesim 200 bin kişi… Ama televizyon dediğinizde bu durum çok farklı… Hele hele uydu yayınına da geçilmesinden sonra bugün bir yerel televizyon en az izlenen zaman diliminde bile tahminen 1 milyon kişiye ulaşır… Yani bugün bir yerel televizyon, şehrin en çok satan gazetesinin en az beş misli daha etkilidir… Her açıdan… Hele hele Türkiye gibi okuma alışkanlığının olmadığı ülkelerde televizyonların etki alanı yazılı basınla karşılaştırılamayacak kadar fazladır Trajiktir ki, İzmir’de ne reklam veren bu gücün farkındadır ne de şehrin güç odakları… Yerel televizyonlar, şehrin dinamiklerinde hakim olan klasik “gazetede görünme” tutkusunun önüne geçememiştir… Worlwide Television News Yönetim Kurulu Üyesi Robert Sullivan’ın bir saptaması vardır: “Medya silahtır. Bu silahın iyi kullanılması gerekir.” Dolayısıyla İzmir’de ne televizyonlar bu silahı kullanmasını bilmiştir ne de İzmir kamuoyu… Halen de aynı yanılgı sürmektedir…

***

22 yıl önce, İzmir’de özel televizyonların yayına başladığı yıllarda ilgi çok güzeldi aslında… Ama bu, kamuoyunun yeni tanıştığı özel televizyonlara gösterdiği ilginin yerel ölçekteki haliydi… Sonraki yıllarda makas açıldı. Ulusal televizyon kanallarına gösterilen ilgi artarken yerel televizyonların popülaritesi azalmaya başladı… Özellikle 2001 krizi bu bağlamda bir kırılma noktası oldu yerel televizyonlar için… Tüm sektörler ağır bir darbe alırken medya da bu sarsıntıdan önemli bir pay aldı. En büyük çöküntü ise, o yıllarda yeni yeni rüştünü ispat eden yerel televizyonlarda yaşandı… Önemli oranda nitelikli iş gücü kaybı yaşayan yerel televizyonlar ucuz, içi boş ve ilgi görmeyen yapımlarla yayın doldurma yolunu seçtiler… Aynı dönem yerel gazeteler de çok sıkıntı yaşadılar… Bölgesel eklerin bir kısmı kapandı. Kriz sonrasında, hayat normale döndüğünde yazılı basın ve ulusal televizyonlar yaralarını sarmasını bildi. Ama yerel televizyonlar krizle başlayan erozyonda sürüklenmeye devam ettiler… Minimal düzeye indirilen kadrolara takviyeler yapılmadı. Teknolojik alt yapıya yönelik yatırımlar askıya alındı… Kriz öncesi son derece faal bir durumdaki haber merkezlerinin yerini ajans haberciliği aldı… Televizyonların haber bültenleri aynı mutfakta pişen yemekler gibi ajansların geçtiği benzer haberlerle doldu…

***

mavisehirdergisi-uguroral2

Bu erozyona sebep olarak İzmir’in genelde yerel medyasına, özelde ise televizyonlarına sahip çıkmaması gösterilir… Haklılık payı vardır bu serzenişin… “İzmir ekonomisi geriye gidiyor” dendiğinde tepki gösteren isimlere sormak lazım; eğer ekonomi iyiye gidiyorsa yerel medya neden can çekişiyor? Ulusal gazetelerin bölge eklerini genellemenin dışında tutalım… Onlar büyük holdinglerin ekonomik gücünü kullanıyor… Ben hiçbir medya grubuna bağlı olmayan “özerk” medya kuruluşlarından bahsediyorum… Özerk gazete ve televizyonlar neden zor zor ayakta durabiliyor? Reklam geliri haricinde hiçbir kazancı olmayan yerel televizyonlar bugün bu noktadaysa İzmir’in reklam verenlerinin de, reklam ajanslarının da oturup düşünmeleri lazım… İzmir ve Ege sermayeli, bu şehirde faaliyet gösteren şirketler ulusal televizyonlara reklam verirken yerel televizyonlarla çalışma gereği duymuyorlarsa… Evet, bir vurdumduymazlık vardır bu işte. Keza İzmir’in yerel televizyonları kapandığında, satıldığında toplumda hiç kimse sesini çıkarmıyorsa… Evet, bir duyarsızlık vardır bu durumda… Ama iğneyi yerel kamuoyuna, İzmirli reklam verene batırırken; çuvaldızı da kendisine batırmalı biraz sektör… Hangi işadamı geri dönüş alamayacağı bir kanala reklam verir? Sürüsüyle kanal varken insanları yerel televizyonları izlemedikleri için nasıl eleştirebilirsiniz? İnsanlar televizyon izlemez, televizyon kendisini insanlara “izlettirir”! Dolayısıyla gecikmiş özeleştirisini yapması gerekir artık yerel medyanın da…

***

İzmir’in özerk yerel medyasının en büyük handikapı yıllardır “yönetsel anlamda profesyonelleşememek”tir. Özerk sermayeli yazılı ya da görsel yerel medya organlarına dikkat edin,  hepsi “patron” tarafından yönetilmektedir. Bu mantık değişmedikçe İzmir’de yerel televizyonculuk ne yazık ki devrimini gerçekleştiremeyecektir… Türkiye’de gazeteci kökenli medya patronajının son örneği Dinç Bilgin’dir… Bugün ulusal medyada da yerel medyada da basın kökenli patron kalmamıştır… Medyadaki bozulma işte böyle başlamıştır zaten… Zira sektörü bilmeyen, tanımayan patronaj medya alanında yatırım yaparken farklı beklentiler içindedir… Ama ulusal medyada patron bizzat gazetesinin ya da televizyonunun Genel Yayın Yönetmenliğini ya da Genel Müdürlüğünü yapmaz… İzmir’de ise yerel medyada kurumsallaşma yoktur…

***

Yıllar önce, bin beş yüz İzmirli ile yüz yüze görüşme yöntemiyle “yerel televizyon izleyicilerinin beklentileri” başlıklı bir araştırma yaptırmıştım… Bugün o araştırmanın sonuçlarına ve yerel televizyonların içeriklerine baktığımda arada büyük uçurum görüyorum… Bu da birçok şeyi açıklıyor aslında… Bugün, yerel televizyonların dev bütçeli ulusal kanalları kapattırıp kendisini izletebilmesinin tek bir yolu vardır:” İnovasyon” Ulusal bir televizyon kanalının yerele adapte edilmiş bir kopyası olduktan sonra yerel televizyon kanalı olmanın ne anlamı kalır ki? Ulusal televizyon kanallarında bulamayacağı bir şey gördüğünde yerel televizyonlara yönelir izleyici… Bu da şehrini ilgilendiren haberler ve yapımlardır elbette. Bu gerçeği gören yerel televizyonlar izleyici toplayabilirler ancak… Örneğin bir deprem olduğunda ulusal kanallardan önce bunu duyurabilen yerel televizyon gerçekten yerel televizyondur… İzmir’i ilgilendiren bir konuda şehrin liderliğine soyunan, şehrin hakkını arayan televizyon alır kamuoyunu arkasına… Batıda örneğin bir trafik kazası olduğunda yerel televizyonlar anında olay yerinden canlı yayına geçebilirken İzmir’de bunu başaran bir yerel televizyon kanalı var mı? Yabancı ülkelere gittiğimde otelde özellikle yerel televizyonları izlerim… Zaman zaman batılı ülkelerdeki yerel televizyonlarda görev yapan meslektaşlarımla sohbet ederiz… Gördüklerim ve dinlediklerim ışığında İzmir’de yerel televizyonculuğun hala emekleme dönemini atlatamadığı gerçeği acıtır içimi…

***

Ben akılcı bir yönetim ve yayıncılık anlayışıyla pekâlâ bir yerel televizyonun ayakta durabileceğini, para kazanabileceğini iddia ediyorum. İddia etmekle de kalmayıp zamanında bunu başarmış birisi olarak da çuvaldızın ısrarla sektöre batırılması gerektiğini iddia ediyorum… Sektör kendisine çeki düzen vermedikçe, İzmirliler yerel televizyonlarından uzaklaşmaya devam edeceklerdir ne yazık ki… Yazılı basın “Basın İlan Kurumu’na bir şekilde kapağı atayım. Masraflarımı oradan gelecek rutin bütçeye endeksleyeyim” derse okunmayan, satılmayan gazetelere dönüşür yerel gazeteler. Aynı mantıkla  “Belediyelerden  gelecek destek paralelinde yatırım yapayım” diyen bir yerel televizyon da yayın doldurur sadece, izlenmez… Okunmayan bir gazete ya da izlenmeyen bir televizyon ilan alamaz… İlan alamayan bir medya kuruluşu da kapısına kilidi vurur… Dolayısıyla yerel medyanın önceliği “Neden zarar ediyoruz” sorusundan önce “Neden okunmuyoruz” ya da “Neden izlenmiyoruz” sorusuna vermesi gerekiyor…

***

Bugün İzmir’in birçok gazetesi var… Ama kiosklarda göremiyorsunuz bile. Bugün İzmir’in birçok yerel televizyonu var… Ama televizyonlarda kayıtlı kanallar arasında ilk yirmiye bile giremiyor hiçbiri… Aynı İzmir’in futbol takımları gibi… Bir sürü takım var İzmir’de ama hiçbirinin esamesi bile okunmuyor… Yazık… Bir televizyon kapandı, gitti… Bir televizyonun sahibi yıllardır kanalını satabilmek için fırsat kolluyor. Diğerleri ise deyim yerindeyse yoğun bakımda yaşama savaşı veriyorlar… Büyük özverilerle ayakta tutulan o basın kuruluşlarına yazık oluyor… Ama bilin ki asıl İzmir’in “yarın”larına yazık oluyor…

 

Mavişehir ve İzmir'in en sevilen genel kültür, magazin ve güncel hayat dergisi.

8 Comments

  1. yerel televizyoncu

    10 Temmuz 2014 at 16:40

    Uğur Bey beni anımsarmısınız bilmem. Zamanında siz YeniTV Genel Md. ikin sizinle birlikte çalışmıştım.Siz batmış bir tv’yi yeniden ayaklandırıp izmirin en çok izlenen ve çok güzel para kazanan bir televizyonu yapmıştınız.Demekki oluyormuş.yazınızdaki fikrinize katılıyorum düzgün yönetimle pekala yerel televizyon izleyicide reklem da bulur. saygılarımla….

  2. Akademisyen

    11 Temmuz 2014 at 09:26

    Yazıdaki bir cümle bence herşeyi özetliyor: “Televizyon kendisini izlettirir”. Sektörün içinden gelen birisi olarak “tarafsız” bir anlayışla her iki tarafı da (Televizyon-izleyici) sorgulayan yazınızdan ötürü sizi kutlarım…

  3. Kerem Ercan

    11 Temmuz 2014 at 09:32

    Uğur abi, yazını okudum. Haklısın bizim yani İzmirlilerin televizyonlarına sahip çıkması gerekiyor ama nolur söylermisin aynı belgeseli filmi diziyi yüz defa yayınlayan ne zaman açsam aynı şeyleri gördüğüm bir TV’yi neden izleyeyim?

  4. Teoman

    11 Temmuz 2014 at 09:43

    Mahallemizin bir sorunu oluyor,yerel televizyonları arıyoruz.Ne dönen oluyor ne gelen.İzmirin televizyonunda İzmirin bir sorunu haber olmuyorsa…..

  5. Genç iletişimci

    11 Temmuz 2014 at 09:47

    Uğur Bey, keşke deneyimlerinizi bir kitap haline getirsenizde biz iletişim fakültelerinde bu mesleğin eğitimini gören kardeşleriniz olarak okuyup yararlansak

  6. Serap Toköz

    11 Temmuz 2014 at 10:02

    Sizin döneminizde hepimiz SKY TV’yi büyük bir ilgiyle izlemeye başlamıştık.

  7. ORTAC KANATLI

    11 Temmuz 2014 at 10:52

    Sayın Uğur ORAL’ a size aynen katılıyorum, ve İzmir basınındaki haklı ününüzü çok iyi biliyorum.Demokrasi kültürünü geliştirme yolunda, bilinçli oy verme davranışını ortaya çıkarma, çevreye karşı kitlesel duyarlılığının sağlanması, yerel kültürün yeni kuşaklara tanıtılmasında , ve basında tekelleşmenin ortaya çıkardığı bazı sosyo-kültürel problemlerin giderilmesinde yerel basın son derece önemli misyon taşımaktadır..yerel basının zayıflaması, yerel kültürün bütün bu olumlu fonksiyonlardan mahrum kalmasına yol açacaktır. yrd. Doç.Ortaç KANATLI

  8. HZSUNGUR

    11 Temmuz 2014 at 14:47

    Sizin gibi düşünenler ve bu işe gönül vermiş olanlar İzmir’de mutlaka var. Neden formül üretilip çözüme gidilmiyor? bence bunun cevabını bulunursa sorunu çözme de en önemli yol alınmış olur.
    SKY TV de o pırıl pırıl stüdyolarda programları seyrederken kulaklarınız çınlıyordur…

Leave a Reply

Cevabı iptal et

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir